"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğu Türkistan’ı unutmak

Faruk ÇAKIR
31 Mart 2021, Çarşamba
Çin’in Doğu Türkistan’da yaşayan Müslümanlara yaptığı haksızlık, zulüm ve işkence belki Çin’e Çinli idarecilere yakışır; ama bu zulme, bu haksızlığa, bu adaletsizliğe Türkiye’nin sessiz kalması hiçbirimize ve idarecilerimize yakışmaz.

Ortada inkâr edilmez bir gerçek var: Çin, Doğu Türkistan’da yaşayan insanlara, Müslümanlara en hafif tabiriyle haksızlık ve adaletsizlik yapıyor. Çinli idarecilerin dahi itiraf ettiği üzere Doğu Türkistan’da yaşayanlar ‘kamp’lara alınıyor. İnsanların toplandığı ‘kamp’ları inkâr etmiş değiller. Sadece, “Biz bu kampları eğitim amacıyla kurduk” diyorlar. Nasıl bir eğitim ki, insanlar buralara ‘zorla’ götürülüyor. Başka hiçbir şey yapılmamış olsa bile yaşlı ya da genç insanları ‘zorla’ bir kampa götürmek ve istemediği ‘eğitim’leri vermek insan hak ve hürriyetleriyle bağdaşır mı?

Bakınız, daha işin işkence ya da kötü muamele safhasına gelmeden bu kampların varlığı tek başına bir haksızlık olduğunu ilân etmek gerekir. Ayrıca yine belli bir süre kampta kalıp daha sonra oradan ayrılanların anlattığına göre bu kamplarda zulüm ve işkence de var. Bütün bunlar bir araya geldiğinde din ve dil ayırımı yapmadan bütün insanları ve insanlığın Çin’in yaptığına karşı çıkması icap eder. 

Baktığımızda Avrupa ve Amerika gibi ülkelerin Çin’in yaptıklarına itiraz ettiğini görüyoruz. Bu itirazlar ticarî maksatlarla dahi olsa örnek alınması gereken itirazlar değil mi? Diyelim ki onlar samimî değil ve ticarî maksatlarla Çin zulmüne itiraz ediyor veya gündeme taşıyor. Peki, biz ne yapıyoruz?

Türkiye’yi idare edenler Doğu Türkistan’da yaşananlar konusunda ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ tavrı sergiliyorlar ve çok da yanlış yapıyorlar. Çin zulmüne itiraz etmemek yüzde yüz yanlıştır. Aynı şekilde Doğu Türkistan’daki Müslümanlara imkânlar ölçüsünde sahip çıkmamak, onların dertleriyle dertlenmemek de yüzde yüz yanlıştır. İdareciler bu hususta üzerlerine düşen vazifeleri yapmadıkça millete diyecekleri bir şey olamaz. Bugün değilse yarın bu ilgisizliğin yanlış olduğunu onlar da anlar, ama geç kalmış olurlar. 

Ekonomik anlamda büyük olan Çin’e haksız işlerinden geri adım attırmanın bir yolu da dünyadaki ‘iyi’lerle bir olmaktan geçer. Avrupa, Amerika, Kanada başta olmak üzere Çin zulmüne itiraz eden ülkelerle bu noktada birlikte hareket etmek Türkiye’ye yakışan bir tavır olurdu. Zaten dünyadaki ‘bütün iyi’ler, yine dünyadaki bütün kötülüklere birlikte itiraz ettikleri müddetçe, ‘kötü’lerin yol alması mümkün olmaz.

Türkiye’de doktora yapan Uygur Türkü Rabigül Hacimuhammed’in şu serzenişine kulak vermek icap eder: “Türk ve İslâm Cumhuriyetlerinin buna karşı uyanık olmasını, hassas davranmasını, yaptırım uygulamalarını çok isteriz. Eğer yapılmazsa bizim için çok büyük hayal kırıklığı olur. Çünkü orada insanlık, Türklük, Müslümanlık yok ediliyor. Şimdi ABD başta olmak üzere Kanada, İngiltere ve Avrupa ülkeleri Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı insan hakları ihlâllerine karşı Çin’e yaptırım uyguladıklarını açıkladılar. Tutuklu insanlar arasında Türk pasaportu taşıyan vatandaşlar da var.” (Anka Ajansı, 29 Mart 2021)

Doğu Türkistan’daki zulmün bir an önce sona ermesi için duâ edelim inşallah.

Okunma Sayısı: 1643
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı