"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Hâkim, 'şu kişi ne der' diyorsa...”

Cevher İLHAN
12 Aralık 2020, Cumartesi

TESBİT 

Adalet Bakanı, Meclis’teki bütçe görüşmelerinde “Yargı, millet adına karar verir, millet adına adaleti tesis eder. Yargı tarafsızdır; milletin tamamına eşit yakınlıktadır. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı; milletin yargıya güvenini artıracak, 'adalet yerini buldu' duygusunu geliştirecek en temel anayasal ilkedir” demiş. (AA, 10.12.20)

Bakan, "Bizim ilkelerimiz; mâsumiyet karinesidir, lekelenmeme hakkıdır, suç ve cezanın şahsiliğidir, âdil yargılanma hakkıdır. Elbette bağımsız, tarafsız, âdil ve iyi işleyen bir sisteminin kilit önemde olduğunun farkındayız. Demokrasinin güçlenmesinde, özgürlüklerin gelişmesinde belirleyici olan yine hukuktur” diye konuşmuş.

Hâkimin "Şu ne der, bu ne der’ değil, dosyadaki delile göre karar verdiğini belirten Bakan, "Eğer 'Şu kişi ne der' diyorsa, o kişi hâkim değildir, savcı değildir, yargı mensubu değildir. Bu anlayışı kim söylüyorsa bu konuda savcılıklara suç duyurusunda bulunmanızı da sizlere tavsiye ediyorum” ifâdesini kullanmış.

Hatırlanacağı üzere daha önce de Adalet Bakanı, “Anayasa Mahkemesi kararları tüm kişileri, kurumları bağlar ve kararlarının gereği yapılır” cümlesini sarfetmişti. (gazeteler, 11.11.20) Ne var ki bütün bunları söylerken, milletvekillerinin yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını dinlememesine karşı, “Adalet Bakanı olarak söz ve telkinde bulunmak benim inandığım hukuka aykırı. Ancak elbette mahkeme kararlarına uyulması Anayasa'nın amir hükmüdür ve mahkemelerden beklenen de budur" diye geçiştiriyor.

Dahası bir yandan “Bu ihlâli yapan hâkimlerin ve savcıların terfisi dikkate alınacak” derken, diğer yandan siyasi iktidarın en üst düzeyde arka çıkmasıyla Anayasayı çiğneyip yüksek mahkemenin kararlarını takmayan hâkimlerin terfi edilip ödüllendirilmesine karşı bütün vebâli kendisinin başkanı olduğu Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) üzerine atıyor. Yargının açıkça “tâlimatlandırılması”na karşı tedbir alacağı yerde “Kimse yargıya tâlimat veremez, hâkimin yerine geçip karar veremez; elinde belge olan varsa savcılıklara başvursun” çağrısında bulunuyor.

Gerçekten, "yargının siyasetin sopası” olarak kullanılması gerçeğine karşı Adalet Bakanı ve HSK Başkanı olarak neden adâletteki çöküşün önünü almıyor?!

GARABET 

“Hâkimler kararları kendileri verirler!”

Gerçek şu ki, Anayasa’nın “hâkim teminatına ve “mahkemelerin bağımsızlığı”nı esas alan 138. maddesindeki “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında hâkimlere emir ve tâlimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve teklinde bulunamaz” hükmü defalarca çiğnendi.

Mesela mâlum daha evvel mahkemenin önündeki bir davada “Bu konuda gerekli tâlimatlarımızı verdik” diyen ve mahkeme kararı olmadan peşinen “teröristlik”le suçladığı Demirtaş hakkında “Ben ümit ediyorum ki yargı – hâkimler Demirtaş’ı tahliye etmez” örtülü ifadeyi kullanmıştı.

Bütün bunlara mukabil Adalet Bakanı, “Yürüyen bir davayla ilgili hâkime tâlimat, tavsiyede bulunarak 'Bu şekilde karar ver' demeyi siz belki düşünüyor olabilirsiniz ama bizim anlayışımızda kararları hâkim ve savcılar kendileri verirler” diyerek âdeta tecâhülü âriflik yapıyor.

Meclis’te milletvekillerinin, Adalet Bakanı ve HSK Başkanı olarak müdahale etmesi uyarısına, “Adalet Bakanı'nın cübbe giyerek ağır ceza mahkemesi başkanını kaldırıp 'O cübbeyi ben giyeceğim, ben karar vereceğim' demesini mi bekliyorsunuz?” diye başka tarafa çekiyor.

Ve bu garabetle Türkiye’de “yargı reformu”ndan dem vuruluyor!

VAZİYET

Gün geçtikçe eriyen iktidar

Bütün kamuoyu araştırmaları ve anketlerde “iktidar partisinin oylarının düştüğü vetirede bu panik ve telâşla “iktidar cephesi”nden “kutuplaştırma” ve “düşmanlaştırma” ile muhalefete, özellikle “millet ittifakı” bileşenlerine politik polemik ve salvolarla saldırıldığı artık bilinen bir gerçek.

Son yapılan bir ankette kararsızlar da dağıtıldıktan sonra gün geçtikçe eriyen AKP’nin oyları yüzde 34’e, MHP’nin yüzde 11.2’e gerilemiş; “cumhur ittifakı”nın oyları yüzde 45.2’de kalıyor.

Mâlum önceki anketlerde de “cumhur ittifakı” oyları toplam yüzde 40’ı aşamamış ve AKP-MHP dışındaki hemen hemen bütün partilerin “millet ittifakı”nda yer alma temâyülünün güçlenmesiyle oluşacak “demokrasi ittifakı”nın yüzde 60’ları bulmuştu.

KISACA 

“28 Şubat’a benzeyen baskı ortamı…”

“28 Şubat sürecinde askeri vesayetin ülkemizi soktuğu karanlığa benzeyen bir baskı ortamındayız şu an. Hatta bugün, eleştiren, muhalefet eden hemen cezaevine gönderiliyor. Şu an bakın ülkemiz âdeta bir düşünce suçluları ülkesi olmuş durumda. Bugünkü iktidar, fikrini beğenmediği vatandaşı, haberini beğenmediği gazeteciyi, twitini beğenmediği öğrenciyi cezaevine atıyor. Evet, 28 Şubat karanlığında inanan insanlara zulmettiler, ama KHK gibi yargı yolunu adeta bertaraf edip çoluk çocuk açlığa mahkûm bırakılmayı bu iktidar döneminde gördük…”

Ali Babacan, (DEVA Partisi Genel Başkanı)

SÖZÜN ÖZÜ 

“Birinci şart-ı adâlet…”

“Mahkemenin hürriyet-i tammesine (tam hür ve bağımsızlığı)” istinâden; hâkim ve mahkeme tarafgirlik şâbesinden müberrâ (uzak - temiz) ve gâyet bîtarafâne bakması birinci şart-ı adâlettir…”

Bediüzzaman, Târihçe-i Hayat, 201-2)

Okunma Sayısı: 3593
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı