"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Depremle iç içe

Faruk ÇAKIR
07 Mart 2021, Pazar
Millet olarak ‘en önde, birinci sırada’ olmakla övünürüz, ama bazı sıralamalar var ki önde olmak değil, liste gerisinde olmak daha iyidir. Hak, hukuk ve adalet sıralamasında önde olmakla övünelim, fakat meselâ ‘deprem kaynaklı can kayıplarında ilk sırada’ olmakla övünmek mümkün olur mu?

Açıklanan rakamlara göre Türkiye, ‘deprem kaynaklı can kayıplarında ilk sırada’ yer alıyor ve 7 milyon bina yıkılma riski altında. Ayrıca ülkemizde yaşayan nüfusun yüzde 71’i de yine deprem riski olan şehirlerde yaşıyor. Şimdi böyle bir tablo karşısında telâş etmemek, tedirginlik duymamak doğru mudur?

Türkiye’de geçen yıl Elazığ, Bingöl’de ve İzmir’de ölümlerle sonuçlanan üç deprem meydana geldi ve toplamda 168 kişi vefat etti. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi’nin tesbitlerine göre 2020’de meydana gelen bu depremlerdeki can kayıpları ile Türkiye, dünya genelinde ilk sırada yer almış ve genel sıralamada da üçüncü olmuş.

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, şöyle demiş: “Deprem olduktan sonra değil, olmadan önce harekete geçmeli. Türkiye’deki can kaybını azaltıcı önlem alınması gerekiyor. Deprem olmadan önce, insanların riskli yerlerde yaşamasını önlemek gerekiyor.” 

Türkiye, 5,5 ve üzeri büyüklükte deprem meydana gelme ihtimali olan yaklaşık  ‘500 diri fay’ın bulunduğunu belirten TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Aykan ise, 2020 yılında deprem sebebiyle bütün dünyada 201 kişinin vefat ettiğini ve bu kişilerden 168’inin Türkiye’den olduğuna dikkat çekmiş.

Deprem ve benzeri afetlerin ne zaman ve nerede meydana geleceğini tesbit etmek mümkün değil. Bununla birlikte büyük ölçüde tedbir almak mümkün. Japonya gibi ülkelerde, ülkemize nispetle daha sık ve daha büyük ölçekte depremler meydana geldiği halde ölüm nispetinin az olması alınan ‘tedbir’lerle ilgili değil mi? Sağlam zeminlerde ve sağlam binalarda ikamet edilmiş olsa can kayıpları azalmaz mı?

Hele hele 1998’de “Büyük Marmara Depremi”ni yaşayan ülkemizin bunca can kaybına rağmen depreme karşı gerekli tedbirleri almamış olmasını izah etmek mümkün değil. Deprem sonrası yeni vergiler ihdas eden ve ‘geçici’ olan bu vergileri ‘kalıcı’ hale getiren idarecilerimizin, tedbirler söz konusu olduğunda ‘duymaz, bilmez ve görmez’ tavrı sergilemesi anlaşılabilir mi?

Depreme karşı alınacak tedbirlerin partisi, pırtısı, sağı, solu olmaz. Çünkü deprem meydana geldiğinde herkes mağdur oluyor. 7 milyona yakın binanın yıkılma riski yaşadığı bir ülkede ‘hiçbir şey yok’muş gibi davranılması akılla ve iz’anla izah edilebilecek bir durum değil. 

Başka bazı işler ertelenebilir, ama depreme karşı alınacak tedbirlerin ertelenmeye tahammülü yoktur. Bugün çalışmalar başlasa belki 10 ya da 20 yılda daha sağlam, daha güvenilir binalara ve şehirlere kavuşmak mümkün olur. Kaybettiğimiz yıllar için ağıt yakılsa yeridir vesselâm.

Okunma Sayısı: 1321
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı