"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Unutulan ‘düşman’

Faruk ÇAKIR
11 Haziran 2021, Cuma
Türkiye’yi idare edenler hemen her hadise karşısında sorumlu olarak ‘iç ve dış düşmanlar’ı işaret ediyorlar.

Pek çok uzmanın da ifade ettiği üzere her ülkenin ‘iç de dış düşman’ları olabilir ve vardır. Hatta geçen yıllarda bir uzman TV’deki konuşmasında Amerika’yı örnek vermiş ve bilmana “Dünyada en çok  ‘düşman’ı olan ülke Amerika’dır. Her ülkede ABD aleyhinde konuşmalar, protestolar olur. 

Ama ABD idarecileri bu konuşmaları, aleyhteki ‘karar’ları dikkate alıp gündemi meşgul etmezler. Çünkü alınan aleyhteki ‘karar’ları tesirsiz bırakacak ekonomik, sosyal ve askerî ‘güç’leri vardır. ‘İç ve dış düşman’ları tesirsiz bırakmanın yolu budur. Hadiseye böyle bakmak lâzım” demişti.

Ülkemizin de ‘iç ve dış düşman’ları elbette vardır. Fakat cemiyetin temel direkleri olan aile ve ahlâkı tahrip edip yıkan esas ‘büyük düşman’ın farkında değilmiş gibi davranılmıyor mu? Elbette en büyük düşman ‘cehalet, fakirlik ve ihtilâf’tır. Ama belki de bu düşmanları da besleyip büyüten ‘müstehcenlik’ diye bir düşman daha vardır. Çocukları, gençleri ve dolayısıyla bir bütün olarak aileyi mahveden bu ‘düşman’a karşı acaba gerekli mücadele yapılabiliyor mu? Farklı değerlendirmeler olabilir, ama kanaatimizce bu mücadele ‘az’ değil, neredeyse ‘hiç’ yapılmıyor. Hal ve gidişe bakıldığında Türkiye’yi idare edenlerin böyle bir meselesi, böyle bir derdi olmadığı çok rahatlıkla söylenebilir. Kaç ‘canlı yayın’da bu mesele ele alındı ve müstehcenliğe karşı bir mücadeleden bahsedildi?

Daha da kötüsü, eskiden beri müstehcen yayın yapan ‘büyük’ gazete ve TV kanalları artık bir şekilde Türkiye’yi idare edenlerin kontrolünde ve bu kötü yayınlar aynı şekilde devam ediyor. Meselâ, on yıl önce miting meydanlarında adı verilerek ‘filan gazeteyi almayın, protesto edin’ denilen gazete, müstehcen yayınlar noktasında aynı anlayışı devam ettirdiği halde Türkiye’yi idare edenlerce ‘makbul’ kabul ediliyor. Tek fark, 10 ya da 20 yıl önce Türkiye’yi idare edenlerle siyasî noktada muhalif iken şimdi ‘dost’ olması. Peki, siyaseten Türkiye’yi idare edenlere ‘dost’ olunca her türlü müstehcen yayını yapmak onların hakkı mı oluyor? Türkiye’yi idare edenler, bu büyük çelişkiyi nasıl izah edecek?

Şu an için “Türkiye’de en müstehcen ve ‘aileyi yıkıcı yayın’ yapan gazete ya da TV hangisidir?” denilse akla gelen gazete ve TV kanalı ellidir. Peki bu TV kanalının yaptığı yayınlara itiraz eden bir  ‘yetkili’ var mı? 10 ya da 20 yıl önce belli TV programlarına haklı olarak itiraz eden sivil toplum kuruluşları ve ‘mütedeyyin insanlar’ın gündeminde bu mesele hiç yer alıyor mu?

Maalesef hem Türkiye’yi idare edenler hem de ‘duyarlı insanlar’ bu konuda iyi bir imtihan vermedi, veremedi. “Bizden” diye düşündükleri gazete ve TV kanallarının aileyi yıkmasına siyaseten sessiz kalıyorlar ve bu yıkıma dolaylı olarak destek vermiş oluyorlar.

Maalesef, “unutulan düşman müstehcenlik” konusunda imtihan kaybedilmek üzere...

Okunma Sayısı: 1310
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Halil İbrahim Karahan

    11.6.2021 02:20:46

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı