"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lider ölür gider; misyon sürer gider

M. Latif SALİHOĞLU
20 Kasım 2019, Çarşamba
Başka mesleklerde olduğu gibi, siyaset sahasında da şahısların, liderlerin ömrü kısıtlıdır, sınırlıdır, muayyendir...

Siyasî hâkimiyet devreleri ise, ömrün geneli içinde daha az ve daha kısıtlı sayılır.

Netice itibariyle, her kim olursa olsun ve hangi makam-mevkide bulunursa bulunsun, şahıs fânidir. Günün birinde, şöyle veya böyle, ama kat’i sûrette ya devre dışı olup gider, ya da eceliyle ölüp gider. Bu mutlak gerçekliğin aksi, zıddı, yahut başka türlüsü söz konusu dahi değildir.

* * *

Tamamen şahsa-lidere dayanan siyasî partilerin varlığı ve ömür süresi, o şahsın varlığı ve hayatı ile kaimdir. 

Köklü misyon partileri ise, öyle değildir. Misyon partilerinin başındaki şahıslar bir şekilde çekilse, yahut ölüp gitse dahi, o partileri, yine de varlığını, en azından hayatiyetini muhafazaya devam edip gider.

Nitekim, uzun yıllar varlığını koruyan günümüzün köklü partileri, aynı zamanda birer misyon partisidir. Bazen hafif yollu libas veya renk tonunu değiştirse bile, gerçekte her biri ayrı bir misyonu temsil ediyor. Öyle ki, bunların tarih sahnesine çıkmasını yaklaşık olarak tesbit edip belirtmek de mümkün. Meselâ, şöyle ki:

1. Millî Görüş’ün iktidardaki versiyonu olan AKP, misyon itibariyle 1877’ye kadar gidiyor ve daha çok “tek adama” dayalı olan Sultan Abdülhamid siyasetini temsil ediyor. Cumhuriyet döneminde ise 1948’de Fevzi Paşa’nın fahri başkanlığında kurulan Millet Partisi ile 1970’ten itibaren Erbakan’ın başını çektiği siyasî partilerin devamı mahiyetini taşıyor.

2. Halk Fırkası (CHP), 1908’de iktidara gelen İttihat-Terakki Fırkası’nın devamı mahiyetinde kuruldu. Partinin hemen bütün kurmay kadrosu, eski İttihatçıdır. 1923’ten tâ 1950’ye kadar süren “tek parti” istibdadına damgasını vurdu. 1946 seçimlerine katılan zıt misyonlu Demokrat Parti’nin kurucu kadroları da, gariptir ki yine bu partinin içinden çıktı.

3. MHP, fikir ve misyon itibariyle Türkçülüğü temsil eder. Bâriz şekilde tarih sahnesine çıkması, 1909’daki Türkçülük cereyanına ve 1912’de bazı İttihatçıların desteğiyle resmen kurulmasına izin verilen Türk Ocakları’na kadar gidip dayanır. Zaman zaman Millî Görüş hareketiyle de yakınlaşıp uzaklaştığı, yani birleşip ayrıldığı vâkidir.

4. HDP, bir yönetim sanatı olan “siyaset”ten çok ideolojik tarafı ağır basan bir misyona meyyaldir. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru palazlanan, İstanbul’un işgali döneminde ortaya çıkan ve 1918’de resmîyet kazanan “Kürdistan Teâli Cemiyeti”nin fikrî ve siyasî misyonunu savunur ve temsil eder. Bazen Şeyh Said’e sahip çıkıyor gibi görünmekle beraber, özünde din ile uyuşmayan bir “Kürtlük cereyanı”na yakın durmayı esas alır.

5. Demokrat Parti, 1946’da kurulan aynı isimli parti ile 1961’de kurulan Adalet Partisi’nin devamı mahiyetindedir. Misyon itibariyle, daha eskiye gider: Seslendirmiş olduğu düşünce ve siyasî çizgi, 1865’te tarih sahnesine çıkarak Meşrûtiyet’e zemin hazırlayan Ahrâr-ı Osmaniye Cemiyeti ve 1908’de genel seçimlere katılarak anamuhalefet partisi konumunu kazanan Ahrâr-ı Osmaniye Fırkası ile aynıdır. “Prensipler demokrasisi”ni esas aldığı için, iç ve dış düşmanları çok olan bu misyon hareketinin 150 yılı aşan mazisi, savaşlarla, darbelerle ve muhtıralarla hep kesintili olagelmiştir.

6. Meclis’te grubu bulunan İyi Parti’nin lider kadrosu, partilerini hatları belirgin bir misyon çizgisine henüz oturtabilmiş değil. 

7. Halihazırdaki diğer muhtelif partiler ise, yukarıda saymış olduğumuz misyonların, günümüzdeki irili-ufaklı versiyonlarıdır.

* * *

Son olarak bir mütemmim cüz: 

Meşrûtiyet döneminde Ahrarlar’a destek veren Üstad Bediüzzaman, vefatından kısa süre önce (1960) talebelerine hitaben yazmış olduğu son lâhika mektubunda, Demokrat çizgideki siyasilerin hatalarına hücûm edilmemesi, hatta onlara yardım edilmesi yönünde şu tavsiyede bulunur: "Benim Nur âhiret kardeşlerim! 'Ehvenüşşer' deyip bazı bîçare yanlışçıların hatalarına hücum etmesinler. Daima müsbet hareket etsinler. Madem siyasetçilerin bir kısmı Risâle-i Nur’a zarar vermiyor, az müsaadekârdır; 'ehvenüşşer' olarak bakınız. Daha âzamüşşerden kurtulmak için, onlara zararınız dokunmasın, onlara faideniz dokunsun." (Emirdağ Lâhikası: 458) 

Okunma Sayısı: 1547
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    20.11.2019 16:43:37

    Şahıs hiçtir,Şahs-ı manevi ise daimdir.Dolayısıyla;şahsa dayanmak,bağlanmak geçici ve faydasız,misyona bağlanmak ve onu takip etmek ise kalıcı ve yararlıdır.En önemlisi ise,dâvâ şuurunda olmak ve ona her daim sadık kalmaktır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı