"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türkiye’nin hiçbir talebi yerine getirilmedi

Cevher İLHAN
17 Haziran 2021, Perşembe
Aylardır beklenen Erdoğan - Biden görüşmesini “başarı” olarak lanse edip propaganda eden “iktidara iliştirilmiş yandaş medya”nın iddiasının aksine Amerika’nın bütün isteklerini aldığı, buna mukabil Türkiye’nin şikâyetlerinin ıskalanıp taleplerinin hiçbirinin karşılanmadığı açıkça anlaşılıyor.

Vakıa şu ki öncelikle görüşme öncesi Cumhurbaşkanı’nın oldukça iddialı olduğu Biden’in “soykırım iftirası”ndan caymadığı ortaya çıktı. 

Yine Ankara’nın Türkiye’nin 2.5 milyar dolar ödediği S-400’lerin kurulmasından artık vazgeçtiği ve dört yıldır 12 milyar dolar yatırım yaptığı F-35 tedârik zincirinden ve programından çıkarılarak ödemesi yapılan uçakların verilmeyeceği emrivakileri yenilendi. 60 milyar dolara varan ceza kesilebileceği “Halk Bank davası”yla “Cumhurbaşkanı ile âilesinin Amerika ve yurtdışındaki mal varlığının araştırılıp el konulması” şantajından caymadığı teyid edildi. 

Bu arada Trump’un imzaladığı “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA)”yla ağır ekonomik yaptırımların dayatılmasına devam edileceği âdeta tescil edildi.  

DIŞ POLİTİKA FİYASKOSUNUN BEDELİ!

İşin gerçeği, Milli Savunma Bakanı, “S-400’lerin aktif halde olduğu” havasını pompalasa da bu füzelerin elde kaldığı, “Türkiye’nin NATO’ya katkısı ve NATO’nun Türkiye ile işbirliği, F-35’lerden, S-400’lerden çok daha derin ve kapsamlıdır” örtülü ikrarıyla ortada. 

Cumhurbaşkanı, “S-400’ler içinse, düşüncemizi Sayın Başkan’a ifade ettim” diye geçiştirse de, tesbit şu ki bu hususta da hiçbir ilerleme sağlanmamış. Dahası, Amerikalıların S-400’lerin işlevsiz hale getirilip devre dışı kalmasını yeterli bulmaları bir “başarı” olarak çarpıtılıyor.

Her ne kadar “Biden’le birçok alanda işbirliğinde anlaştık, iki müttefike ve stratejik ortağa yakışır doğrudan kanalları etkin kullanmada mutabık kaldık, Türkiye’nin ABD ile çözülmeyecek hiçbir sorunu yok” dese de, Pentagon’un 2021 bütçesinde 200 milyon dolar ayırdığı ve 80 bin militanını silâhlandırdığı PYD/YPG’nin Fırat’ın doğusunda 550 kilometrelik Türkiye sınırında Suriye’den koparılacak “uydu devlet” daha kurdurma plânının kotarılmasına yine seyirci kalındı.

Daha da garibi, Cumhurbaşkanı’nın “Akdeniz’den Karadeniz’e NATO ihtiyaç duyulan her yerde görev almalıdır, sorumluluktan kaçmamak, elini taşın altına koymak” sözleriyle ABD’nin müdahalesiyle Ortadoğu kargaşasının Karadeniz’e taşınmasına “yeşil ışık” yakıldı.

Çarpıcı olan, “Biden’le bir fotoğraf vermek” uğruna Taliban’a kaşı Kabil havaalanını korumak için asker göndermeye “teşne mesajlar”la Türkiye’nin emperyal ecnebilerin işgal ve kirli çıkarları hesâbına bu kez Afganistan’da bataklığa saplanmasını bir matahmış gibi propaganda ediliyor.  

Cumhurbaşkanı’nın “Sayın Biden’a çok açık olarak ABD’nin bize vereceği diplomatik, lojistik, mali destek büyük önem arz ediyor” ifadesiyle “130 milyar dolar” olduğu söylenen “para pazarlığı”yla Mehmetçiğe “Kabil nöbeti” yazılması iktidar mahfillerince bir “başarı hikâyesi” olarak sunuluyor. 

“Tek kişilik yönetim”de Dışişleri’nin dışlandığı, daha düne kadar “darbeci”, “düşman” denilen, “Ey Amerika!” diye rest çekip meydan okuyan hamasetle mâceraya sürükleyen öngörüsüz ve tutarsız dış politika fiyaskosunun bedelinin yine askerin dış görev gönderilmesiyle ödetilmek isteniyor. 

BÖLGESEL İTTİFAK VE İŞBİRLİKLERİYLE…

Belli ki ABD’nin Biden aracılığıyla Türkiye’yi “terbiye etme” ve “hizâya getirme” dayatmasına râzı olunmuş. ABD ile çıkmazdaki bütün problemler “alt komisyon”a havale edilmiş. S-400’den F-35’lere, Doğu Akdeniz’den Suriye’de PYD/YPG’nin Türkiye’nin yanıbaşında “uydu devlet” oldubittisine çözüme kavuşturulamayan bütün krizler bütün ağırlığıyla sahada devam ediyor. 

Bu açıdan Türkiye’nin Amerikan engeline karşı Türkiye’nin Ankara’nın “tek kişilik yönetim”in kıskacından kurtularak caydırıcı etkili diplomasiyle bölgesel ittifakları harekete geçmesi gerekiyor. Suriye’nin bölünüp parçalanmasına karşı Rusya ve İran’la başardığı ve bu ülkede ateşkesi sağlayıp barış ve çözüme zemin hazırlayan “Astana ve Soçi mutâbakatları”nı yeniden canlandırmalı. 

Türkiye’nin uluslararası hukukla Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama ve sondaj hakkını başta Mısır, Lübnan ve Suriye gibi kıyıdaş ülkelerle beraber kullanmaya çalışmalı. 

S-400 ve F-35’te uğradığı haksızlığı, bölge ülkeleriyle oluşturacağı caydırıcı ve ortak inisiyatiflerle, kararlı ve tutarlı politikalarla aşmaya çabalamalı. Rusya ile ilişkileri ilerletmeli; küresel güçlerin Karadeniz’i de hegemonya ve çıkar savaşı alanına dönüştürmesine engel olunmalı.

 “Terörle mücadele”de teröre arka çıkan ülkelerle değil, merhum Demirel’in Baba Esat’la 20 Ekim 1998’de Türkiye ile Suriye’nin topraklarında terör örgütlerine izin vermeyen ve birlikte hareket etme 

taahhüdünü deklâre eden “Adana mutâbakatı” gibi komşu ve bölge ülkeleriyle işbirliğine gitmeli. 

Okunma Sayısı: 1275
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Seyit Ali

    17.6.2021 00:40:14

    Bu ekonomi bu adalet bu itibarla kim seni takar. Sen olsan ciddiye alırmısın .

  • Seyit Ali

    17.6.2021 00:31:13

    Türkiye’nin 2.5 milyar dolar ödediği S-400’lerin kurulmasından artık vazgeçtiği ve dört yıldır 12 milyar dolar yatırım yaptığı F-35 tedârik zincirinden ve programından çıkarılarak ödemesi yapılan uçakların verilmeyeceği emrivakileri yenilendi ise öyle ise toplamda 14,5 milyar doların üzerine bir bardak su mu içeceğiz. Bu para benim param senin paran onun parası her ne ise .... Bunlar günü kurtarma politikaların sonucu vah vah vah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı