"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Radyoda ilk Ezân-Kur’ân sesleri...

M. Latif SALİHOĞLU
08 Temmuz 2019, Pazartesi
GÜNÜN TARİHİ: 08 Temmuz 1950

Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılı sonlarında kuruldu. Radyo faaliyeti ise, üç-dört yıl kadar sonra, yani 1927 yılı ortalarında başladı.

Radyo yayını, ilk olarak 6 Mayıs 1927’de İstanbul Sirkeci’deki büyük postane binasında başladı; aynı yılın Kasım ayında da Ankara Radyosu faaliyete geçirildi.

1950 senesine gelindiğinde, Türkiye’deki radyo yayıncılığı üzerinden 23 yıl gibi çeyrek asra yaklaşan uzunca bir zaman dilimi geçmiş bulunuyordu. Ne var ki, radyodan hemen her türden yayın yapıldığı halde, dinî programlara hemen hiç yer verilmiyordu.

Meselâ, Türkiye radyolarından Muhammedî Ezan sesinin duyulduğu, Kurân-ı Kerîm’in tilâvet edildiği, yahut Mevlid-i Şerif’in okunduğu vâki değildir.

Bundan dolayıdır ki, bu meyanda yaşanan ilklerin önemi, değeri büyüktür.

Çeyrek asır kadar süren tek parti diktatöryasının ardından, Türkiye semâlarında ilk Ezan sesi 1950’nin Haziran ayı ortalarında duyulmaya başlandı.

Hemen ardından, yani 8 Temmuz’da radyodan ilk kez Kur’ân-ı Kerîm tilâveti yapıldı; eş zamanlı olarak da Mevlid-i Şerif kıraat edildi.

***

Evet, 1950’den önce, Türkiye sınırları içinde sadece Mevlid-i Şerif ve Kur'ân-ı Kerîm değil, Ezan-ı Muhammedi'nin (asm) okunması dahi yasaktı.

Bu yasak uygulaması o derece ileri safhaya götürülmüştü ki, bırakın ezanın (hatta Arapça kàmetin) cami minaresinden okunması, cami içinde gizlice, yani yavaşça okunmasına dahi fırsat verilmiyor, müsaade edilmiyordu.

Meselâ, cami içinde sadece cemaatle namaz kılmak için gelenlerin duyacağı şekilde okunan ezan ve kamet şekline dahi müdahale edilebiliyordu.

Nitekim, böylesi bir vak'a 1932 senesinde Barla'da yaşandı. Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin gidip cemaatle namaz kıldığı Mus Mescidi’nde, jandarma tarafından baskın yapıldı. Orada müezzinlik yapan Şemî Güneş'le birlikte iki-üç kişi daha derdest edilerek Eğirdir Hapishanesi’ne götürüldü. Bu mazlûmlar orada falakaya yatırılarak işkenceden geçirildi. Ardından, bundan böyle Arapça ezan ve Kur'ân okumamaları yönünde telkin ve hatta tehditlerde bulunuldu.

Yine, aynı dönemin canlı şahitlerinden, 1995’te Çam Dağı’nda bizzat görüştüğümüz 1913 doğumlu Hüseyin Bülbül, Barla'da çocuklara Kur'ân dersi veren Üstad Bediüzzaman ve talebelerinin defalarca karakola şikâyet edildiklerini, mani olunamayınca, bu kez onlara iftira edilmeye başlandığını, yine kendi ifadeleriyle ve fakat derin teessür içinde bize anlattı.

İşte, Kur'ân-ı Kerîm'in Muhammedî Ezan ile birlikte yasaklanması bu tarihlerde (1932) başladı ve bu emsâlsiz yasak tam 18 yıl müddetle devam edip gitti.

* * *

Tekrar başa dönecek olursak... Türkiye radyolarından Kur'ân-ı Kerîm'in ilk kez okunması, bundan 69 yıl önce bugün, yani 8 Temmuz 1950’de gerçekleşmiş oldu. Kur'ân sesine hasret kalmış mü'minler, tıpkı ilk Muhammedî (asm) Ezan gibi—tâbiri câizse—o gün sevinç gözyaşlarına boğuldu.

Yine görgü şahitlerinden mükerreren dinlediğimiz kadarıyla, gerek Ezan’ın serbestçe okunması, gerekse radyodan Kur’ân sesinin duyulması esnasında, hıçkıra hıçkıra ağlayan pek çok insanımız, ayrıca tahdis-i şükür kàbilinden kurbanlar keserek hasret giderdiler.

Okunma Sayısı: 932
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı