"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur hizmetinin neresindeyiz?

Hüseyin GÜLTEKİN
24 Haziran 2019, Pazartesi
Keyfi, kanunsuz yasaklamalara, acımasız baskı, tazyik ve işkencelere ilâve olarak saymakla biteremeyeceğimiz engellere ve imkânsızlıklara rağmen Üstad Bediüzzaman bir avuç talebesiyle omuz omuza vererek iman Kur’ân hizmetinde adeta destanlar yazdılar.

Tehditlere, şantajlara aldırmadan, sürgünleri, zindanları göze alarak, tek kelime ile hayatlarını ortaya koyarak Nur hizmetlerini hakkıyla ifa etmenin bahtiyarlığını yaşadılar.

Şimdiki gibi dayalı döşeli ve içinde her ihtiyaca cevap verecek eşyaları olan konforlu dersaneler yoktu. Üstadı yeryüzünde kendisine ait başını sokacağı bir evi, iaşesini temin edecek bir mülkü, bir serveti de yoktu. Talebeleri de öyle idi. Kimi çiftçi, kimi işçi, kimi marangoz  hepsi de fakirül hal köylü garibanlardı. Çoğu zaman Üstad yorganını, elbisesini, çamaşırını satar, tuttuğu evin kirasını verir veya zaruri bazı ihtiyaçlarını karşılardı. 

İşte Üstad ve fedakâr talebeleri bütün bu imkânsızlıklara ve zor şartlara rağmen gece gündüz demeden, yaz kış demeden, kar fırtına demeden hizmete koyuldular. Barla’daki iki odalı bir köy evinde Nur’un hakikatlarını bütün dünyaya duyurdular.

Nurlar’ı te’lif ve tashihleri için bahar ve yaz aylarında yaylaları, bahçeleri, dere kenarlarını mekân eylediler. Polis karakollarında, mahkeme koridorlarında, kışın dondurucu hapishanelerinde, zindanlarında dahi boş durmadılar Nurlar’ın neşri için çabalayarak bu kudsî emaneti günümüze taşıdılar.

Şimdi o aklın alamayacağı imkânsızlıklara, manilere ve yasaklara rağmen Üstadın o bir avuç talebesiyle beraber her türlü tehlikeleri, meşakkatleri, çileleri, işkenceleri göze alarak, ağır bedeller ödeyerek günümüze taşıyarak bize emanet ettikleri bu kudsî dâvânın neresindeyiz acaba? 

Omuzumuza bir ihsan-ı İlâhî olarak tevdi edilen bu paha biçilmez emaneti zayi etmeden, muhtaç olan gönüllere ulaştırmak ve bizden sonraki nesillere devretmek için lâzım gelen gayreti, himmeti, çabayı gösterebiliyor muyuz?

Bu yolda hangi feragatlerde, ne gibi fedakârlıklarda bulunuyoruz? Hangi zahmetleri ne gibi zorlukları meşakkatleri göze alabiliyoruz?

Nurlar’ın okunması ve neşri için eskisi gibi yasaklar yok, polis baskınları yok, mahkemeler yok, hapishaneler zindanlar yok artık...       

Dayalı döşeli hizmet mekânlarımız, konforlu evlerimiz, altımızda özel arabalarımız, yediğimiz içtiklerimizle, marka giyim kuşamımızla her ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz.

Sahi yoksa Nurlar’a hizmet noktasında bu cezbedici imkânlar mı bizi atalete, rehavete sevk etti?   

Okunma Sayısı: 856
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Osman YILDIRIM

    24.6.2019 14:20:13

    Evet Sayın Hocam; Bu dünyevileşme hastalığı ne yazıkki Nur talebelerine de bulaştı ve enfekte etmeye başladı.Bunun bir çok sebebi olmakla birlikte en önemli sebeplerden birisi Dindarların iktidar olmaları ile birlikte Nur talebelerinin kahir bir ekseriyeti Hizmeti yürütmenin güçle mümkün olabileceğini zannetmiş ve güçten yana taraf olmuşlardır. Yani iktidara kim gelmişse ondan yana olmayı hizmet addetmişlerdir. Yani güçlüden yana olmuş ve en basit tabirle güçlüye dualarıyle taraf olmuş bu da yetmemiş devletin gayrimenkullerine talip olmuş ve devletten gelen paralarla hizmet etmeyi talep etmişler. Oysaki sizinde belirttiğiniz gibi üstad yorganını satarak hizmet etmeyi yeğlemiştir. Hele devlet imkanlarının başında olanlar dindar kimlikli olunca bu işler çığırından çıkmış helal haram demeden devletten beslenmeler meşru kabul edilir hale gelmiştir.

  • çetin acar

    24.6.2019 12:53:15

    nur hizmetini önümüzdeki günlerde bekleyen sessiz tehlikeyi çok güzel ifade etmişsiniz. tebrik ediyorum. abilerin çektikleri sıkıntıların yanında bizler hala daha bu hizmetin kudsiliğini unutup, şu şunu dedi, bu bunu dedinin kavgasını yapıyoruz. neredeyse bir dernek veya siyasi parti gibi makam kavası veriyoruz. bunları hatırlatan yazınız için tekrar tebrikler. allah bu davayı en ufak bir sekteye uğratmanın vebalinden bizler uzak tutsun.

  • Abdullah Tunç

    24.6.2019 12:41:12

    O bir avuç talebenin içinde bir iman fedaisi ve güneşi ,bir cesaret timsali, bir ihlas abidesi,

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı