"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Erken ikaz etmek kabahat mi?

Faruk ÇAKIR
28 Kasım 2019, Perşembe 00:01
Kış aylarına giriyoruz, ama siyasetin daha fazla ısınacağı ifade ediliyor.

AKP’den ayrılan ve yakında parti kuracağı belirtilen isimlerden biri olan Ali Babacan’ın, Habertürk TV’de Fatih Altaylı’ya yaptığı açıklamalar dikkat çekici.

Babacan, AKP’den ayrılış sebebini şöyle anlatmış: “(AKP kurulduğunda) Kuruluşta önemli prensipler, değerler vardı. Önce insan diyorduk. İnsan haklarına önem veriyorduk. Türkiye’de demokrasinin iyi  işlemediğinden şikâyet ediyorduk. 2011-2012’de başlayan, 2013 yılında başlangıç değerleri ve ilkeler arasında farklılıklar oluştu. Hukukun üstünlüğü(nün) zaman içerisinde örselenmesi hepimizi rahatsız etti.  Baktık ki düzelme olmuyor. Sadece değerlerde değil ilkelerde de sapma meydana geldi. Türkiye’de her alanda sorunlar büyüdü. Neredeyse ülkenin karanlık tünele girdiğini gördük. (Ve ayrıldık)”  (haberturk.com/, 26 Kasım 2019)

Ali Babacan, siyasî partilerin iç işleyişlerinin de arızalı olduğuna dikkat çekip şöyle demiş: “Türkiye’de parti disiplini ile parti içi demokrasi arasında ciddî ikilem söz konusu. Parti içi demokrasi, öz eleştiri  mekanizmaları çalıştırılmayabiliyor. Siyasî Partiler Yasası’nda mutlaka parti içi özeleştiri, demokrasiyi işletecek bazı mekanizmaları, süreçleri mecbur hale getirmek. Bu kültürün değişmesi lâzım.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ya da iktidar yanlılarının ‘başkanlık sistemi’ dediği değişiklikleri getiren Anayasa referandumuna da Babacan destek vermemiş: “Anayasa değişikliği rahat tartışılamadı. Parti içinde ve Meclis’te de rahat tartışılamadı. O dönemde benden kampanyaya katılmam istendi, ben ‘bunu savunamam’ dedim. Başkanlık sistemiyle nasıl yürütülecek Türkiye? Sistem baktık ki ekonomik krizlerle anılmaya başlandı. O günkü kampanyaların en önemli söylemi ‘yeni sistem gelecek koalisyon kalkacak’ deniyordu. Şimdi ittifaklar konuşuluyor. Şu anda çözüm yoluna giren bir konu hemen hemen yok gibi.”

“Bu ekonomik programlara inanmıyor musunuz?” sorusuna da şu cevap verilmiş: “Doğrusu karşılığı yok. Bunun arkasındaki teknik, perspektif ve güven maalesef yok. Türkiye’ye öngörülebilirlik getirmekten uzak.

Gençleri dinlediğini ifade eden Babacan, idarecileri düşündürmesi icap eden bir tablo çizmiş: “Türkiye’de bugün ciddî ifade özgürlüğü problemi var. Genç arkadaşlarla buluştuk. Türkiye’de üniversite sınavlarında ilk bine giren 10 öğrenciyle oturduk. ‘En büyük problem olarak neyi görüyorsunuz?’ dedim. Çocuklar boğulma hissi yaşıyoruz, sosyal medyada yorum yapmaktan, like atmaktan korkuyoruz (diyorlar.) 2008-2009 krizinden sonra artık siyasetçiler bir gelecek perspektifi oluşturmamaya başladı. Bu sefer ne yapıyorlar? Korku siyasetine başvuruyorlar.”

AKP’den ayrılanların dile getirdikleri tesbitler umumî olarak birbiriyle örtüşüyor. Türkiye’de demokrasinin iyi işlemediğini herkes görmedi mi? Aynı şekilde hukukun üstünlüğü örselenmedi mi? Ayrıca, başkanlık sisteminin ‘tek adamlık ve keyfilik’ getireceği en baştan belli değil miydi? Şimdiki sistemin krizlerle anılmaya başlanacağı tahmin edilmemiş miydi? Yeni sistemden sonra hiçbir işin çözüm yoluna girmediği kesinlikle ortaya çıkmadı mı? Türkiye’de ciddî bir ifade hürriyeti problemi olduğu binlerce defa dile getirilmedi mi? Gençlerin ‘boğulma hissi’ yaşadığı bir ülke gelişebilir mi?

Bu gerçekleri en baştan beri dile getiren Yeni Asya’nın kabahati ‘erken uyarı’ yapması mıydı?

 

Okunma Sayısı: 2133
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    28.11.2019 07:55:52

    Bir parti ki demokrasinin unsurudur partiler orada öz eleştiri yapılmayacak,yanlışlar dile getirilmeyecek,farklı görüşler söylenemeyecek ise demokrasi gelişirmi hatta hayatta kalırmı.Asla.Öyle ise partiler kendi içlerinde delegeden başlayarak en üst parti başkanlığına kadar olan kategorilerde mutlaka birden fazla adayın katıldığı seçimleri yapmalıdır.TEMAYÜL adı altında yapılanlar ne demokrasi ne de dinimizin meşveret-şura kaidesiyle alakası olamaz ve yoktur.Bu lider sultası değil lider diktatörlüğüdür. Bu absürt ve hak-hukuk-adalet,demokrasiyi tahrip eden anlayış aynı zamanda fikri gelişmeleri,ekonomi ve üretiminde çöküşünü hazırlar ki şu an olanda budur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı