"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İmrozdan ayrılış ve ilk görev

Durmuş Ali İnci
16 Eylül 2026, Çarşamba
Bir sevda idi öğretmen olmak -21

1970 Haziran’ının ilk günlerinde İmroz İlköğretmen Okulu’ndan mezun olduk. Üç yıl önce büyük ümitlerle geldiğimiz okuldan şimdi birer öğretmen olarak ayrılıyorduk. Okul birincisi olmak ve yaş kütüğüne altın çiviyi çakmak, hepimizin gönlünden geçen büyük bir gururdu. Ben de çok istemiştim. Fakat sadece çalışmak yetmiyordu. 6/A şubesinde, okuduğu bir sayfayı iki defa görmekle adeta fotoğraf gibi hafızasına kaydeden bir zekâ tarlası vardı. Altın çiviyi çakmak, hediyelerle tebrik edilmek ona nasip oldu.

Zekâyı aşmak mümkün değildi. Çünkü o, Allah’ın yaratılışta verdiği bir üstünlüktü. Ama yine de çok sevinmiştim. Çünkü okul birincimiz Mustafa Ali Kahraman, Allah rahmet eylesin, hem yakın arkadaşım hem de Akhisarlı hemşehrimdi. Ramazanlarda bavul odalarında birlikte sahur yapmış, sakladığımız soğumuş yemekleri birlikte kaşıklamıştık.


Okul birincimiz rahmetli Mustafa Ali Kahraman

 

Öğretmen okullarında bir de “Yaz Çalışmaları” vardı. Sınıfını doğrudan geçenler haziranda, ikmale kalanlar ise ağustosta bu çalışmalara katılırlardı. Roman okumadan çevre incelemelerine, topluca denize gitmekten çeşitli kurslara kadar pek çok etkinlik yapılırdı. Haziran sonunda diplomalarımız, atamalarımız yapılmak üzere Millî Eğitim Bakanlığına gönderildi.

Artık İmroz’daki üç yıllık eğitim ateşimizin kıvılcımları Anadolu’nun en ücra köşelerine yayılacaktı.

Ayrılık vakti gelmişti. Aynı ailedeki kardeşlerden daha samimi dostluklar kurduğumuz arkadaşlarımızdan ayrılıyorduk. Fakat kader-i İlâhî, bu muhabbet erlerini birbirinden çok uzaklara savurmadı. 28 Mart 1970’te meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki Gediz depremi, Kütahya ve çevresinde büyük bir öğretmen açığı meydana getirmişti. Mezun olan yaklaşık 240 arkadaşımızın büyük çoğunluğu Kütahya bölgesine atandı. Böylece İmroz’dan ayrıldık ama birbirimizden kopmadık.


Sınıf arkadaşım Halit Akçay- Ben Durmuş Ali İnci

 

İlçeden ilçeye, köyden köye birbirimizi ziyaret ettik. Maaş almak için ay başlarında ilçelerde buluşuyor, hasret gideriyorduk. Kimi zaman motosikletle, kimi zaman atla, çoğu zaman da yaya olarak arkadaşlarımızın yanına gidiyorduk. Kütahya’da âdeta bir İmroz rüzgârı esiyordu.

Kalplerimiz, gönüllerimiz, tavrımız birdi. Okulda öğrendiğimiz şarkılar bile birdi. Alişan Hocamızın öğrettiği Harmandalı, Tavas Zeybeği ve Sivas Halayı, Kütahya’nın köylerinde yeniden hayat buluyordu.

Teftiş için gelen müfettişler bile bizden bize selam götüren habercilerimiz olmuştu. Yıl sonunda stajyerliğin kaldırılması için yapılan imtihanlarda ve hazırlanan stajyerlik dosyalarında Kütahya’ya unutulmaz bir başarı yaşatmıştık.


Sınıf arkadaşlarım ile birlikte...

Benim nasibim ise Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Karcık Köyü idi. İmroz’da başlayan öğretmenlik sevdamın Anadolu’daki ilk durağına şimdi gidiyordum.

—DEVAM EDECEK—

Okunma Sayısı: 182
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı