"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

General Rogers’in Evren’e “sözü” gibi

Cevher İLHAN
06 Ağustos 2019, Salı
ABD’nin Suriye’nin kuzeyindeki “güvenli/tampon bölge” dayatması devam ederken, “iktidara ilişik medya”da Trump’ın Erdoğan’a verdiği “söz”le Amerikan Kongresi’nin “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA)”nın uygulanmayacağı beklentisi devam ediyor.

“Erdoğan Trump’ı ikna etti” manşetlerinin ardından Amerikan Dışişleri, Pentagon ve hatta Beyaz Saray’dan savrulan “ABD’nin tavrı değişmedi; Ankara anlaşmayı sürdürürse çok olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalacak” tehditlere rağmen hâlâ Trump’ın sözüne “güveniliyor.”

Malum 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda askerî cuntayı destekleyen ABD ve NATO’ya tepki için NATO’nun askerî kanadından ayrılan Yunanistan’ın pakta yeniden dönüşüne Türkiye uzun süre ciddi tavır koymuştu. Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’ın sonraki yıllardaki “Demirel kuvvetli bir liderdi, çok da dikkatliydi. Asıl zorlandığım konu Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına re-entegrasyonunu sağlamak olmuştu. Gerçi bu sorun daha sonraları kolay çözüldü” sözleri bunu ifade ediyor.

Ve 12 Eylül 1980 darbesinden sonra NATO Başkomutanı Amerikalı General Rogers’in, bir ay içinde Ankara’yı dört kez ziyaret edip “Yunanistan’ın Türkiye’nin AB’yle ilişkilerini engellemeyeceği”ne dair “asker sözü”nü 12 Eylül darbesi cunta lideri Devlet Başkanı Evren’e şifahi vermesiyle Türkiye “veto”sunu kaldırdı ve “kriz çözüldü”! Evren, “Yunanistan’ın NATO’ya karşılıksız ve hiçbir yazılı anlaşmaya bağlı olmaksızın dönmesi”ni General Rogers’ın “asker sözü”ne güvenerek onayladı. Carter’in “kolay çözüldü” dediği husus buydu. 

Nitekim Evren, daha sonra bu kıyağı “asker sözü’ne güvendiğini” söylemekle açıkladı. Ve ilginçtir; NATO’ya dönüp bir yıl içinde AB’ye giren Yunanistan, Türkiye’nin AB’ye girmesini engelledi.

Bundandır ki, “çekiliyoruz” sözünden cayıp Suriye’ye ek asker yığan Trump’ın kapalı kapılar arkasında verdiği “söz”, General Rogers’ın Evren’e verdiği “asker sözü”ne benzetiliyor. 

Ülkeyi badirelere sürükler!

Aslında 12 Eylül askerî darbesi haberinin bazı Yunan gazetelerinde “Türkiye’de darbe oldu; Yunanistan NATO’ya dönüyor” başlığıyla verilmesi, dönemin Yunan Dışişleri Bakanı Miçotakis’in “Harekâttan iki-üç saat önce Türkiye kaynaklı bir mesaj aldım; artık Yunanistan NATO’nun askerî kanadına dönebilecek” iddiasının medyaya yansıması, Yunan Başbakanı’ Rallis’in “Türkiye’ye karşı bir diplomatik zafer elde ettik” ifâdesi kurulan tuzağı açığa çıkarıyor. 

Bu konuda, Carter’in “General Rogers Sayın Evren’le çok yakın dosttu. Tamamen iki askerin dostluğu sayesinde, yıllarca uğraşıp, vaatler ve telkinlerle yapamadığımızı şahsi dostlukla başardı, 12 Eylül darbesi olmasaydı bu mümkün olmazdı” övgüsü çarpıcı. 

Daha da çarpıcısı, bu süreçte Yunanistan’ın 1967’deki askerî darbe sonrası çıktığı NATO’ya -merhum Demirel ve Ecevit hükûmetlerinde Türkiye’nin vetosuyla- dönememesinden ABD’nin çok rahatsız olduğu ve “12 Eylül darbesiyle Yunanistan’ın NATO’ya dönmesinin sağlandığı” haberlerinin Türkiye basınında da yer alması! (Yeni Akit, 6.3.2013)

NATO’ya dönüş “vize”sinden iki yıl sonra Yunanistan’ın “kara sularını 12 mile çıkarma” emrivakisi üzerine, General Rogers’in “Görüştüklerim şimdi iktidarda değil, bir şey yapamam!” çarkı ise darbe ve ara dönemlerde “tek kişi” üzerinden verilen kararların akıbetini ortaya koyuyor.

“Kandırılmaya müstaid şahs-ı vahid”

12 Eylül darbesini “Bizim çocuklar Türkiye’de darbe yaptı” diyerek Carter’in kulağına söyleyen CIA eski Türkiye şefi Paul Henze’nin 2006’da Beyaz Saray’a sunduğu “Türkiye raporu”, “cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” paravanında dayatılan “tek kişilik rejim”in perde arkasını deşifre ediyor. 

Rapordaki “‘Bu şekliyle (parlamenter sistemle) Türkiye’nin Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamıyoruz. Hükûmeti ikna ettiğimizde Meclis; Meclisi ikna ettiğimizde ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor. Eğer ana plânımızda Amerika’nın çıkarı Türkiye’de bir federalizm kurulması ise, bu federasyonun adı bile konulmuşsa, mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, Meclis ve hükûmeti tek elde toplayan başkanlık rejimine Türkiye’de geçilmelidir. Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, Irak örneğinde olduğu gibi bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz” önerisi, başta Meclis ve yargı olmak üzere denetim mekanizmalarını tasfiyeyle “yeni sistem”in maksadını ele veriyor. (www.gundeminiz.com)

Bu durum, küresel zâlim mihrakların, demokrasinin güçlenip gelişmesini istemedikleri “hedef ülkeler”i “tek adam yönetimleri” ile taşeron/maşa olarak “âlet” edip kullanma oyunlarına getirdiklerinin ve ardından da o “âlet”i kırıp atarak “deliğe süpürdükleri”nin açık ikrarı oluyor.

Ve “rey-i vâhid-i istibdâdı (istibdadın tek görüşünü)”, “hevâ ve hevesin tehyîci (tahriki) ile her tarafa çevrilmeye müstaid (teşne), rüzgârın her tarafa çevirebileceği bir ince tel”e benzeten Bediüzzaman’ın beyân ve ikazını teyid ediyor. (Münâzarât, 38-40, 24) 

Okunma Sayısı: 1119
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı