"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yaman günde yar vahşidir!

İbrahim Aktaşcı
02 Haziran 2024, Pazar
Keçecizade Fuat Paşa, İngiliz Büyükelçisine tarihî İstanbul evlerini gezdirmektedir. Eski evlerin dış duvarlarına asılan “Ya Hafiz” levhaları Büyükelçinin dikkatini çeker ve Fuat Paşaya bunların ne olduğunu sorar.

Fuat Paşa Büyükelçiye şu esprili cevabı verir: “O gördükleriniz, Osmanlı Sigorta şirketinin tabelalarıdır…”

Osmanlı’ya deniz taşımacılığı ile giren sigorta müessesesi günümüzde ekonomik hayatın önemli bir parçası. Hatta öyle ki bazı tür sigortaları yaptırmak kanuni bir mecburiyet. Motorlu taşıt sigortaları bunun en bilinen örneği.

Sigorta sözleşmesinde lehdarın hak ve menfaatlerinin korunması için Sigortacılık Kanunu sigorta şirketlerine birtakım sorumluluklar yüklemiş. Yani sigorta şirketleri öyle tek hedefi kâr etmek olan alelade tacirler olmayıp birer güven kurumları.

Bu yüzden olmalı ki Karayolları Trafik Kanunu’na göre, zarar gören sigortalının dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapması zorunlu hale getirilmiş.

Kanun koyucunun sigorta şirketine başvuru şartı getirmekten maksadı, ihtilaf davaya dönüşmeden, sigortalının mağduriyetinin barışçıl yollarla çözülmesi ve zararın en hızlı şekilde giderilmesi.

***

Peki, “kötü gün dostu” olması beklenen sigorta şirketleri gerçekte sigortalının ne kadar dostu?

Ne yazık ki; ölüm, cismani zarar ve maddi hasar sebebiyle oluşan zararın tazmini için sigorta şirketlerine yapılan başvuruların ekserisi, sigorta şirketleri tarafından “sessiz kalmak suretiyle” reddediliyor. Yani sigorta şirketleri başvuruların çoğuna cevap dahi vermiyor.

Cevap verdiği başvurularda ise “sudan sebeplerle” ve genellikle evrak eksikliğini bahane ederek hesaplama yapmıyor ve sigortalıyı davaya zorluyor.

Bir örnek verelim: Trafik kazasında vefat eden müteveffanın geride kalan mirasçıları için Türkiye Sigorta A.Ş.’ye bir başvuru yaptık ve zararın hesaplanarak ödenmesini istedik.

Türkiye Sigorta bizden, ev hanımı mirasçı için maaş bordrosu, müteveffa için yeniden otopsi yapılması ve henüz yazılmamış iddianamenin gönderilmesi gibi tarafımızca temini imkansız olan taleplerde bulundu. Sigorta şirketinin işi yokuşa sürmesinin sebebi ise tamamen duygusal! Çünkü bu enflasyonist düzende, sigortalıya hakkı olan parayı şimdi değil de en az dört-beş sene sürecek bir davanın sonunda öderse edeceği kâr büyük.

Sigortalıyı değil de cebini düşünen sigorta şirketleri, kaybettikleri davalarda dahi hemen ödeme yapmıyorlar. Kararın değişmeyeceğini bildikleri halde kararı kanun yoluna taşıyor ve bu zaman zarfında da teminat mektubu vermek suretiyle peşin ödeme kaybından kurtulmuş oluyorlar.

Oysa Sigortacılık Kanunu’na göre, sigortalının tazminatının ödenmesini geciktirmek, iyi niyet kurallarına aykırı, idari ve adli yaptırımları olan bir eylem. Hatta sigorta şirketinin ruhsatının iptaline kadar yolu var.

Anlaşılan o ki sigorta şirketlerini bu yönleriyle denetlemekle vazifeli, “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu” işini iyi yapmıyor. Bağımsız olması gereken sigorta şirketleri de Türkiye’de bankaların yan kuruluşları gibi olduklarından maddi olarak güçlüler ve dokunulmazlar. O yüzden bu tür kusurlu davranışlarından geri durmuyorlar.

Kötü gün dostu ve “yaman günde yahşi” olması lazım gelirken, aksine “yaman günde vahşi”leşen sigorta şirketlerinin sıkı denetiminin yanısıra bankalarla olan ilişkilerinin de incelenmesi gerek.

Ne demişler: “Banka soymanın, bir banka kurmanın yanında lafı mı olur hiç?”

Okunma Sayısı: 1063
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özkan

    15.6.2024 09:37:36

    Fıkrayı güzel bağlamışsınız tebrikler.Allah sizi sıratimüstakimden ayırmasın .Allah sizin gibilerin sayısını vatan millet mazlum … insanlar için çoğalsın .Ben bir edebiyat öğretmeniyim kaliteli bir kalem gördüğüm zaman hissederim Allah yolunuzu açsın inşallah selam be dua kalın

  • HÇeşitcioğlu

    2.6.2024 16:24:10

    Emniyet kuşkusu gelecek korkusu adına zarar içinde zarar.

  • Nahit Topaloğlu

    2.6.2024 09:02:10

    İbrahim kardeşim, İlk yorumumun peşinden başlıktaki "yar" sitem etti: "Nisbet î'sindeki şapka da ben neyim peki, benim başıma da yakışmaz mı?" Doğru! Başlıktaki kelimeyi de "yâr" yapsak güzel olurdu. Yaman günde vahşileşene kadar "yâr"dır. Vahşileşince şapkası uçar, uçuruma (yara) yuvarlanır!

  • Erhan

    2.6.2024 08:59:13

    Neremiz doğru ki? Eğitimciye Güvenlik, işletmeciye çaycılık, mühendise garsonluk, iletişimciye bekçilik yaptırırsan, sonu bu olur ülkenin. Ekmeği ekmekçiye ver 2 ekmekte fazla ver demiş büyüklerimiz, iş ehline verilmez ise sigortacılık kanunlarında bir sürü boşluk ve yanlışlar olur tabi.

  • Nahit Topaloğlu

    2.6.2024 08:40:50

    Tebrik ederim kardeşim. İfade, noktalama ve hatta imlâ açısından -neredeyse- hatâsız bir yazı. Nisbet î'lerini ihmal etmeseydiniz çok daha "kusursuz" olacaktı: İdarî, adlî gibi. Bâki selam ve muhabbetler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı