"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Milletin menfaati nerede?

Faruk ÇAKIR
28 Şubat 2020, Cuma
AKP’nin kurucularından ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görevi sona erdikten sonra fiilî olarak siyasetle ilgilenmeyeceğini ilân etmişti ve bu beyanını şimdi de tekrarlıyor.

Gül’ün epey aradan sonra verdiği bir mülâkat, Türkiye’nin esas derdinin hak, hukuk ve adalet olduğunu bir defa daha göstermiş oldu. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün gündeme dair konularda yaptığı değerlendirmeleri özetlemekte fayda var. 

İşte, Gül’ün tesbitleri: “(Suriye konusunda) Söyleyeceğim şey, çok kışkırtılıyor olsak da Suriye ile topyekûn bir savaşa girmemek yönünde olur. Ama meseleye genel Suriye politikası olarak baktığımızda esasen daha işin başında bütün dünyanın Suriye’ye yaklaşımının çok yanlış olduğunu söyleyebilirim. Şimdi buradaki esas noksanlık şu; hiçbir çıkış stratejisi olmadan bir cephe açılmış oldu.”

(Soru: Somut olarak nerede yanlış yapıldı?) “İran ve Rusya’nın Suriye rejimine desteği hafife alındı. (...) Rusların başlattığı büyük çıkartma Ekim 2015’te gerçekleşti. Bundan önce siyasî çözüm çabaları başlamış olmalıydı. (...) Benim vizyonum şu; hükümetlerimizin de vaktiyle vizyonuydu. Ülke içerisinde barış, istikrar ve güvenlik; bölgede barış, istikrar ve güvenlik. Bu sağlanmadan ne bir ülkede ne de bir bölgede ekonomik kalkınma, gelişme, kalıcı bir refah gerçekleşmiyor. (...) Hatta Irak savaşına girmeyişimizin, tereyağından kıl çeker gibi o işten sıyrılmamızın altında bu düşünceler vardı.

(Soru: Türkiye [Mısır ve S. Arabistan’la] ilişkilerini düzeltebilir mi?) “Ülkelerin hükümetleri ve hatta rejimleri değişebilir. Uzun vadeli çıkarlar açısından halklar ve devletlerle ilişkileri büyük düşmanlıklara çevirmemek gerekir. Maalesef, bugün itibarıyla çok hüzün verici ve talihsiz durumlarla karşı karşıyayız. Bu sorunlar bölge ülkelerinin yönetimlerinin uyguladıkları basiretsiz politikaların sonuçları.”

“(AB ile ilişkiler) Türkiye’nin, demokratik ve çoğulcu bir ülke olabilmesi için, Batı bloku içerisinde Avrupa’yla beraber yer alması gerekiyor. Bu gereklilik de şundan kaynaklanıyor açıkçası; Türkiye’nin ancak demokraside, hukukta ve insan haklarında yüksek standartlarla yönetildiğinde kendi problemlerini çözüp güçlü olacağı ve bunu ekonomik gelişmenin de takip edeceği gerçeğinden hareketle söylüyorum.”

“(S-400 konusunda) Bu açıdan o konuda açıkçası doğru yapılmadığı kanaatindeyim. Çünkü bir ülkenin bir elinde S-400, öbür elinde de bu silâh sistemlerini by-pass etmek için geliştirilmiş uçakların olamayacağını asker ve diplomatların görmesi gerekirdi.”

“(Soru: Dış politikada yalnızlaştık mı?) Aşikâr olan bir şeyi tartışmaya gerek var mı? Birleşmiş Milletler Genel Kurul üyeliği seçimlerinde yaşananları hatırlayın. Neredeyse oy birliği diyebileceğim çok yüksek bir oyla ilk turda seçilen bir ülkeydi Türkiye. (...) Ben şuna inanırım ‘hard power’ caydırıcılık için vardır. Ordunun güçlü olması tabiî hepimizi gururlandırır. Ama güçlü ordunun varlığı savaştıralım diye değil, caydırıcı olması içindir. Savaşı önlemek içindir. Onun yerine diplomasiyle, yani soft power ile, yumuşak güçle hareket ederseniz, o zaman problemlerin çözümü, dünyaya bakışınız daha farklı olur. Savaş şaka değil, savaş neticede ölümdür. Tabiî ki öyle anlar vardır ki savaş kaçınılmaz olabilir, yani haklı savaşlar vardır. Ama dünyadaki savaşların kaç tanesi gerçekten kaçınılmazdı?” (Karar g., 17 Şubat 2020)

Başka kelimelerle de olsa büyük ekseriyet bu tesbitleri yıllardan beri dile getirmiyor mu? O halde idareciler niçin yanlışta ısrar etmeyi tercih eder?

Okunma Sayısı: 1385
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı