"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Muhacir iken Ensar oldular

M. Latif SALİHOĞLU
11 Kasım 2021, Perşembe
Başlıktaki ifadeden kimleri kast ediyoruz? Onları hemen zikrederek konuya öyle devam edelim.

Bunlar, bilhassa 93 Harbi’nden sonra (1878) Kafkaslar’dan ve Balkanlar’dan Türkiye’ye hicret eden Gürcüler, Azeriler, Çerkesler, Çeçenler, Şeyh Şâmil’in hemşehrileri olan Dağıstanîler, Arnavutlar, Boşnaklar, Pomaklar, vaktiyle Anadolu’dan Rumeli’ye göç eden mübadiller, “Evlâd-ı Fatihân”dan olan cengâver ruhlu kimseler ile onların evlâtları veya torunlarıdır.

Zaman içinde, bu bahtiyarlar kàfilesine komünist Rusya ile Çin’in zulmüne mâruz kalan Kırım, Kazan ve Tataristan taraflarından göçüp gelen din kardeşlerimiz, Doğu Türkistanlı Uygurlar, Özbekler, Peştunlar, Kazakistanlılar, Türkmenistanlılar, Afganistanlılar; kezâ, güney taraflarından Iraklı Kürtler, Türkmenler günümüzde Suriyeli Türk, Kürt, Arap kardeşlerimiz de dahil oldu.

*

Uzun yıllar çeşitli ziyaret veya seyahat vesilesiyle gittiğimiz Anadolu’nun dört bir yanında yukarıda saydığımız muhtelif etnik veya coğrafî kökenli muhacir/göçmen kardeşlerimizle karşılaşıyoruz. Bunlar, Nur camiası içinde de hakikaten ciddiyetle çalışıyorlar, canla başla hizmet ediyorlar.

Zira, onlar muhaceretin ne olduğunu gayet iyi biliyorlar. Muhacereti bizzat yaşamayanlar da, vaktiyle yaşanmış olan bu insanî dramayı annelerinden, babalarından, dedelerinden dinleyerek büyümüşler; dolayısıyla, onlar da bunun ne mânâya geldiğini bihakkın öğreniyorlar.

Bunlar, muhacereti ister bizzat yaşamış olsunlar, isterse dolaylı şekilde hicretin hikmetli sırlarına vâkıf olmuş olsunlar, netice itibariyle hem hayata, hem de hayata rengini veren kudsî dâvâya kemâl-i ciddiyetle sarılıp bağlanıyorlar.

Evet, tam bir samimiyet ve sadâkatla dâvâlarına öylesine sımsıkı bağlanıyorlar ki, en şiddetli sarsıntılar, en sancılı çalkantılar dahi onları gevşetip koparamıyor.

*

Benzer bir durum, hariç memleketlerde yaşayan Nur Talebeleri için de geçerli. Zaman zaman yaptığımız yurt dışı seyahatlerde benzer tabloları bilmüşahade görüyoruz. Kezâ, görenlerden duyup öğreniyoruz.

*

Kuvvetle, yani sırf silâh ve kılıç kuvvetiyle yapılan fetihler pek kalıcı olmuyor, olamıyor. Silâhın ve kuvvetin gölgesinde girdiğin yerden, yine aynı unsurlarla yüzgeri edilebiliyorsun. İspanya ile Viyana önlerinde zaman içinde yaşanan çöküş tabloları, bu realitenin çarpıcı örnekleridir.

Buna karşılık, Arabistan Yarımadası, Kuzey Afrika, Orta Asya, Uzak Asya (Endonezya vd.), Rumeli’nin bir kısmı ile Anadolu gibi geniş topraklarda, daha ziyade ilim ve irfan yoluyla manevî fütûhat yapılmıştır.

Bu kıt’alarda—daha çok müdafaa sadedinde olmak üzere—şüphesiz silâh da kullanılmıştır. Lâkin, silâh daima manevî irşadın gölgesinde kalmıştır.

Meselâ, Anadolu’daki fütûvvet teşkilâtlarından olan Ahiyân-ı Rûm, Abdalân-ı Rûm ve Bacıyân-ı Rûm gibi sivil toplum hareketleri, Gaziyân-ı Rûm gibi silâhlı birliklerden daha ziyade kalıcı fetihlere imza atmışlardır.

Özetle, çoğu yerde silâhlı orduların yapamadığını, gönüllü sivil mücahid ve mücahideler yapmaya muvaffak olmuşlardır. Bu manevî kahramanların en büyük meziyeti, ilim ve marifetle İslâm ahlâkını, doğru İslâmı ve İslâma lâyık doğruluğu fikren izâh ile fiilen ispat etmek olmuştur.

Tarihteki Ahiyân-ı Rûm’un yerini günümüzde “Ahiyan-ı Nûr”, Bacıyân-ı Rûm’un yerini de bir cihette “Bacıyân-ı Nûr”un almış olduğu kanaatindeyim.

Okunma Sayısı: 1180
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı