"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sâkin hacı, sâkin…

M. Latif SALİHOĞLU
25 Ocak 2024, Perşembe
Mukaddes bir yolculuk olan “Hac fârizesi” yerine getirilirken, hemen herkes türlü sıkıntı, zahmet ve meşakkat ile karşılaşır.

Bu gibi durumlarda, bazılarına sıkıntı basar, ruhuna daralma gelir. Öfkelenip etrafındakileri kırmamaları için, akla hemen ilk gelen şey “Sabır hacı, sabır” hatırlatması olur.

Hakikaten sabır kuvveti olmazsa, kişi sabırlı davranmazsa, ağız tadıyla hac fârizesini yerine getirmek neredeyse imkânsız hâle gelecek. Onun için, meşakkatler karşısında herkes haklı olarak birbirine sabırlı davranmayı hatırlatır.

Buna kıyasen, Kurân’da yapılması-uyulması emredilen şura-istişare meclislerinde öfkesi kabaranları da bilâ-teşbih “Sakin hacı, sakin” meâlindeki sözlerle teskin etmeye çalışmalı.

*

Sabır kuvveti her zaman için iyidir. Hemen her meselede lazım olur. Sabır duygusunu yerinde kullanan kimse, aynı zamanda sakin olur. Bir meseleyi müzakere ederken, sinirlenip tehevvüre kapılmaz. Tartışmada kendini kaybetmez. Yüzyüze bakılmayacak derecede ağır ve kırıcı sözler sarf etmez. Sakin sakin konuşur, kendi meramını da, hazır grubun maksadını da bu suretle anlamaya ve anlatmaya muvaffak olur.

Esasen, topluluk içinde düğüm bağlayan meselelerin halli de ancak bu tarz bir sükûnet-i hâl içinde mümkün olur. Aksi halde, mevcut düğümün üstüne bir düğüm daha gelmiş olur.

*

Sabırlı olmanın faydasına, öfkeli söz ve davranışların zararlı olduğuna hemen herkes inanır. Herkes bilir ve inanır; ama, sıra tatbikata geldi mi, işin rengi değişmeye başlar. Öfkesini kontrol etmek, her babayiğidin harcı değil. Hele, kendini yüzde yüz haklı görüp, karşısındakini aynı ölçüde haksız gören bir kimse, ne kendisi öfkesine hâkim olabiliyor, ne de araya girenler onu sakinleştirebiliyor. Zira, kafasında bozuk plak gibi dönüp duran şu “Ama ben haklıyım; o ise haksız!” teranesi, kontrolü büsbütün zorlaştırır. 

Hatta öyle ki, kendini hatasız-kusursuz gören bir öfkeli, en muhabbetli sohbeti dahi zehirli bir diyaloğa dönüştürlebilir.

Oysa, bilhassa gruplar arasındaki ihtilâflarda, tarafların hiçbiri yüzde yüz haklı olmaz. Olsa olsa, tarafların hata oranları değişebilir. Şayet iş dost veya kardeşler arasında münakaşalı bir kavgaya dönüşüyorsa, artık ortada haklılık diye bir şeyden söz edilemez hale gelir. Zira, “Haklı olsa-haksız olsa, münakaşa eden haksızdır.”

Haklı iken bile haksız duruma düşmenin sebebi, bünyenin göreceği zararın daha da büyümesidir. Onun içindir ki, bu haklı sözün sahibi olan Üstad Bediüzzaman, kardeşlerine şu tavsiyede bulunur: “Sakın, sakın münakaşa etmeyin; casus kulaklar istifade ederler. Haklı olsa-haksız olsa, bu halimizde münakaşa eden haksızdır. Bir dirhem hakkı varsa, münakaşa ile bin dirhem bizlere zararı dokunabilir.” (Şualar)

*

”Essabru mine’r-Rahman” diye buyurmuş Peygamberimiz (asm); yani “Sabır, Rahman'dandır.”

İşte, rahmanî olan sabır kuvvetine dayanan kimse, en karmaşık bir meseleyi bile sâkince konuşarak muhakeme eder. En elektrikli bir ortamı dahi, dikkat ve teenni ile sükûnete erdirebilir. Kabaran öfkeleri, müsekkin gibi tatlı sözlerle dindirebilir.

Sabırlı olmak ve sâkince davranabilmek için, ilim-fikir ve tecrübe gibi dûaya da ihtiyacı var insanın. Meselâ “Sekine duâsı” gibi. Bu duânın bereketiyle sekinet gelir, sükûnet bulur insan. Tabiî, daha büyük bir manevi eczahane olan Ayete’l-Kürsî ile İnşirah Sûresini okumanın faydası ise saymakla bitmez. Hayatımızın hemen her safhasında bunları okumalı ki, iç âlemimize hem sekinet gelsin, hem de sâir lâtifelerimiz manen gıdalanıp rahatlayarak inşirâh bulsun inşallah.

Okunma Sayısı: 1573
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    25.1.2024 10:54:56

    Adamın biri hacca gitmiş. Herhalde usul, erkânı bil mediği için çok sıkıntı çek miş, çok eza görmüş.Hacı memleketine dönmüş, zi yaretine gelenler hac nasıl dır diye sorduklarında ; Ben gördüm, siz görmeyin diye cevap verirmiş.Tabi zavallı hacın farziyetini kast etmiyor.Hac yapar ken çektiği eziyeti nazara veriyor.Yani kimse benim çektiği eziyeti çekmesin demek istiyor.

  • Abdurrahman

    25.1.2024 09:34:06

    Güzel ve hakikatlı kaideler dile getirilmiş. Önemli olan hayatımızda tatbik edebilmek

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı