"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

YSK’ya güven kalmadı, hukuk leke aldı...

Cevher İLHAN
17 Mayıs 2019, Cuma
Türkiye’de seçimlerin yönetimi, Yargıtay ve Danıştay’dan gelen hâkimlerden oluşan, hiçbir siyasi baskı ve tesir altında kalmayıp bağımsız ve tarafsız bir yüksek yargı mercii olması gereken YSK’ya verilmiş.

Anayasanın “mahkemelerin bağımsızlığı”na dair 138. maddesinde “Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa, kanun ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve tâlimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz” hükmü var.

Bu bağlamda, Anayasanın 79. maddesiyle “Seçimler, yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır” esasıyla “seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim sürecinde ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama…” görev ve yetkisi YSK’ya tevdi edilmiş.

KARARLARININ TERSİNE “KARAR!”

Ne var ki, 31 Mart seçimlerinde yasadaki açık hükme rağmen milyonlarca “mühürsüz zarf”ın tam da sandıkların açıldığı saatte “geçerli” sayılması garabetinde olduğu gibi, son seçimde, “sandık kurullarının kanuna aykırı” teşkiline dair verdiği çelişkili “kararlar” ve özellikle iktidar partisi ve destekçisi partinin hemen hemen bütün itirazları lehine karar verilmesi YSK’ya itimadı bütünüyle zedeledi.

Adaylık sürecinde peşinen savcılıklardan “iyi hal kağıdı” alıp, ilçe ve il seçim kurullarından ve YSK “izin” ve “onayı”yla girdikleri seçimi kazanan belediye başkanlarının hukukta hiçbir kıymeti olmayan tamamen gizli istihbarat jurnallerine, sahte ihbarlara ve delilsiz isnadlara dayanılarak “KHK’le ihrâç edildikleri” gerekçesiyle mazbatalarının verilmemesi, dahası “seçimi yenilemek” yerine yüzde 70 oyla kazanan başkanların mazbatalarının alınıp ikinci sıradaki yüzde 15 oy alan iktidar partisi adaylarına verilmesi skandalı YSK’nin tarafsızlığıyla güvenilirliğini ortadan kaldırdı.   

Bu bakımdan, AKP’nin “sandık kurullarının oluşumunun usulsüz olduğu” iddiasıyla İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali istemiyle yaptığı başvurunun görüşüldüğü 6 Mayıs tarihli beş saatlik kritik YSK toplantısındaki -medyaya da yansıyan- ikazlar önemli.

Öncelikle “seçim takvimi”nde, “sandık kurullarının usulsüz oluşturulduğu” gerekçesiyle “tam kanunsuzluk” itirazının ancak 2 Mart 2019 tarihine kadar yapılabileceğinin YSK’ca açıklandığı hatırlatılarak, bu tarihe kadar sandık kurullarının oluşumuna itiraz edilmeyip seçim gününden sonra yapılan itirazların kabul edilmesi tenâkuzunun vurgulanması kayda değer.

Keza YSK’nin Samsun Atakum ve Erzurum Pasinler’le ilgili “Sandık kurullarının öncelikle o yerleşim yerindeki kamu görevlilerinden oluşması gerekir; sayı yetersiz kalırsa seçim çevresinde görev yapan kamu görevlilerinden oluşturur, bu sayı da yetersiz kalırsa il ve ilçe seçim kurullarının uygun bulduğu isimlere bu görevi verebilir” kararlarına atıfla “Şimdi ne değişti? Bu kararlarımız ortada iken bugün bunun tersi karar alabilir miyiz?” soruları çarpıcı.

Yine “18 Nisan’da Bursa Mustafakemalpaşa ilçesi için oybirliğiyle verdiğimiz kararı unuttuk mu? İyi Parti’nin sandık kurulu başkanlarının aynı zamanda Mustafakemalpaşa belediyesinde görevli olduğu gerekçesiyle yaptığı itiraz başvurusunu reddetmedik mi? Üç hafta önceki kararımıza bugün nasıl ters düşeriz?” yakınmasıyla “Yapmayınız, kurulumuz büyük darbe alır!” uyarısı dikkat çekici.

“HANGİ HUKUKÎ VE MANTIKİ GEREKÇEYLE?” 

Aslında bir hâkimin, “Aynı sandıkta ve aynı zarfta büyükşehir ve ilçe belediye başkanları ile belediye meclis üyesi ve muhtar adaylarına dört oy veriliyor. Şimdi biz YSK olarak, hangi hukukî ve mantıki gerekçeyle aynı zarflardan çıkan üç seçim sonucunu geçerli kabul edip, sadece birinin sonucunu iptal edeceğiz? Bunu halka anlatamayız. Yasacılık mı oynayacağız? Kimi inandırabiliriz? Hukuk leke alır…” uyarısı çıkmazı deşifre ediyor.

Hukukçuların tesbitiyle, yaman çelişkili “iptal”, “yargıya güven”in sıfırlandığı süreçte, YSK üzerinden” yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını berhava ediyor.

Yazık değil mi? Siyasi rant ve çıkar uğruna değer mi?

Okunma Sayısı: 1346
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı