"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Israr etmek

Havva KÜÇÜK KONUR
22 Haziran 2026, Pazartesi
Bazı şeyler meşru gibi görülse de, aslında insan iradesine saygısızlık gibi geliyor bana. Bunlardan biri de ısrar etmek... Şimdi ne alaka diyeceksiniz. Anlatayım.

Tanıdık eş dost yemeğe çağırır. Gayet güzel hoş sohbet başlarsın. Yemeğin sonuna doğru “doydum” dersin “biraz daha al” der. “Bir kepçe yeter fazla koymayın” dersin iki kepçe koyar. Bir yönden bakınca ev sahibi cömertliğini gösteriyor, misafirperverliğini sunuyor, sizi ne kadar sevdiğini göstermeye çalışıyor gibi düşünüyoruz. Ama öbür yandan doyduktan sonra yediğimiz o fazladan besinler bizi rahatsız ediyor, tadımızı kaçırıyor.

Kültürel olarak böyle bir yatkınlığımız da var maalesef. Bir yere gideceksiniz diyelim. Anneniz hemen uyarır. Aman çok ısrar etmezse kalma diye. Israr ediyorsa seni çok seviyordur, kalmanı istiyordur. Israr etmiyorsa öylesine söylemiştir, gerçekten istemiyordur düşüncesi var alt yapısında. Peki ben, insanı sevmenin göstergesi olarak onun iradesine ve kararına saygı göstermek olduğuna inananlardansam? Birinin bana herhangi bir şey için ısrar etmesini de bana saygısızlık yapıyor, kararıma saygı duymuyor diye yorumluyorsam? O zaman ne olacak?

Israr etmek, karşı tarafın inadına kendi fikrini, hissini, dileğini, arzusunu yürütmeye devam etmek gibi... Hele karşı tarafın yaşı küçükse... Hele uslu ve efendi olarak yetiştirildiyse... Hayır diyemeyenlerdense... Daha bir ısrar ediyor, daha bir dayatıyoruz sanki kendi dediklerimizi.

Oğuz Atay, Tutunamayanlar'da öyle der: "En kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. Yemeğe kal, dediler, kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. Sonunda kalkıp gidilir. Her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni."

Tutunamayanlar'ın sevdiğim diyaloglarından biriydi bu. Israr etmenin -hangi konuda olursa olsun hiç fark etmez- istibdadın da bir tarafıymış gibi görünmesi boşuna değil. Bir tarafın teklif etme iradesi göstermesi, karşı tarafın kabul etme veya reddetme iradesi göstermesi, diyalogda olması gereken sağlıklı bir tablodur. Bir taraf ısrar edince kantarın topuzu ısrar eden tarafa doğru mecburen eğileceği için denge bozulur. Karşı tarafın gerçekten mazereti varsa bu sefer o da yalan söylemek zorunda kalır, kaygı düzeyi artar ve başka problemler de çıkabilir. O yüzden davetlerde, cemiyetlerde, yemeklerde, hatta cüz-Risale-evrad paylaşımlarında bile ısrar etmek, karşı taraf için dengesini altüst eden bir şey olarak algılanabilir. Her şeyin dengede, kararında olması beklenen ve arzu edilen şey halbuki...

Öyle değil mi?

Okunma Sayısı: 234
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı