"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Libya’ya muhataralı “asker sevkıyatı”

Cevher İLHAN
27 Aralık 2019, Cuma 00:39
Cumhurbaşkanı’nın Tunus ziyaretinde “bir davet olursa tabi ki bunu değerlendiririz, adımlarımızı da buna göre atarız” sözleriyle tekrar gündeme getirmesi ve Yılbaşından sonra Meclis açılır açılmaz ilk işin asker gönderilmesi tezkeresi”nin çıkarılacağını söylemesi Türkiye’nin Libya’ya asker gönderilmesi konusunu gündeme soktu.

Ne var ki Türkiye’nin Libya’yla “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması” anlaşmasını olumlu bulan konunun uzmanları, doğru dürüst tartışılmadan ve muhalefetin mutâbakatı sağlanmadan AKP ve MHP’nin oylarıyla apar topar Meclis’ten geçirilen “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutâbakatı Muhtırası”yla Libya’ya asker sevkıyatının Türkiye’ye yeni bir cephe açacağını peşinen uyarıyorlar.

Türkiye’nin 911 kilometre sınırı olduğu Suriye’de Fırat’ın doğusunda ve batısında Türkiye’nin iki cephede muharip asker bulundurduğu ve çatışmalarla karşı karşıya kaldığı, Irak’ta terörle mücadele için sınır ötesi harekâtların devam ettiği ve Doğu Akdeniz’de her an bir bâdireyle karşılaşacağı kritik süreçte bir “üçüncü cephe” açacağını belirtiyorlar.

“PARALI ASKERLER”LE ÇATIŞMA RİSKİ

Bu vartada Libya’ya gönderilecek Mehmetçiğin, başta Sudan’dan ve Afrika’dan daha önce küresel güçlerin emrinde savaşmış “paralı askerler”in ülkenin yüzde 70’ini güdümünde tutan General Hafter güçlerinin yayında savaşmaya geldiği, başta Rusya olmak üzere birçok ülkenin “güvenlik şirketi” paravanındaki paralı askerlerle çatışmak ve savaşmak durumunda kalacağı kaydediliyor.

Gerçek şu ki, siyasi iktidarın her emrivakisine bir hikmet atfeden, çark edilmesiyle çark edip bu kez yüksünmeden bir gün önceki iddialarını tam tersini hararetle savunan “iktidara ilişik yorumcular”, her ne kadar “angajman gereği” gönderilecek askeri unsurların muharip olmayacağını, eğitim, istihbarat ve danışmanlık gibi lojistik hizmetlerini vereceğini iddia ediyorlar.

Ancak yabancı istihbarat servislerinin cirit attığı, bu ülkedeki rezevlerin üzerine oturup petrolünü hortumlamaya göz dikmiş ifsad şebekeleri güdümündeki şirketlerin sükûn ettiği, 100’den fazla aşiretin iktidar kavgasını verdiği, Türk askerine saldırılması durumunda karşılık verilip çatışmalara girileceğini ve savaşmak durumunda kalacağını söylemeleri iddialarını nakzeden açık bir ikrar oluyor.

O denli ki içine girilen çıkmazda Türkiye’nin savaşacak muharip asker göndermesi yerine Rusların Wagner güvenlik şirketi gibi kurulacak “özel şirketler” paravanında “paralı asker” göndermesi önerilerinde bulunuyor. Hatta bazı eski askerler daha şimdiden buna talip olduklarını bildiriyorlar. Ancak çoğu emperyal güçlerin taşeronu onlarca örgütün birbiriyle çatıştığı, dokuz senedir kargaşa ve iç savaşın sürdüğü ülkede “şirket”in güvenliğinin korunmasının da de Türkiye’ye önemli yükler yükleyeceği ve sonuçta yine Türkiye’yi sıcak çatışmalara karışma durumunda bırakacağı vakıasına doğru dürüst bir açıklama getirilemiyor.

“ASKERİ ÇÖZÜM” DEĞİL, SİYASİ ÇÖZÜM…

Özetle, petrol zengini Körfez ülkelerinin finans sağladığı, başta ABD ve Fransa olmak üzere küresel güçlerin desteklediği, paralı askerlerle savaşan Hafter’e karşı kaos ve kargaşa kıskacındaki ülkeye asker gönderilmesi, Türkiye’yi BM kararlarına aykırı hareketle uluslararası arenAda çok “işgalci” ithamıyla zor duruma düşürür.

Diğer yandan, Libya’ya asker sevkıyatı, Türkiye’nin “Astana süreci”nde işbirliği yapıp Ankara’nın Şam’la diyalogunu yürüttüğü Rusya ile karşı karşıya getireceği, Suriye’deki işbirliğini akamete uğratacağı, Türkiye’yi BM’de zor durumda bıraktıracağı belirtiliyor. En son İdlib müdahalesinde olduğu gibi, yeni göç dalgasıyla aralarına 30-40 bin militanın ve teröristin sızdığı 200 bini mülteci akınına uğrayacağı ikazları yapılıyor.

Bundandır ki, Libya’ya asker gönderilmesi gibi akıbetsiz muhataralı girişimler yerine, Türkiye’nin başta “Astana mutâbakatı”nın garantörü Rusya olmak üzere bölge ülkeleriyle ve başta Mısır, Lübnan, Tunus ve diğer Akdeniz’e kıyıdaş ülkelerle diyalog ve diplomatik adımların atılması, stratejik işbirliğinin yapılması gerekiyor.

Bunun içindir ki Ankara, Libya’da çözümün askerî yollarla sağlanamayacağını belirten AB Komisyonu Sözcüsü Peter Stano’nun önerisiyle, “askeri müdahale” yerine BM tarafından sunulan siyasî ve müzâkere edilmiş önerilere odaklanılmalı; “askeri çözüm”e değil, “siyasi çözüm”e çalışmalı.

Okunma Sayısı: 1357
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    27.12.2019 09:14:11

    İSLAM ÜLKELERİ iç ya da komşu kardeş devleti ile olan ihtilafını çözmek için savaşmak yerine İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI bünyesinde arabuluculuk görev,yapacak bir kurum ile problemlerini çözmeliler.Aksi takdirde DİMYATA PİRİNCE GİDERKEN EVDEKİ BULGURDAN OLMA riski çok çok fazladır. Kardeş kanı dökülmesini önleyecek kişi,devlet idarecisi hem ALLAHIN hemde kullarının taltifini kazanır.Aksini yapan kullardan beddua,yaradanımızdan da ebedi ceza alır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı