"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kaybolan yıllara yazık

Faruk ÇAKIR
19 Eylül 2019, Perşembe
Merhum Nasreddin Hoca’nın yaptığına güleriz, ama benzerleri ve belki de daha garip olan hareketleri yapmaktan da geri durmayız.

Doğru olup olmadığı tartışmalı olsa da Nasreddin Hoca’nın ağaca çıktığı ve üzerinde oturduğu ‘dal’ı kestiği söylenir. Hatta, bu durumu gören biri, ‘Hocam ne yapıyorsunuz? Düşeceksiniz’ dediğinde ona kulak asmadığı ve üzerine oturduğu dalı kesmeye devam ettiği, neticesinde yere düştüğü ve koşarak kendisini ikaz eden vatandaşı bulduğu, “Düşeceğimi bildin. O halde öleceğimi de bilirsin, söyle bana!” dediği rivayet edilir.

Bu menkıbe ve ‘fıkra’ları doğru olup olmadığını bilinmediği halde Nasreddin Hoca’ya güler ve belki de kınarız. Peki, en az Nasreddin Hoca kadar ve belki de ondan fazla, tekrarla ve ısrarla ‘bindiğimiz dal’ları kesmiyor muyuz? Yanlış olduğu bilinen işleri yapmak, bunda ısrarcı olmak, bilenlerin ikazlarına kulak tıkamak; ‘bindiği dalı kesmek’ten farklı mıdır?

Türkiye’nin, Avrupa Birliği yolculuğunda yaptığı hataların tamamını bile bile, göre göre, ikazlara kulak tıkayarak ‘bindiği dalı kesmek’ten farksızdır. Dünya âlem biliyor ki, Avrupa Birliği üyeliği için kurallar, kaideler, şartlar önceden belirlenmiş ve üye olmak isteyen ülkelerin önüne konulmuştur. Yine herkes biliyor ki kısmî zararlarına rağmen AB üyesi olmak Türkiye’nin uzun dönemli menfaatlerine uygundur. Dikkat çeken bir nokta da, bunun böyle olduğunu hemen her görüşe mensup siyasî parti ve iktidarlar ilân etmiş durumdadır. Nitekim, şimdiki iktidar da ilk yıllarında bunu açıkça ilân etti ve “Bakın, biz çok çalışıyoruz ve bu hızla devam ederek çok yakında AB üyesi olacağız” mealinde beyanlarda bulundu. Biri çıkıp da, “Hayır öyle bir söz sarf edilmedi” diyebilir mi?

Peki, bunca söz sarf edildikten sonra bir noktaya gelip; “AB üyeliği olmasa da olur. Biz kendi işimize bakarız. Onlar bize yalvarsın. AB üyesi olmak bize kazandırmaz aksine kaybettirir” manasına gelen sözler sarf etmek ‘bindiği dalı kesmek’ten farksız mıdır? Cumhurbaşkanlığında “AB ile Vize Serbestisi Diyaloğu Süreci”ne ilişkin yeni bir genelge yayımlandığı duyurulunca bu mesele akla geldi.

Resmî Gazete’de yayımlanan genelgede, Türkiye ile AB arasında 16 Aralık 2013 tarihinde imzalanan Geri Kabul Anlaşması ile eş zamanlı olarak başlatılan Vize Serbestisi Diyaloğu süreci çerçevesinde AB tarafı ile yapılan görüşmelerin Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı eşgüdümünde ilgili kamu kurum ve kuruluşların çalışmalara hız vermesi ve teyit edilen kriterlere yönelik çalışmaların sürekliliğinin sağlanması gerektiği hatırlatılan genelgede, şu ifadelere yer verilmiş: “Vatandaşlarımız için vize serbestisinin önümüzdeki süreçte tamamlanmasını teminen Vize Serbestisi Yol Haritası’nda kayıtlı kriterlerin karşılanmasına yönelik çalışmalara hız verilmesi ve Avrupa Komisyonu tarafından karşılandığı teyit edilen kriterlere yönelik çalışmaların sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu çerçevede, bugüne kadar özverili çalışmalarıyla Vize Serbestisi Diyaloğu’nun başlatılmasında ve olumlu şekilde ilerletilmesinde kayda değer katkılar sunan ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir.” (AA, 18 Eylül 2019)

AB üyelik yolunda atılan adımlardan biri olan ‘vize’ meselesinin çözümü için çalışmaların hızlandırılmasının hatırlatılması elbette doğru ve önemlidir. Ama aynı zamanda “O halde niçin yıllar heba edildi? Niçin bindiğimiz dal onlarca defa kesildi?” sorusu akla geliyor.

Neyse, inşallah bundan sonra bindiğimiz dalları kesme yanlışı tekrarlanmaz...

Okunma Sayısı: 2101
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı