"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Herkes sizin gibi düşünmek zorunda mı?

Faruk ÇAKIR
13 Ekim 2026, Salı
Birileri yine ellerine “balçık” alıp güneşi sıvamaya çalışıyor. Oysa herkes bilir ki “Güneş balçıkla sıvanmaz.” Yani, herkesçe bilinen gerçeklerin yalanla yahut hileyle örtbas edilmesi mümkün değildir.

Müfteriler, değişik iftiralar atarak Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerini ve onun telif ettiği Risale-i Nur eserlerini karalama yarışına girmiş durumda. İddiaları daha doğrusu iftiraları tekrarlamaya hacet yok, çünkü Risale-i Nur meydandadır ve bu meydanda olma hali de sadece bugüne ait değildir. Risale-i Nur eserleri telif edildiği günden bu yana herkesçe bilinir, okunur ve istifade edilir. Dolayısı ile bilinmeyen bir şeyden bahsediliyormuş gibi açıklamalar yapılmasının bir anlamı yoktur. Hem bu iddiaları ileri sürüp çeşitli iftiralarla Bediüzzaman’ı karalamak isteyenler bilmiyor ki o hiçbir zaman şahsını öne çıkaran bir âlim değildir. Hatta, şahsını mübârek ve makam sâhibi zannedip onu ziyaret etmek isteyenlere “o kapı dahi kapalıdır” der ve şöyle devam eder: “Çünkü ben kendimi beğenmiyorum, beni beğenenleri de beğenmiyorum. Cenâb-ı Hakk’a çok şükür, beni kendime beğendirmemiş.” (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, s. 575) 

Dolayısı ile Bediüzzaman’a ve Risale-i Nur’a iftira atmak boşuna bir gayrettir.

Müfterilerin unuttuğu bir nokta daha var: Bu eserler telif edildiği yıllarda her türlü “inceleme”den geçmiş, değişik iddialarla mahkemelerde yargılanmıştır. Neticede hak yerini bulmuş ve Risale-i Nur’u üfleyerek söndürmek isteyenlerin kendi fikirleri sönmüştür. Zaten Risale-i Nur’un okunması, kök salması buna en büyük delildir. 

Esasında Risale-i Nur kendi hizmetini yapar, kendisine sahip çıkacak elleri bulur ve şimdiye kadar da bulmuştur. Çünkü bu eserler Kur’ân’ın asrımızın ihtiyaçlarına cevap veren bir tefsiridir. Dolayısı ile müfterilerin iftiralarından kimsenin de korktuğu yoktur. Bu müfteriler Risale-i Nur’daki izahlara itiraz edip bu noktadan kendilerine taraftar bulabiliyorlar mı? Risale-i Nur eserlerinin okunmasını istemiyorlar çünkü bu eserler gençlerin imanını kurtarıyor ve onların kurdukları tuzakları boşa çıkarmış oluyor. 

Bu müfterileri sormak gerekmez mi: Herkes sizin gibi düşünmek zorunda mı? İstiyorlar ki Türkiye’deki ve belki de dünyadaki herkes onlar gibi düşünsün. Hadiselere onlar gibi bakmayan, onlar gibi düşünmeyen ve onlar gibi yaşamayanları kendilerince karalama yoluna gidiyorlar. Artık günümüzde ve çağımızda bu mümkün değil. Bir asırdır Risale-i Nur meydandadır ve imanları kurtarmaya devam ediyor. Müfterilerin bu gayretleri de neticesiz kalacak ve bundan önce olduğu gibi Risale-i Nur hizmetine devam edecektir.

Talebesi Abdulkadir Badıllı Ağabeyin “Üstad’ın bu mealdeki sözlerini ben şahsen ismi geçen zatlardan dinlemiştim” dediği bir müjdeyi de aktaralım: “Kardeşlerim! Risale-i Nur bu vatana hâkimdir. Mason ve komünistlerin belini kırmıştır.” (Mufassal Tarihçe-i Hayat, c. 3; Ayrıca bkz. Bilinmeyen ‘Taraflarıyla Said-i Nursi 6. Baskı s.41)

Demek ki müfteriler, kırılan bellerinin hıncını almak için iftiralara devam etmek niyetindeler. Ama boşuna... Beli kırılanların ayakta kalması mümkün olur mu?

Okunma Sayısı: 174
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı