"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yargısız infazla “kayyum darbesi”-2

Cevher İLHAN
23 Ağustos 2019, Cuma
Üç büyükşehir belediye başkanının görevden uzaklaştırmasında bir dizi istifham açıkta kalıyor.

Aslında tuhaflık, “suçlamalar”a ilişkin “Bakanlığımıza birçok ihbar, şikâyet ve bilgi ulaşmıştır” cümlesiyle açığa çıkıyor. Zira hukukçular, anayasa ve yasalara göre “terör örgütlerine destek tespit ve deliller”inin yargının kesinleşmiş kararlarıyla belirlenmesi gerektiğini; başsavcılıklar ve ağır ceza mahkemelerince açılan “adli ve idari soruşturmalar” sonuçlanmadan, seçilmişlerin görevden uzaklaştırılmalarının hiçbir hukukî, anayasal ve yasal geçerliliği bulunmadığını belirtiyorlar.  

100 binlerce kamu görevlisinin, isimsiz ihbarlarla, sahte jurnallerle, istihbarat raporlarıyla kamudan ve özel sektörden ihracında, yargısız infazla on binlerce vatandaşın tutuklanmasında olduğu gibi sözü edilen yargısız “suç iddia ve isnadları”nın sübjektif ve mesnetsiz olduğunu bildiriyorlar.  

Bu durumda, mahalli seçimler öncesinde Cumhurbaşkanı’nın “Kayyım atanan yerleri geri alacağız’ diyorlar; benim vatandaşım bunları senin geri almana fırsat veriyorsa biz hemen bunları geri alırız, yine kayyım atarız” tehdidinin devamı olarak ikinci kez görevden alınıp yerlerine kayyım atanmasıyla, demokratik teâmüllere ve hukuk mantığına uymayan bir kanunsuzlukla, halkın irâdesi berhava ediliyor. Cumhurbaşkanı’nın “sandık nâmustur” sözü de çiğnenmiş oluyor.

“KAYYIM REJİMİ”YLE “KAYYIM İKTİDARI”

Özetle, hukuk dışı tepeden dayatma, gerginliği daha da arttırarak, toplumsal ayrışmayı, kamplaşma ve kutuplaştırmayı, ötekileştirip düşmanlaştırmayı tetikliyor. Barış içinde bir arada yaşama eksenini kırıyor, demokratik hukuk devleti idealine olan inancı daha da zayıflatıyor. 

Hukukun üstünlüğünün yok sayıldığı, darbe ve ara dönemlerin dayatmasıyla seçimle gelenin seçimle değil kayyımla gittiği, sandığın ve seçimin anlamını kaybettiği vartaya düşülüyor. “Kayyım rejimi”yle “kayyım iktidarı” yorumlarına hak verdiriyor. 

En vahimi de daha beş ay önce Adalet Bakanlığı adli sicil kurulları ve savcılıklardan “temiz kağıdı” alan, YSK’nin seçimlere girmelerini onaylayıp seçim sürecinde propaganda yapmalarını uygun gördüğü seçilmiş belediye başkanlarının “ihbar, şikâyet ve ulaşan bilgiler”le peşinen “suçlanıp” görevden uzaklaştırılmalarıyla, milletin birliğine ve bütünlüğüne dinamit atılması. 

Terör örgütünün ekmeğine yağ sürülüp istismara açık hale getirilmesi; içte ve dışta ülkenin bütünlüğü ve milletin birliğine kasteden ifsad şebekelerinin propagandalarına ve küresel emperyal işgalci mihrakların müdahalesine fırsat tanınması. 

Tesbit şu ki, 31 Mart seçimleri sürecinde “iktidar cephesi”nin oylarını bloke etme hesâbıyla ötekileştiren, düşmanlaştıran, “kimlik siyaseti”yle kitleleri kamplaştırılıp kutuplaştıran, hakaretâmiz karalama kampanyalarıyla siyasî rakiplerini ve muhalefeti “zillet ittifakı”, “gayr-ı millîlik”, “teröre destek” ve hatta “hıyânet” ithamlarıyla tahkir eden iftiraların savrulduğu muallel süreç devam ediyor.

Ve Bediüzzaman’ın “şimdiki siyaset-i hâzırada particilik taraftarlığıyla, (…) gayet dehşetli bir kin ve adaveti damarlara dokundurup kin ve garaza ve mukabele-i bilmisile mecbur ediliyor. Bu ise, hayat-ı içtimâiyeyi tamamen zîr ü zeber (altüst) eden bir zehirdir. Ve hâriçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlamaktır” ikazıyla toplumsal barış ve birlik tahrip ediliyor. (Emirdağ Lâhikası, 393)

NİÇİN YARGININ KARARI BEKLENMEZ?

Gerçekten, daha birkaç ay önce seçilen belediye başkanları ve belediye meclisi üyeleri, eğer suçlu idilerse devletin resmi kurumlarınca seçime katılmalarına neden resmen onay ve izin verildi?

Sormak lâzım, neden öncelikle yasal işlemlerle gerekli “tedbirler” devreye sokulmaz; niçin demokrasi ve hukuk içinde “terörle mücadele” edilmez de, her defasında bu tarz tartışmalı emrivakilere ve muhataralı sapmalara sapılır? Niçin yargının kararı beklenmez?

Terörle mücadele meşruiyet içinde kalarak, iddialar için yargıya müracaatla suiistimale ve istismara fırsat verdirmeyecek tarzda verilmeli değil mi?

Aksi halde tehdit ve korku pompalayarak, siyasi rakiplerini “sindirme” maksatlı hilelerle bir neticeye varılamadığı gibi terörle mücadelede de bir netice alınamadığı, dahası terörü daha da azdırdığı yakın tarihin acı ve akıbetsiz olaylarıyla ortada. 

Okunma Sayısı: 1504
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı