"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türkiye’nin krizi

Faruk ÇAKIR
26 Temmuz 2022, Salı
Türkiye’yi idare edenler bir yandan “Bizde ekonomik kriz yok” ya da “Bizdeki kriz dünyadaki krizin yansımasıdır.

Avrupa ve Amerika bizden daha kötü durumda” demeyi sürdürüyor, bir yandan da krizden çıkışla ilgili yeni vaadlerde bulunuyorlar. En çok tekrarladıkları ise, “Ülkeyi krizden ancak biz çıkarırız” şeklindeki sözler oluyor. 

Esasında bu beyan, ülkemizin ciddi bir ekonomik krize sürüklendiğinin itirafı anlamına gelir. Aynı şekilde düşük gösterilmek istense de enflasyondaki yükseliş inkâr edilemeyecek seviyede. İdareciler ise, üç haneli rakamlara yükselen enflasyon için “Yakında iki haneli rakamlara inecek ve hedef tek haneli enflasyon” diyorlar. Elbette başka ülkelerde olduğu gibi bizde de tek haneli enflasyon rakamlarına ulaşmak mümkündür, fakat bunu, milleti yanıltarak ya da gerçek durumu inkâr ederek sağlamak mümkün değil. Bu vaadde bulunan idarecilere en başta şunu sormak icap etmez mi: Madem ‘tek haneli enflasyon’ rakamlarına ulaşmak mümkün, niçin ülkeyi kötü idare ederek enflasyonu üç haneli rakamlara yükselttiniz?

Amerika ve Avrupa’da faizlerin yükselmesi kararlarını misal veren bazı uzmanlar, aynı şeyin ülkemizde de olmasını istiyor. Faizin ‘çare’ olarak görülmesi elbette tasvip edilemez. Nitekim Türkiye’nin sorununun faiz olmadığını ifade eden Kalkınma Ekonomisti ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı eski Müdürü Bartu Soral, pek çok sorunun bir arada olduğunu, bunların sadece faizle çözülemeyeceğini söylemiş. Türkiye’de teknoloji üretecek beyinlerin yetiştirilmediği tespitini de yapan Soral, “Teknoloji açığını kapatmadan istersen faizi bin baz puan artır, sonuç değişmez” demiş.

Peki, teknoloji açığını nasıl kapatabiliriz? Bakınız, iş yine geldi ‘eğitim’de düğümlendi. Mevcut eğitim sistemiyle “teknoloji açığını kapatabilecek beyinler”i yetiştirmek mümkün olur mu? Diyelim ki oldu, o beyinleri Türkiye’de tutabilir miyiz? 

Hal ve gidişe bakılırsa; bu eğitim sistemiyle ne teknoloji açığını kapatabilecek beyinleri yetiştirme mümkün ne de yetişenleri istihdam edebilmek. Çoğu araştırmaya göre başka ülkelere gitmek isteyen gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Eskiden üniversite ya da sonrasında yüksek lisans ve doktora yapmak için ‘yabancı ülke’lere giden gençler, şimdi imkân bulsa liseyi de ‘dışarda’ okumaya çalışıyor. Bunun en büyük delili, yüksek puanlarla girilen ve yabancı dilde eğitim veren ‘yerli ve yabancı lise’lerden mezun olan öğrencilerin büyük bölümünün üniversite eğitimini de ‘yabancı ülke’lerde almak istemesidir.

Gerçeklerle yüzleşelim ve ülkemizin asıl derdinin eğitim sisteminin ihtiyaca kâfi olmadığını görelim. Tabii ki bununla birlikte işleyen bir adalet sisteminin de şart olduğunu unutmayalım... Türkiye’nin esas krizi eğitimsizlik ve adaletsizliktir denilse yanlış olmaz.

Okunma Sayısı: 1079
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı