"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dertler konuşulsun ki çare bulunsun

Faruk ÇAKIR
22 Temmuz 2019, Pazartesi
Türkiye’yi idare edenlerin en büyük hatalarından biri de, sadece kendilerini öven medyaya destek olmaları ve itiraz eden her sesi susturmak istemeleridir.

Muhtemelen böyle bir tesbite itiraz eden tarafgirler olacak. Onlara göre ‘filan filan gazete ya da televizyon kanalları iktidara muhalif oldukları halde yayınına  devam ediyorsa’ ülkemizde basın hürriyeti vardır.

Değil basın hürriyeti, muhalif hiçbir düşünceye tahammül edilmediğinin onlarca, hatta yüzlerce misali vardır. Bir defa siyasette muhalif düşüncelerin de olması gerektiği en başta kabul edilmiyor ki. Onlara göre herkes iktidarın yaptığı işleri alkışlamak  durumunda. İtiraz edenlere mümkün olan en ağır ithamlarda bulunulmuyor mu? Yani, iktidarın yaptıklarını alkışlamak şart, itiraz etmek ise düşmanlık olarak yorumlanıyor. En baştan en sona kadar bu kanaat pekiştirilmeye çalışılıyor. İktidarın ‘iyi’ dediğine iyi, ‘kötü’ dediğine kötü demek vazife addediliyor. Hem de her konuda.

Geçen gün bir ahbabımız, “S-400 konusunda ne düşünüyorsun? Bu silâhı almakla çok iyi ettik değil mi?” diye sordu. Cevaben, “İşin ehli değilim. Ne getirip ne götürdüğü iyi hesaplanmalı. Diplomatik kanallar kapatılmamalı. Ürküttüğümüz kurbağaya değmeli. Pencereden seyretmek daha uygun” benzeri cevaplar verdik. Gözü kapalı olarak S-400 kararını savunmamızı isteyen  ahbabımız bu cevaplardan memnun olmadı ve “Nasıl olur da böyle önemli bir konuda ‘pencereden seyredelim’ dersin” diye çıkıştı. Kanaatimizce bunun sebebi şu olmalı: Sabah akşam belli TV kanallarını izleyen, iktidarın yaptığı her açıklamasını ‘en doğru’ kabul eden ve itirazları ‘düşman açıklaması gibi’ gören bir anlayış yerleştirilmek isteniyor. Ahbabıma ayrıca, “Daha önce bunca  silâh alındı, gemi alındı vs. Onlarla ilgili de görüş beyan etme ihtiyacı hissetmedim. Şimdi niçin taraftar ve tarafgir olmamız bekleniyor ki? Prensip olarak hadiseye bakmak gerekir ve bir adım değil, bin adım sonrası düşünülmeli” dedim. İkna olmadıysa da susmayı tercih etti.

Konuşan, dertleri, problemleri gündeme taşıyan herkesin kınandığı, ötekileştirildiği bir süreçten geçiyoruz. Dün dost olanlar, en küçük itirazlar sonrası birbirlerine düşman gibi davranıyorlar. Bu tablo Türkiye’nin hayrına değildir. İktidarın her yerde, muhalif fikirlerin ve muhalefetin demokrasilerde olduğunu ne zaman kabul edeceğiz? Bırakın dertler konuşulsun ki çareler bulunsun. Her konuşanı damgalamak en başta iktidar partisine zarar verir, ama idareciler bunun farkında değil maalesef.

Geçen gün eski başbakanlardan biri konuştu ve ona mikrofon uzatan, fikirlerini beyan etme imkânı sunan üç gazeteci işlerinden oldu. Böyle bir hadise hür ve demokrat bir ülkede yaşanır mıydı? Denilebilir ki “Serbest piyasa var. Üç gazeteci işsiz kaldı diye niye iktidar sorumlu olsun? Belki ‘patron’ları başka bir sebeple işlerine son verdi?”

Tabiî ki böyle bir ihtimalin olması da söz konusu olabilir, ama önemli olan bu haber, bu adım ve bu bilgi sonrası Türkiye’yi idare edenlerin takındığı tavırdır. Türkiye’yi idare edeler “Bu yapılan medya bağımsızlığına uymaz. Kim yaptıysa kınıyoruz. Bundan dolayı bizi itham edenlere hodri meydan diyoruz. Biz öyle bir şey yapmayız. Medya hürriyeti temel değerlerimizdir” dese ve buna göre işler yapılsa bir anlamı olurdu. Ama üç gazetecinin böyle bir program sonrası işsiz kalması ve Türkiye’yi idare edenlerin hiçbir şey olmamış gibi davranması şüpheleri çoğaltıyor.

Türkiye’yi idare edenler sadece yanlış yapmıyor, yaptıkları yanlışlarda ısrar da ediyor. Tabiî ki bu yanlışlar son tahlilde onların da kaybetmesiyle neticelenecek...

Okunma Sayısı: 1280
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı