"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Özeleştiri ayıp değil, fazilettir

M. Latif SALİHOĞLU
14 Ekim 2019, Pazartesi
Eski(mez)lerin “nefis muhasebesi” diye tâbir ettikleri yüksek faziletli bir meziyet vardır ki, günümüzde şu tâbirlerle de dolaşıma girmektetir: Özeleştiri yapmak, kendini çek etmek, nefsini hesaba çekmek, vesaire...

Kibirli, mağrur ve enaniyetli kuvvetli kimseler, kolay kolay murakabe yapmaz, bir nefis muhasebesi cihetine gitmezler. Kendilerini daima haklı görürler, hep doğru yaptıklarına inanırlar. Çoğu kez, uçurumdan aşağıya yuvarlanıncaya kadar da aynı minvâl üzere giderler.

Oysa, hatasını görmek bir fazilettir, yüksek bir âlicenaplıktır; aynı zamanda, insan için bir İlâhî lütûf, kerem ve ihsândır.

Dolayısıyla, özeleştiri yapmak, ezilmek, küçülmek, yahut kendini inkâr etmek demek değildir. Bilâkis, hata ve günâhlardan arınmaya, dolayısıyla daha ziyade şahsiyet ve itibar kazanmaya bir vesiledir.

O halde, yeri geldiğinde özeleştiri yapmaktan, hatta nefsinin ayıbını görüp başına vurmaktan hiç çekinmemek, kaçınmamak lâzım. Bundan kimse bir şey kaybetmez; aksine, çok şey kazanır.

* * *

Başlangıçta ve mazisi itibariyle çok büyük zulümler yapmış, dolayısıyla çok büyük günahlar biriktirmiş olan Halk Partisi, özellikle son zamanlarda bazı özeleştirilerde bulunmaktadır ki, bunu hayra alâmet ve takdire şâyân bir gelişme olarak değerlendirmek icap ediyor.

Meselâ, parti başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte şiddetle savundukları “Başörtüsü yasağı” meselesinde, parti olarak büyük hata ettiklerini yaptıklarını hiç tereddüt dahi geçirmeden itiraf etti.

İşte, bu değişimi görmek ve takdir etmek lâzım. Tâ ki, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin, 1947’de Parti Genel Sekreteri Hilmi Uran’a hitaben deklare ettiği maddelere de sıra gelsin ve meselâ “İnkılâp kusurlarını üç-dört adama verin. İnkılâpların icbarıyla yapılan tahribatı tamire çalışarak, istikbâlde şeref ve itibar kazanın...” şeklindeki tavsiyesine uymalarına da bir yol açılsın, hiç olmazsa kapı aralansın.

* * *

Takdire şâyân bir başka özeleştiri de, İhvan-ı Müslimin cephesinden geldi. Bu cenâhtaki özeleştirileri veya geçmişte yapılan hataları itiraf ile olup bitenlerden ders çıkarma mânâsındaki detaylı bilgileri de pek yakında sizlerle paylaşmayı ümit ediyoruz.

Bütün açıklığıyla gözler önüne serilen söz konusu bilgiler, bu meselede şimdiye kadar bizim yazıp söylemiş olduğumuz hemen bütün hakikatlerin, adeta tek tek itiraf ile teyid edildiğinin de, çok çarpıcı bir ifadesi mânâsını taşıyacaktır.

Bu mühim konuya, bilâhare tekrardan dönmek ümit ve temennisiyle...

GÜNÜN TARİHİ 14 Ekim 1973

Siyasette MSP faktörü

Birinci darbenin (27 Mayıs 1960) ardından rayına girmeye başlayan nâzenin demokrasiye, ikinci bir darbe mahiyetini taşıyan 12 Mart Muhtırası’ndan sonraki seçimler 14 Ekim 1973'te yapıldı.

O tarihte yapılan milletvekili genel seçimlerinin neticesi, üye sayısı itibariyle parlamentoya aşağıdaki şekilde yansıdı: 

Ecevit liderliğindeki CHP 185, Demirel liderliğindeki AP 149, Erbakan liderliğindeki MSP 48, Bozbeyli başkanlığındaki DP 45, Güven Partisi 13, MHP 3 ve Bağımsızlar 6.

Demokrat Parti’nin devamı olan Adalet Partisi, muhtıradan evvel tek başına iktidardaydı. Esasında, 1950’den beri hür ortamda yapılan bütün seçimleri Demokratlar kazanmış ve tek başına iktidar olmuşlardı.

1973 seçimlerinde ise, siyasetin bu genel seyri değişti ve Demokratlar çok talihsiz bir duruma düştü. Tek başına iktidar olamadıkları gibi, birinci parti de olamadılar.

Demokrasi tarihimizin Demokratlar açısından dönüm noktalarından birini teşkil eden 1973 seçimlerinin kaderini etkileyen önemli bazı faktörler vardı. Bu faktörlerin başında, Erbakan’ın Millî Selamet Partisi ile AP'den ayrılan Ferruh Bozbeyli’nin Demokratik Parti hareketi gelir.

 Demokratlarla aynı sosyolojik tabandan beslenen bu iki siyasî hareketin genel seçimlere katılması, mevcut oy potansiyelini bölüp parçaladı. Demokrat misyon ise, o gün bugündür bir daha toparlanamadı ve tek başına iktidar yüzü göremedi.

Okunma Sayısı: 1436
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    14.10.2019 16:54:56

    Tek parti devrindeki CHP zihniyeti ile günümüz CHP'si arasında azami derecede bir fark göze çarpıyor.Tabi insan hatalarını görüp ona göre yolunu belirlemeli.Hatalardan ders çıkarmak erdem sahibi olmanın belirtisidir.Sayın Kılıçdaroğlu da son derece beyefendi ve tecrübeli bir siyasetçi.İcraatlarından da belli olduğu üzere şu ana kadar bariz bir şekilde müsbet hareket prensibi çerçevesinde hareket ettiğini söylemek mümkün.Hata herkesin yaptığı yahut yapmaya mailli olduğu bir fiil.Normaldir bu durum.Özeleştiri hassas bir konudur.Herkes bunu yapmaya muvaffak olamıyor.Bilâkis birçok lider asla özeleştiri yapmaz.Tamamıyla hatayı,günahı yahut vebali halkında veyahut da muhalif partilerde görür.Bunu çoğu kişi de biliyor zaten.Hata yapılır,doğaldır.Ama önemli olan hatayı tekrarlamamaktır.İnsanın nefsi özeleştiri kabul etmez ama nefse galebe çalmak ta en başta özeleştiri yapmaktan geçiyor.

  • Abdullah Tunç

    14.10.2019 00:19:13

    Keşke yarım asırdır dine hizmet iddia sıyla ortaya çıkan cereyanlar,akımlar gerekli özeleştiri yapabilseler.Çok de rin bir araştırma yapsalar,ne kadar korkunç bir hata ve yanlışın içinde olduklarını görebilseler.." Onun zama nına yetilştiğinizde siyaset canibiyle mukabele etmeyin mealındaki hadisi şerife muhalefet etmenin hem şahsi ve hemde ülke olarak neye mal oldu ğunu görebilseler,ona göre bir müha sebe yapabilseler. Ve derin uykudan uyanabilseler.Ve dört elle aynı hakikat ve selametli hizmet tazı olan Risale-i Nura sarılabilseler...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı