"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan fizyolojisinde marifetullah pencereleri - 8

Feyzullah ERGÜN
29 Haziran 2024, Cumartesi
Organizmanın, deri-derialtı, lenf düğümleri, akciğerler, karaciğer, dalak ve kemik iliğinde savunma hücrelerinin üretim, depolama ve baraj engelleri bulunmaktadır.

“Kemik iliğinde oluşan akyuvarlar, dolaşım sisteminde gerek duyuluncaya kadar, ilikte depolanırlar. Ardından gereksinim olduğunda çeşitli faktörler, bunların yönlendirilmesine yol açar. Normalde tüm kanda dolaşanın üç katı kadar akyuvar ilikte depolanır.” (1)

ON BİRİNCİ PENCERE

İnsan sağlığının korunmasında kanın pıhtılaşma mekanizması, güvenilir bir hayat sigortasıdır. Değişik çaptaki travma ve yaralanmalar sonucu meydana gelen kanamaların durdurulması veya kontrol altına alınması kan sıvısına, damar yapılanmasına ve sinirsel reflekslerin uyarılmasıyla, faaliyet gösteren İlâhî mekanizmaların düzenli fonksiyonlarıyla sağlanmaktadır. “Hemostaz, kan kaybının önlenmesi anlamına gelir. Bir damar zedelendiği ya da yırtıldığında, çeşitli mekanizmalarla hemostaz sağlanır. Bu mekanizmalardan damar spazmı, kan damarı kesildikten veya yırtıldıktan hemen sonra, travmanın damar üzerine etkisi ile damar duvarı kasılır. Bu derhal hasarlanan damardan kan kaybının azalmasına neden olur.

Kanın pıhtılaşmasında en önemli faktör, trombositlerdir. Trombositler, yuvarlak ya da oval, 1-4 mikrometre çapında küçük disklerdir. Kemik iliğinde oluşurlar. Kandaki normal konsantrasyonları milimetreküpte 150.000-300.000’dir. Trombosit çok aktif bir yapıdır. Yarı ömrü dolaşımda 8-10 gündür. Damar duvarı ağır biçimde hasarlanmışsa 15-20 saniye içinde pıhtı gelişmeye başlar; hasarlanma hafifse, pıhtılaşma 1-2 dakika içinde ortaya çıkar. Damar yırtılmasından 3-6 dakika sonra, eğer damardaki delik çok geniş değilse, açıklığın tümü ya da damarın yırtılan ucu pıhtı ile dolar. Yirmi dakika ya da bir saat sonra, pıhtı büzüşür ve damarı daha da fazla kapatır.

Pıhtılaşma mekanizmasının temelinde, kan ve dokularda pıhtılaşmayı etkileyen 50’den fazla önemli madde bulunmuştur. Kanın pıhtılaşıp pıhtılaşmaması, iki grup madde arasındaki dengeye bağlıdır.” (2) Hafiz (cc) isminin bir yansıması olarak, kanın değişik şekillerdeki elemanlarının dengeli ve koordinasyonlu fonksiyonlarla çalışmaları, ilim-irade-kudret dairesinde programlanmamış olsa, hayatın en basit bir yaralanmada sona ermesi kaçınılmaz olacaktı.

ON İKİNCİ PENCERE

Hayat fonksiyonlarının devamı, vücudun direnç ve gelişmesini sağlayan bütün kimyasal işlemlerin gerçekleşmesi için, organizmaya oksijen taşımakla görevli olan solunum sisteminin merkez laboratuvarı olan akciğerlerdir. Birbirine simetrik olan iki akciğer göğüs boşluğuna, hassas bir hesaplama ile yerleştirilmiştir. Kompleks yapıda ve kompliyans (uyum) içinde atmosferden oksijeni alarak, kan ve alveoller (petek) aracılığıyla hücrelere taşınmasını organize eden akciğerler, hayatın devam ettirilmesine hizmet eder. Aynı zamanda, oksijenin yakılması sonucu açığa çıkan karbon-dioksidi vücut kimyasından uzaklaştırmayı sağlar.

Organizmada canlılığı sürdürme faaliyetinin gerçekleştiği mikro alanda, oksijen-karbondioksit transferi mucizevî bir teknikle, akciğer alveollerinde tamamlanır. Akciğerlerin yüzölçümü 70 metrekare olup, 300 milyon akciğer alveolü vazifelerini en mükemmel şekilde, aksatmadan sürdürürler. “Bazı yönleriyle kan akımı dağılımı ve diğer hemo-dinamikler (kandaki hayatî dinamikler) akciğer dolaşımına özeldir ve akciğerlerde özellikle gaz değişim fonksiyonu açısından çok önemlidir. Solunum fizyolojisi ile ilgili gazların hepsi birbirlerinin arasında serbestçe hareket eden, basit moleküllerdir.” (3)

Kanda oksijen taşıma görevi alyuvarlar tarafından yürütülmektedir. Bronş ve bronşiyoller yoluyla alveollere gelen oksijen yüklü hava, geçirgen alveol zarından, son derece hassas fiziksel basınç hesaplarıyla, kana geçer, zıt yönden gelen karbon-dioksit yüklü kanın, alveol içine geçmesi harika bir şekilde gerçekleşir. Oksijen ve karbon-dioksit moleküllerinin karşılıklı değişimiyle meydana gelen bu alış-verişe DİFÜZYON OLAYI denir. Bütün bu faaliyetlerin organizasyonu, beyindeki solunum merkezinde ışık hızında gerçekleşmektedir. Otomatik refleks hareketle alınan bir nefesin fizyolojisi, açığa çıkan karbon-dioksitin atılmasının incelikleri, çok düşündürücüdür. Cenab-ı Hakk’ın (cc) eşsiz sanatı, insan organizmasında yarattığı simetrik organlarda, bütün ihtişamıyla müşahede edilebilmektedir.

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnotlar:

1) Guyton-Hall, Age.s.429

2) Age.458 3) Age.s.483

Okunma Sayısı: 1560
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Genç Okur

    29.6.2024 15:31:46

    Maşallah.barekallah...

  • Burhan Kula

    29.6.2024 08:37:40

    Teşekkürler..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı