"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evrensel hukuka karşı “yerli ve millî” hukuk!

Kâzım GÜLEÇYÜZ
24 Ekim 2020, Cumartesi
Önceki devirlerde—iktidarın tabiriyle “eski Türkiye”de—Anayasa Mahkemesi, milletin oylarıyla seçilenler üzerindeki atanmışlar vesayetinin simge kurumlarından biriydi.

Eski AYM’nin, Meclisin demokratik iradesini bile tanımadığı örnekler saymakla bitmez

Başörtüsünü yasaklayan, defalarca parti kapatan, Meclisin cumhurbaşkanı seçmesine, adayın eşi “türbanlı” diye takoz koyan kararları bunların ilk anda akla gelenlerinden.

Aradan zaman geçti. AYM’deki vesayetçi damar “kırıldı.” Bunda bilhassa AB sürecinde yapılan anayasa değişikleri ile o yöndeki zihniyet ve kadro değişiminin büyük rolü oldu.

2012’de bireysel başvuru yolunun açılmasıyla AYM temyiz işlevini de üstlendi. Ama bu durum Yargıtay’da rahatsızlığa yol açtı.

Özellikle 15-20 Temmuz sürecinde bu rahatsızlık daha da büyürken, kelimenin tam anlamıyla hukuku ezen bu süreç, iki yüksek mahkemeyi de hukuk çizgisinden saptırdı.

Masumiyet karinesi, suç ve cezanın şahsîliği, savunma ve âdil yargılanma hakkı gibi en temel hukuk prensipleri ihlal edilerek yapılan yargılamalarda verilen son derece tartışmalı mahkeme kararları Yargıtay’da onanırken, iki üyesini bu sürece feda eden AYM hukuksuzluğu açık OHAL KHK’larına dahi vize verdi.

Bireysel başvuruların da çoğunu reddetti.

Ama AİHM’le birinci derecede ve doğrudan muhatap olan en yüksek yargı organı olmasının etkisiyle olsa gerek, ibreyi hukuka döndüren bazı kararlar da vermedi değil.

Ama kimi AİHM kararlarına o da direndi.

Sonuç olarak, böyle bir ikilem içinde kalan AYM, sayısı çok az da olsa verdiği özgürlükçü kararlar sebebiyle iktidarın hışmını üzerine çekti. Bahçeli’nin “yeniden yapılandırma” çıkışıyla başlatılan salvolar, ışık tweet’i üzerinden yürütülen linç operasyonuyla sürerken, AYM’nin Berberoğlu kararına karşı ağır cezanın sergilediği direniş, işin tuzu biberi oldu.

Anayasadaki “AYM kararları yargıyı da, yürütmeyi de, yasalarda anayasaya aykırılık varsa yasamayı da bağlar” kuralına rağmen.

Bu işin sonunun nereye varacağı kestirilemezken, gelinen noktada telaffuz edilen formüller arasında  “yerli ve millî” bir yüksek insan hakları mahkemesi kurulması da var.

Evrensel hukuka karşı “yerli ve millî” hukuk!

Şekilde görüldüğü gibi...

Okunma Sayısı: 2908
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Reha

    24.10.2020 23:09:49

    Hukuku bırakın insanlık tan çıktılar.

  • Feyzullah Ayhan

    24.10.2020 21:06:55

    Bunlara hiçbir zaman inanmadım. Çünkü eğitim hayatım ve 40 yıllık meslek hayatım bunlarla içiçe geçti. Kindar, yalancı, söylediklerini yapmayan sabit fikirli, başkalarının düşüncesine saygı duymayan, herkesi kendileri gibi düşünsün isteyen, aynı düşünceyi paylaşmayan hasım gören iğrenç bir zihniyet. Ne hukuku ne adaleti...

  • Oğuz Yiğiter

    24.10.2020 07:39:19

    28 şubat tortularının temizlenmesi için millet ekseriyetinin verdiği samimi destekten oluşan sinerji, evrensel hukuk ve demokrasi normlarına yöneldiğini gösteren AB çıpasını sahiplenme adımları, ülkemizi 2002- 2007 sürecinde, bir anda dünyada parlayan bir ülke konumuna getirmişti. Ne olduysa oldu. "Oğlan bizim, kız bizim" sözüyle açığa vurulan, devlette herşeye hâkimiz vehminin başladığı ve "güç zehirlenmesi" safhasından sonra, mağduriyetlerine esas yaptıkları, 30'lar tek adam rejimine, bu sefer kendileri, hızla yelken açtı ve gelinen nokta.. Bir işte samimiyet olmayınca, maksadının aksiyle tokat. Ve 60-70 yıllık bir rüyanın dramatik ve hazin bir iflası...

  • İsmail Atak Cebecili

    24.10.2020 07:19:35

    Hz. Bediüzzaman, İki Cihan Savaşından ders alan insanlığa özellikle çeşitli yazılarında vurgu yapıyor. Yani, insanlık yaşadığı bazı musibetlerden ders alarak ortak menfaatlar noktasında buluşacaktır. Hukuk, bu ortak noktalardan biridir ve olmalıdır. Türkiye’mizin ben bu ortak değerlerden/hukuk- uzak duracağım deme lüksü olamaz. Bu yanlışlık, bizi çok önemli ve büyük sıkıntılara sokar ve yalnızlığa iter. Ülkemizde hak aramanın zorlaştırılması, hak arama ve sonuç alma yollarının uzatılması, yeterli tepkiyi görmese de, bazı konularda görüldüğü üzere, insanlığın ortak kuruluşları, Ülkemizi normale zorlamaktadır. Hakim ve Savcılara verilen cezaların ve yargılamaların Avukatlık yapmalarına engel olunmaması gibi. Devletimizi yönetenler, yalnızlığı değil, insanlığın ulaştığı ortak değerleri benimsemeli ve dikkate almalıdır.

  • Nuri Milis

    24.10.2020 03:52:57

    Kazım abi, 30. söz'de geçen enenin birçok yönü derken.. Bu ene, esasen ölçülü kullanıldığında, ve misafire kullanım amacıyla verildiğine göre, demek ki istifade etme bilinirse; ev de eş, iş de çalışan/yönetici, çarşı pazar da esnaf/müşteri ve eğitmen olarak okulda, ve/veya insan denilen 'mucize' yaratığın girdiği her delikte muazzam bir yapı ortaya çıkar. Doğru muyum?Teşekkürler

  • Alparslan

    24.10.2020 01:48:24

    Kendileri ne kadar yerli ve milli iseler, icraatları da o kadar yerli ve milli. Ülkemizin kaynakları kimlere satıldı? Alanların hangisi yerli ve milli?

  • Hüseyin İlhan

    24.10.2020 00:15:34

    Hak,hukuk,adalet kavramları hangi dil,din mensubu olursa olsun aynıdır.Ancak totaliter,ikiyüzlü,entrika ve düzenbaz idarecilerin hakim olduğu yerde farklı olarak karşımıza çıkar.Dün tarihte olanların bugünde günümüzde olması ve yarında olmasının muhtemelliği bir realitedir. Dilinde Hz.Ömer Ra.adaleti eksik olmayanların tatbikatlarında alakasının olmaması ikiyüzlülüklerinin göstergesidir. Bugün ülkemizin talihsizliği birçok hak ehli olanlarında bu iktidarca tağşişe uğramsı ile cemiyette büyük bir kriz yaşanmaktadır. Toplumun huzursuzluğunun giderek artmasında bunun büyük tesiri var.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı