Gazeteler başta olmak üzere her türlü medya vasıtasına sansür uygulanması ve bu konunun tartışılması çok eskilere dayanır. Bununla birlikte bazı dönemlerdeki sansür, başka bazı dönemlerdeki sansür uygulamasını adeta mumla aratır.
Darbe dönemlerinde de sansür uygulamalarının en çarpıcı örneklerine şahit olunmuştur. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında bazı komutanların ya da onların adına hareket edenlerin gazete merkezlerini arayarak belli başlı haberleri yayınlamaları gerektiğini söyledikleri hep anlatılır. Zaten öyle dönemlerde gazeteler de başlarına bir iş gelmemesi için çok ihtiyatlı hareket ederek bir bakıma gönüllü sansür uygulamalarına imza atmışlardır. Darbe dönemlerinde yayınladıkları haberler sebebiyle kapatma cezası alan gazetelerin olması buna en çarpıcı örnektir.
Günümüzde medya vasıtaları çok çeşitlendi. Artık gazetelerden ziyade sosyal medya gündemde ve sansür de daha çok bu ‘hesaplar’a uygulanıyor. Şahıs ve kuruluşlarını hesaplarının kapatılması an meselesi. Bu konudaki rakamlar ülkemizin git gide “sansür sokağı”na sürüklendiğini akla getiriyor.
Gazeteci milletvekili olan Utku Çakırözer’in hazırladığı basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlalleri içeren rapora göre, gazeteciler eylül ayında en az 50 kez hakim karşısına çıktı, yaklaşık bin 350 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Çakırözer, “Sansür artık istisna değil, sistematik bir yönetim biçimine dönüşmüş durumda. Basın özgürlüğü önündeki ihlalleri her geçen gün büyütüyor. Halkın haber alma hakkı engelleniyor. Basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Basın özgür değilse demokrasi de gelmez” değerlendirmesinde bulunmuş. (ankahaber.net, 11 Ekim 2026)
Rapora göre son günlerde gazetecilerin, ekonomistlerin, hak savunucularının, akademisyenlerin ve vatandaşların sosyal medya hesapları ile basın kuruluşlarına ve haberlere yönelik erişim engellerinin arttığı belirtilmiş. Eylül ayında çok sayıda gazetecinin sosyal medya hesapları erişime engellendi. Ekonomi alanında yorum yapan bazı uzmanların sosyal medya hesapları da aynı şekilde erişim engeli getirilen hesaplar arasında yer almış. Yine aynı rapora göre çok sayıda hak savunucusu derneğin ve meslek örgütünün hesaplarına da erişim engeli getirilmiş durumda. Hatta erişim engellerini belgeleriyle raporlayan bazı kuruluşların sosyal medya hesapları da erişime engellenmiş.
Engellenen hesapların ekseriyetinin iktidarı eleştiren hesaplar olması dikkat çekici. Her konuda olduğu gibi bu konuda da “adalet”le hareket edilmediği akla geliyor.
Türkiye’yi idare edenler ellerindeki yetkili yanlış yönde kullanma alışkanlığından vazgeçmeli. Açıklık, şeffaflık ve adaletle hareket etmek Türkiye için çıkış yoludur, unutulmasın...