"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şok iflâslar, yıkımlar, çöküntüler…

M. Latif SALİHOĞLU
11 Haziran 2024, Salı
Çevremizden zaman zaman şu taz sözleri duyuyoruz: “Falan şirket iflâs etti. Falan kişi top attı. Filân aile bitti-tükendi, elinde-avucunda ne varsa hepsini kaybetti” diye…

Aynı gelişmelerle bağlantılı olarak, ayrıca şu türden cinayet haberlerini duyuyoruz: Borç meselesi yüzünden, taraflar birbirine kurşun yağdırdı. Borcunu ödemediği gerekçesiyle, alacaklı olduğu kişinin ayağına sıktı. Alacak-verecek davası kanlı bitti.

Evet, bazen ölümle biten bu tür şiddet olaylarının arka plânında, genellikle gayr-ı meşru ticaret, kayıt dışı para transferleri, yahut birden zengin olma hırs ve hevesleri gibi hayatın ve piyasaların olağan akışına aykırı kirli ilişkiler ağı yatıyor.

Netice itibariyle, şöyle dönüp bir bakıyorsunuz ki: Bazı kimselerin dünyası bir anda sönüp kararıyor. Bazı zenginlerin bütün mal varlığı bir anda ellerinin arasından kayıp gidiyor. Mazbut görünen bazı ailelerin hemen bütün fertleri, âniden derin bir teessür içine girmiş; şok üstüne şoklar, travmalar yaşıyor.

*

İşte bütün bunlar, çoğu zaman bir kişinin kapalı devre şekilde oynadığı riskli oyunlar, yaptığı gizli iş ortaklıkları, güvenilmez tiplere kefil olma acemilikleri, faizli banka kredileriyle işi kotarma manevraları, tefecilere borçlanma aptallığı ve buna benzer daha başka atraksiyonlarla kişinin yaptığı kural-kaide dışı işler-güçler sebebiyle, zincirleme şekilde hem kendisi batıyor, hem ailesini batırıyor, hem diğer yakınlarını zan ve şaibe altında bırakarak onları da nazar-ı itibardan düşürmüş oluyor.

Tabiî, benzer hallerin daha büyük çapta olan versiyonları da var: Zaman zaman ilân edilen konkordatoların dışında, ayrıca ülke çapında, hatta dünya çapında yaşanan iflaslar, çöküntüler, batışlar gibi. 

*

Ne yazık ki, böyle dehşetli sarsıntıların yaşandığı fırtınalı bir zamanda yaşıyoruz. Çağımızın söz ve içtihad sahibi olan Üstad Bediüzzaman, tâ bir asır öncesinden başlayarak ehl-i imanın bu ve benzeri tehlikelerden kendilerini muhafaza etmeleri için çok tesirli dersler vererek, Kurân’ın tâlimiyle onlara ayrıca en güvenli yolları, kaleleri ve limanları da göstermiştir. İşte, o veciz derslerden bazı iktibaslar:

“Kardeşlerim! Bu zamanda hayatı ve cihanı sarsan hadiseler ve cereyanlar içinde, hadsiz bir metanet ve itidâl-i dem ve nihayetsiz bir fedakârlık taşımak gerektir.” (Kastamonu Lâhikası: 15)

Tabiî, “Hadsiz metanet, itidâl-i dem ve nihayetsiz fedakârlık” gibi fevkalâde meziyetlerin bu zamanda bir tek şahısta toplanması imkânsız. O halde, ehl-i iman, hem mâsum, hem metin bir şahs-ı mânevinin etrafından toplanmasıyla huzur ve emniyete kavuşabilir ancak.

Aynı kaynaktan iktibas edeceğimiz bir diğer vecize şudur: “Ey insan! …Hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma. Çünkü, çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar.” (17. Lemâ: 234) 

İşte, en başta bahsini etmiş olduğumuz iflaslar, çökmeler, batmalar, top atmaların en mühim bir sebebi, tam da bu vecizede dikkat çekilen tehlikeli noktalardır, her şeyi öğütüp yutan kara deliklerdir.

*

Mevzuyu, bundan yüz küsûr sene evvel kayda geçen yine Üstad Bediüzzaman’ın bir vecizesiyle noktalayalım. Lemeât ve Sünûhat isimli eserlerinde, istikbâle Kurânî bir projeksiyonla bakan şu ifadeler yer alıyor: “Bir rüyâda demiştim: “Devletler-milletlerin hafif muhârebesi, tabakāt-ı beşerin şedîd olan harbine terk-i mevki‘ ediyor. …Beşerin başı ihtiyâr, edvâr-ı hamsesi (insanlığın yaşadığı beş devir) var: Vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esâret, şimdi dahi ecirdir, başlamıştır geçiyor.”

NOT: Hz. Bediüzzaman, “ecir”den sonra gelen devrin ismini Mektubat isimli eserinde “serbestiyet ve mâlikiyet” şeklinde tâbir ediyor. Ki, yaşadığımız çağın hemen bütün özelliklerinde bunu görmek ve okumak mümkün.

Okunma Sayısı: 1280
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zeynep Taştekin

    11.6.2024 18:12:52

    Çok teşekkür ederim Latif hocam. Linki okuyacağım.

  • Latif Salihoğlu

    11.6.2024 12:25:41

    Zeynep Taştekin'e: Burada "Vahşet ve bedeviyet"ten kasıt, dinin dışındaki sosyal hayatlardır. İzahı için kısa bir ifade ile link gönderiyorum. İnşallah linki açar, okur, orada tatminkâr izahları bulursunuz: "Vahşet devri dinlerle, hükümetlerle tebdil edilmiş; nimmedeniyet devri açılmış. Fakat, nev-i beşerin zekîleri ve kavîleri, insanların bir kısmını abd ve memlûk ittihaz edip, hayvan derecesine indirmişler.... https://kulliyat.risaleinurenstitusu.org/mektubat/yirmi-sekizinci-mektub/353

  • Zeynep Taştekin

    11.6.2024 01:13:09

    Eğer ilk devir vahşet ve bedeviyet ise Hz. Adem'in esmaları bilmesini nasıl yorumlamalıyız? Bu konuyu açar mısınız hocam?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı