"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koronavirüse farklı bakış

Feyzullah ERGÜN
30 Ağustos 2020, Pazar
“Gözlerimle görmediğime inanmıyorum” diyerek, bütün bilgi kaynaklarını yalnız gözlerine özelleştiren insanların, gözleriyle göremediği atom bombası kadar güçlü korona, İlâhî kudretin farkında olmadan yaşayan insanlara kendini akıl gözüyle gösterdiği gibi, dünyevî güçlerin üzerinden silindir gibi geçti.

İnsanoğlunun nihayetsiz aczini de iliklerine kadar hissettirdi. Çeşitli zulüm, isyan ve israflarla, dünyayı yaşanmaz hale getiren, “bu hayat benim, istediğim gibi yaşarım” diyen yanlış düşünce ve uygulamalara, Kâinatın Sahibi gözle görülemeyen, güçlü korona müfettişini göndererek dünya gemisindeki yolcuları ikaz etti.

Koronavirüs, her şeyin faaliyet ve kontrolü kudret elinde bulunan Allah-û Azim’üşşân’ın (cc) emirleri dairesinde hareket eden bir memur-u rabbanîdir. Bunu harekete geçiren, kadere fetva verdiren beşerin bulaşık elidir. Korona pandemisine (salgının dünya geneline yayılması), Kur’ân-ı Kerîm âyetlerinden yalnız bir âyetin penceresinden bakarak, tefsir derinliğinden aydınlık gerçekleri anlamaya çalışacağız.

Nahl Sûresi’nin 112. Âyeti’nde “Allah rızkı her taraftan gelen, emniyet ve sükûnet içinde olan bir beldeyi de misal olarak verdi. Sonra onlar Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onların işledikleri nankörlükten dolayı açlık ve korkuyu onlara tattırdı ve belâlar her taraftan onları kuşattı” 1 buyurularak, yaşanmış bir hayatın gerçekleri nazara verilmektedir. Bu uyarıcı âyeti Abdülkadir GEYLANÎ (ks) Hazretleri’nin tefsirinden derin bir ibretle anlamamız, bize yol gösterici olacaktır. “Allah, ibret ve öğüt almaları için bir ülkeyi –Mekke veya Eyke- örnek verdi: Bu ülkenin ahalisi düşman, ekin ve meyvelerdeki noksanlık sebebiyle, açlık korkusundan güvende, hiçbir tereddüde mahal vermeyecek ve hiçbir meşakkate gerek kalmayacak derecede ihtiyaçları konusunda yanlarında bulunanla huzurda idi; ona rızkı sürekli ve aralıksız bir şekilde her yerden, çevresinde ve etrafında bulunan bölgelerden bol bol, çok ve geniş bir şekilde gelirdi. Bu şekilde böbürlenecek ve azacak dereceye gelinceye kadar varlığa sahip olup zenginleştiler. Sonra onlar, bu ülkenin ahalisi, kendilerine ulaşan Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler; inat ederek ve böbürlenerek o nimetleri Allah’tan başkasına isnat ettiler. O’nun elçisine karşı çıktılar ve kitabını yalanladılar. Allah da onlara, inkâr etme, yalanlama, inat etme ve kibirlenme yoluyla yaptıklarından ötürü güven ve huzurlarını ellerinden alarak açlık ve korku sıkıntısını tattırdı; açlık ve korku BÜTÜN ORGANLARINA, tadılan maddelerin etkisinin vücuda yayılması gibi, BEDENİN HER AZASINA NÜFÛZ EDEREK YAYILDI. Allah onları nasıl tutup cezalandırmaz?” 2 Bu açıdan bakıldığında, KORONAFOBİ sarmalının insanlık âlemini kuşatıp, ezdiği açıkça görülebilmektedir. Fe’tebiru (İbret alınız!)

Koronavirüsün, insan nesline saldırmasının görülebilen bir başka sebebi de, EŞREF-İ MAHLÛKÂT olarak yaratılıp, bu dünyaya Allah’ın rızası dairesinde yaşamak üzere gönderilen insan, henüz tam olarak tesbit edilemeyen sayıda, duyu ve organların fonksiyonları sonucunda ulaştığı medeniyet, teknolojik ilerlemelerin sağladığı refah seviyesinin şükrünü eda edemediği gibi, küfrân-ı nimet yollarında, kulluğun sınırlarını aşmıştır. İlâhî hazinelerden ikram edilen nimetleri gasp ve israf ederek, fıtrata aykırı yol almıştır. Bazı güçlüler, zayıfları iliklerine kadar sömürmüş, ele geçirdikleri değerleri, insanlığın refah ve mutluluğuna harcamayıp, insan öldürme sanatı haline getirdikleri ve savunma bahaneleriyle kamufle edilmiş, kitle imha silâhlarıyla, apaçık sömürülerini (sirkat-i alenî) sürdürmek için, insan hayatlarını söndürmeye aralıksız ve hızlı bir şekilde devam etmektedirler. İlâhî adalet, bu doyumsuz ve merhametsiz duyguları dizginlemek üzere, koronavirüsü dünyaya diz çöktürmüştür.

Koronavirüs, ister mutasyona uğramış bir canlı, isterse beşerin bulaşık eliyle insan şeytanları laboratuvarında tezgâhlanmış bir projenin ürünü olan FRANKEŞTAYN bir organizma olsun, insanları ikaz için vazifesini İlâhî kontrol altında yapan bir görevlidir. Zira zerrelerin hareketi İlâhî kontrol altında cereyan etmektedir. İnsanlık âleminin yaşadığı âcizlik ve perişanlığın sebep, sonuç ve çıkış yollarını ASRIN TABİBİ BEDİÜZZAMAN Said Nursî Hazretleri’nin uyarıcı rehberliğine ve şifalı reçetelerine ihtiyacımızın tam zamanıdır. “Ey israflı, iktisatsız, ey zulümlü adaletsiz, ey kirli nezafetsiz, bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisad ve nezafet ve adaleti yapmadığından, umum mevcudata muhalefetinle, manen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun. Neye dayanıyorsun ki, umum mevcudatı zulmünle mizansızlığa, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?” 3

KUDDÛS isminin tecellisi ile temizlenip, güzelleştirilerek insanlara hayat alanı olarak teslim edilen, atmosferiyle, ozon tabakasıyla yeryüzünü ve denizlerini, kimyevî ve bakteriyolojik çöplüğe çeviren beşerin bulaşık elinin karışmasıyla, sağlıklı hayat alanı gittikçe daraltılarak, zorlaştırılmıştır. Denge ve ölçü kanunlarıyla yaratılan dünyamızın, insanların bu yanlış davranışlarıyla bozulan ekolojik dengesi sonucunda bu korona gider, daha güçlülerine dâvetiye çıkarılmış olacaktır.

SAĞLICAKLA KALIN

Dipnotlar:

1) Açıklamalı Kur’ân-ı Kerîm Meali, Yeni Asya Neşriyat 2016.

2) Abdülkadir GEYLÂNÎ, Tefsir-ül Ceylânî, c. 3 s. 84-85, Ceylânî İlim Araştırma Yayın Merkezi 2012.

3) Bediüzzaman Said NURSÎ, Asa-yı Mûsa, s. 192, Hatıra Külliyat 2016.

Okunma Sayısı: 2970
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı