Hemedan’lı Alim
Tarih bazen çok farklı hükümlerle insanı şaşırtıp bırakıyor. Başka isim, başka unvan yokmuş gibi, aynı ismin asırlar sonra bir diğer zata verilmesi tesadüf müdür, kasıtlı mıdır; hangi amaca mebnidir; bilemeyiz.
Tarihte bilinen üç Bediüzzaman vardır. Bunlardan birisi: Bediüzzaman-ı Hemedanî.
Miladî 968, hicri 358 yılında İran’ın Hemedan şehrinde dünyaya geldi. Adı Ahmed, künyesi Ebu’l-Fazl, şeceresi Hafız Ahmed ibni Huseyn ibni Yahya, lâkabı Bediüzzaman’dır Şairdir. Makaleleri edebiyatta yeni bir türün başlangıcı olmuştur.
Önemli devlet adamlarından kız kardeşinin oğluna kadar yazdığı mektuplar Risalelerinde toplanmıştır. Makamat adlı eserinde orijinal bir üslup yakaladı. Bu üslubu yakalamasında İbni Farıs’in de emeği vardır.
İlk eğitimini babasından almıştır. Hafızası güçlüdür. Arapça’yı çok iyi bilirdi. Neşeli, arkadaş canlısı, alçak gönüllü, geniş kalpli ve sözünün eri bir insandı.
Hemedanî, güvenilir bir hadis ravisi olarak da bilinir. Miladî 1008 yılında kırk yaşında Herat’ta vefat etti.
Herat’ta Yaşadı
Çok seyahat yaptı. Hemedan’dan Rey şehrine gitti. O günkü devlet veziri kendisinden çok istifade etti. Rey’den Cürcan’a gitti. Burada İsmailî olarak bilinen bir aile ile tanıştı. 992 yılında büyük edip Ebu Bekir el-Harizmî ile tanışmak için Nişabur’a gittiı.
Burada Ebu Bekir el-Harizmî ile münazara yaptı ve galip geldi. Şöhreti arttı. Harizmî ölünce rakipsiz kaldı. Nişabur’dan sonra Gazneliler ve Samanîler arasında bir savaş çıkınca buradan Sicistan’a geçti.
Sicistan’dan Gazne’ye geçti. Gazneli Mahmud ile tanıştı. Hindistan’ı fetheden Gazneli Mahmut’u övdü.
Bütün gezdiği yerlerde kütüphanelerden bolca istifade etti. Oradan Herat’a geçti. Herat’ta Hüseyin b. Muhammed el-Huşnâmî adında zengin ve faziletli birinin kızıyla evlendi ve oraya yerleşti. Bundan sonra ölünceye kadar burada yaşadı.
11 Cemâziyelâhir 398 (22 Şubat 1008’de) henüz kırk yaşında iken vefat etti
Bediüzzaman bid‘atlardan uzak sağlam bir inanca sahip olduğunu gösteren bir vasiyetname bıraktı, burada cenaze namazının “sünnet ehli” tarafından kılınmasını istedi.
Bediüzzaman-ı Hemedanî çok zeki ve kabiliyetli bir âlimdi. Çağdaşı olan Sealibî der ki:
“Edebiyatın sırrına ve özüne Bediüzzaman kadar vâkıf, onun gibi sihirli ve veciz bir üslûba sahip kimse ne görüldü, ne de böyle birinden bahsedildi... O son derece şaşırtıcı ve daha önce bilinmeyen bir edebî üslûba sahipti.”
Said Nursî, İmam-ı Rabanî’nin mektuplarındaki Bediüzzaman lafzı hakkında diyor ki: “
“Hicretin üç yüz senesinde, Bediüzzaman-ı Hemedanî’den başka o lakapla iştihar etmiş zatları bilmiyordum. Halbuki İmam’ın zamanında dahi öyle bir adam vardı ki ona o iki mektubu yazmış. O zatın hali, benim halime benziyormuş ki o iki mektubu kendi derdime deva buldum.”1 demektedir.
Eserleri:
Makamat. Makama türü, hayalî bir kahramanın başından geçen olayların, hayalî bir hikâyeci diliyle anlatıldığı kısa hikâyeler serisidir. Bediüzzaman makamat türündeki bu eserinde toplumdaki eksikliklere dikkat çekmiştir. Akıcı bir üslupla yazmıştır. Bu eser kendisine şöhret de kazandırmıştır.
Makamât bir edebiyat şaheseri olması yanında devrinin sosyal, siyasî, iktisadî ve fikrî durumunu belirtmesi sebebiyle medeniyet tarihî araştırmaları açısından da büyük bir değer taşımaktadır.
RESAİL: Dostlarına ve devlet büyüklerine yazdığı mektuplarından meydana gelmiştir.
DİVAN: Şiirlerinden meydana gelmiştir.
Dipnot:
1- Mektubat, s. 594.