"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vatandaşın kemeri

Faruk ÇAKIR
10 Ekim 2026, Cumartesi
Kamuoyunda tartışılan haberlere göre her üç kişiden biri, alışveriş yaparken “en ucuz”u seçip onu satın alıyormuş.

Bu durum hem vatandaşın alım gücünün eridiğini hem de kemerlerin iyice sıkıldığını gösterdiği şeklinde yorumlanmış.

Elbette her pahalı ürünün kaliteli olduğu söylenemez. Bazen de değişik reklam ve “desinler” anlayışı sebebiyle kaliteli olmasa bile ‘marka’ları tercih edenler de olur. İsrafa kaçmamak ve harcama yaparken tasarruflu hareket etmek gerekir; ancak ülkemizde yaşanan “kemer sıkma” hadisesi biraz daha farklı. 

Kemerlerin sıkılması ve israftan uzak durulması mutlaka gerekir, fakat önemli olan kemerleri kimin sıkacağıdır. Devletin kemer sıkmadığı ve israfta ölçü tanımadığı bir dönemde vatandaştan kemer sıkmasını beklemek sosyal adaletle izah edilebilir mi?

Açıklamalara göre harcamalarını ciddi biçimde kısanların oranı yüzde 43’e yükselmiş. Geçen yıl gıda ve temizlik gibi temel ihtiyaçlarda tasarruf sınırlı kalırken, bu yıl kemer sıkma tüm harcamalara yayılmış. Artık her 10 kişiden 9’u ‘yanlış tercih’den korktuğu için artık ‘müşteri yorumu’ okumadan alışveriş yapmıyor. Ayrıca ‘beyaz yaka’lıların ağırlıkta olduğu kesim ise hayat standardını korumak için borçlanma yoluna gidiyor.

Veri ve veri teknolojileri uzmanı Akan Abdula, perakendede Temmuz ve Ağustos aylarının zor geçtiğini, Eylülde de beklentilerin karşılanmadığını vurgulayarak, geçen yıl ekonomik krizle boğuşan vatandaşın, şartları kabullenip harcama düzenini değiştirdiğini söylemiş. Türkiye genelinde yaptıkları araştırmayla tüketicileri dört gruba ayıran Abdula, “Özellikle iki grup eve kapanmış yüksek tasarrufa geçmiş. Harcamalarını geçen yılla aynı tutmaya çalışanlar ve ‘direnişçiler’ dediğim; harcamasını geçen yılın da altına indirmeye çalışanlar (var). Bu 45 milyon kişi harcama yapamıyor demek” ifadelerini kullanmış. Araştırmanın fon krizi etkisini içermediğini de hazırlatan Abdula, ‘Bu süreç yalnızca doğrudan etkilenen yatırımcılarla sınırlı kalmayacak. Etkinin tüketiciler ve şirketler üzerindeki yansımalarını görmek için yeni ölçüm yapmadan önce bir süre beklemeyi tercih ettim’” demiş. (Nefes, 8 Ekim 2026)

Kemer sıkmayan ve devlete de kemer sıktırmayanların aldığı kararların neticesi vatandaş aşırı kemer sıkma durumunda kalıyor. Elbette vatandaş da israf etmesin, tasarruflu hareket etsin; ama “kemer sıkma”da öncelik “karar alma makamında olanlar”da ve devlette olması gerekmez mi? Devletin bir miktar kemer sıkması, yaptığı bir israftan geri adım atması belki de 20 ya da 30 milyon kişinin kemer sıkmasından daha faydalı, gerekli ve isabetlidir.

İdarecilere seslenelim: Hem sizler kemer sıkın hem de alacağınız kararlarla “devlet”e kemer sıktırın.

Okunma Sayısı: 166
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı