"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Size bir uyarıcı gelmedi mi?

Mehmet CEBE
01 Ocak 2022, Cumartesi
Bütün peygamberler insanlara doğru yolu, Allah’ı ve ahireti tanıtmaya dâvet için gönderilmiş elçilerdir. Elçilik ilk insanla başlamış, Peygamberi Hz. Muhammed (asm) ile son bulmuştur.

Allah ve kul arasında elçilik yapmak adına 124 bin peygamber gönderilmiştir. Hepsi Allah’ı, ahireti, iman esaslarını insanlara tebliğ etmişlerdir. 

Dünya bir imtihan yeridir. İmtihanı kazanan Cennete, kaybeden ise Cehenneme gidecektir. Şu kısa ömürde sonsuz Cenneti kazanmak veya kaybetmek insanın kendi elindedir. 

Mülk Sûresi “Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir” cümlesi ile başlar. Devamında “O, hanginizin daha güzel işler yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratandır. Rahman’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Çevir gözünü semaya hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların âciz ve bitkin hâlde sana dönecektir. 

Rabbini inkâr eden kâfirler için Cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası! Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler. Neredeyse Cehennem öfkeden çatlayacaktır! 

Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, ‘Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?’ diye sorarlar.” âyetleri gelir.

Sûre, şu âyetle devam etmektedir:

-Onlar da şöyle derler: “Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.”

İnsan kelimesi Arapça “nisyan”dan yani “unutmak”tan gelmektedir. Dolayısıyla insan unutur ve sürekli bir hatırlatıcıya ihtiyacı vardır. Bu hatırlatıcı insanın var oluşundan beri peygamberler ile sağlanmıştır. Fakat insan fıtraten hem unutmaya yatkın hem inkârcıdır. Bütün hatırlatıcılara rağmen kendisine verilen emanetleri çok kolay görmezden gelebilir, unutabilir.

“Bize verilen emanetlerden biri de ömür ve yaşayıştır. Bunun da hududu tayin edilmiştir. Ne ileri ve ne de geri bir adım atılamaz. Bunun için elem çekme, mahzun olma. Biri de vücuddur. Vücud zaten senin mülkün değildir. Onun mâliki ancak Mâlikü’l-mülk’tür. Ve senden daha ziyade senin vücuduna şefkatlidir. 

Biri de sen burada misafirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce götüremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fâni dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış.”  (Mesnevî-i Nuriye, s. 133)

Peygamber Efendimiz (asm) uyarıcı ve müjdeleyici olarak vazifesini yaparak Kur’ân, iman hakikatlerini ve bunların bir yansıması olan sünnetini bizlere emanet bırakmıştır. Bize düşen vazife, bırakılan emanete sahip çıkmak, onu kendimize rehber ederek Peygamberimizin (asm) yolunu takip etmektir. Dünya hayatı geçicidir. Ahiret yurdu ise devamlı ve sonsuzdur.

Kur’ân ve sünnet yolu doğru olan yoldur. İfrat ve tefrit gibi aşırılıklardan uzak olan orta yoldur. Aklımızı, şeheviye ve gadabiye duygularımızı Kur’ân ve sünnet yolu olan Sırât-ı Müstakîm’de (dosdoğru yolda) kullanırsak istikametimiz Cennete olacaktır. Cennete gitmek isteyenleri bu yola dâvet ediyoruz: iman et, Cennete git.

(Yazıdaki âyet mealleri için DİB yayınlarından istifade edilmiştir.)

Okunma Sayısı: 702
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı