"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dine dost, şeriata düşman!

Ahmet BATTAL
13 Mayıs 2026, Çarşamba
“Böyle başlık mı olur” demeyiniz. Okuyunca anlayacaksınız. Kabul ya da red size kalmış.

“Gençleri imana davet kapısı” başlıklı son yazımızda, gençlerin “şeriat”tan ürkütülmesinin dindarlıklarını etkilediğini ve imanlarını zayıflattığını anlattık. Çare için de şeriatı tasniflerle anlamalarına yönelik bazı teklifler yaptık. 

Bugün “şeriat düşmanı, ama din dostu” olanlardan ya da görünenlerden bahsedelim. 

Burada bir zıtlık olduğu açık. Aynı kalpte aynı zamanda zıtlar bir arada olamayacağına göre tabir ve tevil lâzım. 

Bunların bir kısmı elbette münafıkâne hareket ediyor olabilir. Yani bazılarının din dostu görünmeleri aslında sahtedir. 

Ve bunların çaresi belli: Küçültülmüş hizmetkâr devlet ve tam demokrasi. 

Zira demokrasi şeffaflığı sağlar, ihlası arttırır, münafıklığı bitirir.

Buna karşılık dine dostluğu hatta Müslümanlığı samimi olmasına rağmen şeriata düşman olanların bu düşmanlıklarının tevile ihtiyacı var ve bu tevil “hayra yormak” şeklinde olmalı. 

Zira aslolan küfür değil imandır, asıl maksat cehenneme adam yuvarlamak değil, Cennete adam yetiştirmektir. 

Şeriat aslında “dinin tamamı” demek iken, zamanla anlamı değişmiş ve “dinin devlet ve hukukla ilgili boyutu” anlamına gelmeye başlamış. 

Dolayısıyla dinin iman ve ahlâk boyutunda fazlaca bir derdi ya da şüphesi olmamasına rağmen; bilhassa el kesme, kölelik, çok eşlilik … gibi, kalplerde flaş patlatmaya ve iman nurunu köreltmeye uygun bazı konular öne çıkarılınca, bilgisiz insanlar “ben bunlara karşıyım” diyor. 

Ama asıl mesele devleti yönetenlerin icraatlarının dine mal edilmesi ve bilhassa dindar görünen yöneticilere muhalefet etmenin “şeriata düşmanlık” olarak tezahür etmesi.

Bu tür çelişkili tutumlar ve neticeler tarihte de olmuş. 

Meselâ dört halife döneminde ve sonrasında yaşanan bazı içtimaî hadiseler ve sosyal değişimler bir kısım insanların “dine dost ve fakat şeriata düşman” gibi görünmesine sebep olmuş. 

Bediüzzaman o dönem için şunları söylüyor: 

“… pek çok muhtelif milletlerin İslâmiyet’e girmeleriyle, birbirine zıd ve muhâlif çok cereyânlar ve efkâr karıştı. Bâhusus, bazıların gurûr-u millîleri Hazret-i Ömer’in (ra) darbeleriyle dehşetli yaralandığından, seciyeten intikama fırsat beklerlerdi. Çünkü onların hem eski dini ibtâl edilmiş. Hem medâr-ı şerefi olan eski hükûmeti ve saltanatı tahrîb edilmiş. İntikamını bilerek veya bilmeyerek hâkimiyet-i İslâmiyeden almaya hissen taraftar bir suret almış.” 

Yani fetihler sonucu Müslüman olan bazı kavimlerin fertleri Müslüman olmuş, ama tam da olamamış. İslam’a girmiş, ama İslamiyet’in toplumsal hakimiyet boyutuna (hükümranlık, hükümet etme, devlet olma biçimine) düşman!

Aynen “dine dost, şeriata düşman” gibi!   

Çare nedir? 

Dindarların hâkimiyetini (devletini) yasaklayacak ya da reddedecek değiliz. 

Ama dinin vicdan, adalet ve liyakat unsurunu öne çıkaran ve hedefleyen bir İslâm devleti, düşmanlarını ve hasımlarını en aza indirmek konusunda en başarılı devlettir. 

Zira asıl fetih ülkelerin fethi değil, kalplerin fethidir. 

Bediüzzaman’ın, cumhurreis halifelerden biri olarak tarif ettiği adil melik Ömer Bin Abdülaziz’i tanımak lâzım. 

TDV İslâm Ansiklopedisine, göre kendisi halife seçildikten sonra, ilk icraat olarak, fethe çıkmış olan bazı İslâm ordularını geri çağırmış ve oraların meliklerine tebliğ ve davet mektubu ve elçi göndermiş. Muvaffak da olmuş.

Onun bu icraatı, bu bağlamda da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. 

Okunma Sayısı: 1788
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    15.05.2026 07:40:18

    Ülkede nasıl baskı olduğunu anlaamıyorum,evet hakikaten siz bu ülkede nelerin yaşandığından haberiniz var mı önce onu ifade edin.Mesela bu ülkede milyonların kasden FAİZE mahkum edildiğinden,delilsiz ve belgesiz binlerce ehli imanın vatan haini,darbeci diyerek gösterildiğinden haberiniz var mı.Bak kardeşim bir nur talebesi akademisyen FETÖCÜ diyerek elleri kelepçeli darbeci,darbe destekçisi diyerek basında afişe edildi.Aylar sonra serbest oldu.Merhum kahrından kanser oldu.Geçen yıl da vefat etti.Haydi şimdi cevap ver cevaaaap.

  • Süleyman GUL

    13.05.2026 22:06:47

    Ülkede nasıl bir baskı olduğunu ben anlamıyorum. Rahmetli Süleyman Demirel dünya ayağa kalkmasına rağmen geri adım atmadan 3 solcuyu idam etti. Kimse demokrasiye düşman olmadı. Arda beyin söylediğinde hakikat var. Neyine dine düşman oluyorlarmış? Ben öyle bir düşmanlık görmüyorum. Sizin düşmanlık sandığınız şey siyasi pozisyon almadan başka bir şey değil. İktidarı bahane ederek dine düşman olduğunu söyleyenler dini kullanıyorlar iktidara karşı. İktidarı sandıkta deviremeyenler insanlara din düşmanı gibi göstermeye çalışıyorlar. Bunu da kendilerinin dinden soğuduklarını söyleyerek yapıyorlar. Esas dini siyasete alet etmek bu işte. Akıl almaz bir şekilde bunu göremiyoruz. Görelim artık. Aldanmayalım.

  • Mehmet Türeli

    13.05.2026 16:44:37

    İmansız İslâmiyet, sebeb-i necat olmadığı gibi; İslâmiyetsiz iman da medar-ı necat olamaz. (Dokuzuncu Mektub) Mektubat - 34

  • Arda Yıldız

    13.05.2026 09:01:35

    Kemalizm yıllarca devleti yönetti, yaptıkları zulümler arşa dayandı. Ne demokrasi varsı ne insan hakları vardı ne şeffaflık vardı. Bugün olan özgürlüğün milyon da biri yoktu. Neden kemalizmden soğumuyorlar da dinden soğuyorlar. Bunlara itibar etmemek lazım hocam.

  • Arda Yıldız

    13.05.2026 08:58:53

    Dine dost, şeriata düşman diye bir şey olamaz hocam. Bu kişinin kendi cahilliğidir. Hatta kemalist, laik, seküler cenahın propagandası ve beyin yıkamasıdır. Şimdi bu cahilliği ve hatta dine düşmanlığı mazeret kabul edip bir de suçu dindarlara yüklemek ehli insafın yapacağı iş değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı