"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayal mi, gerçek mi?

Hüseyin Topuz
21 Şubat 2021, Pazar
Bir ülke hayal edelim. O ülkede ihtilâl olmuş ve iktidardaki parti alaşağı edilmiş ve parti lideri olan başbakan ve üç bakanı idam edilmiş. O ülke ihtilâlcilerin yaptığı anayasa ile idare ediliyor. Seçim kanunları da o anayasaya göre yapılmış oluyor. Halkın yüzde doksan dokuzu da Müslüman. İktidardaki parti de ihtilâlcilerin istediği parti olmuyor.

Halkın seçtiği parti 3 defadır iktidara geliyor. Ülkede fabrikalar, barajlar, Kur’ân kursları ve İmam Hatip Okulları ve de ilahiyat fakülteleri açılıyor. Derin güçler boş durmuyorlar. Dış ülkeleri örnek gösterip işçi sendikaları kurduruyorlar ve işçileri iktidara düşman konuma getiriyorlar. Okullara siyasal İslâm zihniyetinde hocalar yerleştiriliyorlar. 

Müslümanların çoğu ihmalkâr oldukları için daima onların cephesi bölünüyor. Fakat her şeye rağmen hükümeti yıkamıyorlar. Neden mi yıkamıyorlar? Çünkü onların ‘hakikatin gür sesi’ olan gazeteleri var.

Anarşi belâsını bu ülkenin başına belâ ettiler. Çok kan döküldü. Halk canından bezdi. Artık ihtilâl yapılabilirdi. Günün birinde ihtilâlciler hükümeti silâh zoruyla önceden olduğu gibi yine devirdiler. İlk işleri dindarları bölmek oldu. Bazı önde gelenlerini makamla, korkutmakla yanlarına çektiler.

Bir de ihtilâlden evvel yanıltılan hocalar vardı. İhtilâl olunca ilk defa bu hocalar ihtilâli alkışladı. İhtilâl liderine methiyeler düzenledi. Bunlara da devlet imkânı sunuldu.

Hakikatin gür sesi olan gazete 470 gün kapatıldı. Adeta İhtilâlcilerin bayramıydı. Çünkü planları tıkır tıkır çalışıyordu. Seçimler yapılmış, ihtilâl lideri devlet başkanı ve kendi muvazaalı partileri de devlet imkânlarıyla seçimi kazanıp iktidar olmuştu.

Sen misin hakikatin gür sesi’ni kapatan! Sınırlı imkânlarıyla bir avuç insan bu ihtilâlcilere karşı mücadele verdi. Siyasî şartlar yeniden değişti.

Denirse ki, bu iş nasıl olmuştu. İnsanlar çok okuyordu, ders günü herkes derse geliyordu, gazetelerine gözleri gibi sahip çıkmaktalardı. Hatta günlük birden çok gazete alanlar bile bulunmaktaydı. Okunan gazeteler atılmayıp ertesi gün mutlaka bir kahvehaneye bırakılmaktaydı. Yani maddî ve manevî çalışılmaktaydı. İşte sonunda zafer kazanıldı.

Peki ne oldu da artık okuma görevimizi yeterince yapmıyoruz? Okuduğumuz gazeteleri halkın çok olduğu yerlere bırakmıyoruz. İhlâs Risalelerine göre hareket etmiyoruz. 

Evet biz hakikatin gür sesi okuyucuları olarak görevimizi tam yapamıyoruz. Onun için asla vebalden kurtulamayız.

Bol bol gazete olsun, Risale-i Nur olsun okuyacağız. Müfritane irtibat düsturunu asla unutmayacağız. Böylece hem şahs-ı manevimiz güçlenir hem de Cenâb-ı Allah yardım eder.

Okunma Sayısı: 1565
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı