"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan ilk neyi bilmeli?

M. Fahri UTKAN
01 Temmuz 2021, Perşembe
İnsan doğduktan sonra birçok şeyi öğrenmeye başlar ve bilir. Her insanın bildiği şeyler ve konuları farklıdır. Bir de her insanın bildiği şeyler vardır. Yemek yemek, yürümek, su içmek, uyumak vs.

Bir yazarımızla kitabıyla 1 ilgili bir söyleşi programını dinlerken, yazara sorulan sorulardan biriydi yazının başlığı. Bu soruya karşı yazarımız, şakayla karışık, ‘Bu çalışmadığım yerden geldi, bu sorunun cevabını Risale-i Nur’a havale ediyorum’ diyerek konuyu bağladı. Çünkü konu, kendi kitabı ile ilgili sorulardan değildi.

Benim ilgimi çekti bu soru ve ben de çeşitli medya platformlarında bu soruyu sordum. Gelen cevaplardan bazıları aşağıdadır. Daha sonra Risale-i Nur perspektifinden kendi anladığım şekilde cevaplamaya çalışacağım, inşallah.

İnsan ilk neyi bilmeli? Sorusuna gelen cevaplardan bazıları;

· Kendini

· Allah’ı / Yaratanını

· Haddini

· Şükretmeyi

· Hiçbir şey bilmediğini bilirse her şeyi öğrenmeye açık ego ve kibirden uzak olur ne de olsa bir atasözünün dediği gibi ‘bin bilsen de bir bilene sor’ Bence ilk bilmesi gereken budur.

· Hayat yaşamasını bilenler için çok uzun olduğunu

· Sahibini

· Âlemde gördüğü hayret verici faaliyetlerin bir faili olduğunu arayıp, bilmesi

· “..hakikî ömrünü bulunduğu gün bilmeli..”

“İkra (Oku), seni yaratan Rabbinin adıyla oku” âyetinin emrine baktığımızda; ilk olarak bizi yaratan bir Rabbimiz olduğunu bilmek gerekiyor. Sonra da Kur’ân’ın bu ilk emri olan, ‘OKU’ mayı bilmeliyiz, belki de. Bu okuma faaliyetinin detayları farklı bir yazı konusu olabilir.

Veya “İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; Hâlık-ı kâinatı tanımak ve O’na iman edip ibadet etmektir” hakikatini derk edip bunları bilmeli diyebiliriz.

Ayrıca Risale-i Nurlar’daki bir hakikate göre; “Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi, iman-ı billah’ tır. Ve insaniyetin en âli mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billah içindeki marifetullahtır.” Bu cümleden, yukarıdaki sorunun bir cevabının, ilk olarak ‘Allah’a inanmak’ ve ‘O’nun (cc) esma-i Hüsna’sının tecellilerini birlikte tanımak/bilmek ve farkına varmak olarak anlamak gerektiği ortaya çıkıyor.

Yine Üstad, Külliyatın başka bir yerinde, “Ne mutlu o adama ki, kendini bilip haddinden tecavüz etmez.” (Lem’a’lar. 322) Kudsî hadisini hatırlatarak, insanın önce kendini sonra da haddini bilmesinin gerektiğini söylüyor.

Bir şeyler bilen, bir şeyler yapan, aklı olan, düşünmeyi akıl edebilen insan, önce bu dünyaya niçin geldiğini buradan nereye gideceğini, buradaki vazifesinin ne olduğunu v.b soruların cevabını bilmeli…

Belki şu hüküm de düşünmemiz gereken bir uyarı olabilir, bizler için…“İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir.” (Mesnevî-i Nuriye)

Dipnot:

1- “Herkesin Bildiği Şeyler”, F. Çakır

Okunma Sayısı: 1902
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı