"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ömer bin Abdülaziz’i rahmetle anarken

Mehmet ÇETİN
08 Şubat 2014, Cumartesi
İki buçuk yıl içerisinde, devlet yönetiminde tarihî numune olan nadide bir şahsiyet. Ferdî hayatta zühd ve takvanın, tebliğde icbarın değil iknanın sembolü.

 Ve Bediüzzaman’ın dilinde “harikulâde zühd-ü kalb” sahibi övgüleriyle geleceğe nakledilen mümtaz sultan.
Emevilerin sekizinci ve en mümtaz halifesi. Çok kısa süren halifeliği döneminde büyük hizmetler yapan harikulâde bir şahsiyet. Emevilerin yanlış politikalarına son veren ve her şeye adaletle hükmeden örnek bir devlet adamı. Üstün vasıflarından özellikle adaletle hükmetmesinden dolayı “İkinci Ömer” ve “Beşinci Halife” olarak vasıflandırılan bahtiyar insan.
Anne tarafından Hz. Ömer’e (ra) dayanan Ömer, 682 yılında Medine’de doğdu. Babası Abdülaziz ise uzun süre Mısır valiliğinde bulundu. Enes bin Mâlik, Abdullah bin Ca’fer-i Tayyar ve Saîd bin Müseyyib ve başka âlimlerden ders aldığı tahsil hayatı Medine’de geçti. İleriki yıllarda valilik yaptığı Medine’de dört büyük halife zamanındaki gibi müşavirler şûrâsı kurarak başarılı idareciliği ile tanındı. Adaletli idaresi yakın uzak çevredekilerin buraya göç etmesini netice verdi. Komşu vilayetteki idarecilerin baskın şikâyetleri üzerine valilikten alındı. 717’de Emevi Halifesi ve aynı zamanda kayınpederi olan Süleyman bin Abdülmelik’in aşırı ısrarı üzerine ölümünden sonra 720’ye kadar iki buçuk yıl gibi kısa süren halifeliği oldu.
Onun hilâfeti dönemi, İslâm dünyasına büyük bir huzur ve sükûnetin getirildiği bir dönemdir. Bediüzzaman, dünya saltanatının aldatıcı olduğunu ve bunu hakkı ile ifa etmenin çok zor olduğunu belirtmektedir. Halifelerinin görevleri adaletle hükmedip Kur’ân’ın hükümlerini muhafaza etmek, harfiyyen yerine getirmektir. Ancak, aldatıcı dünya saltanatı bu ulvî vazifeyi yerine getirmeyi güçleştirmektedir. Bu vazifeyi hakkıyla yerine getirebilmek için ya nebi kadar masum veya Hulefâ-i Raşidin gibi olmak gerektiğini belirten Bediüzzaman, bu bağlamda, harikulâde bir takva ve kalbe sahip olan iki halifeyi zikretmektedir. Bunlar, Emevilerde Ömer bin Abdülaziz ve Abbasilerde de Mehdi’dir.1
Bediüzzaman, Ömer bin Abdülaziz’in halifeliğinden ve kişiliğinden övgüyle söz ederken, Sultan Abdülhamid’e ömrünün geri kalan kısmında Ömer-i Sani olarak anılan Ömer bin Abdülaziz’in yolunda gitmesini tavsiye etmektedir. Kansız bir şekilde Meşrûtiyetin ilânını kabul etmekle gösterdiği iyi niyeti, Yıldız’ı, insanların kalbinde yer edinmesi için bir üniversiteye dönüştürmesini tavsiye etmektedir. Yıldız’da oluşturulacak bir ulema meclisi ile İslâm ilimleri ihya edilmeli, şeyhülislâmlık ve halifelik hakikî mahiyetine kavuşturulması için; “... milletin kalb hastalığı olan za’f-ı diyanet ve baş hastalığı olan cehaleti servet ve iktidarınla tedavi etmekle Yıldız’ı süreyya kadar a’lâ et. Tâ hanedan-ı Osmanî ol burc-u Hilâfet’te pertevnisar-ı adalet (adalet nuru saçan) olabilsin...”2 der.
Onun hilâfet hayatından günümüze yansıyan özellikleri hem rahmetle ve hem de ibretle hatırlanılmasını sağlar. Evvela sağlam akidesini günlük hayatında kesinlikle yaşardı. Dolayısıyla dünyaya dâvet eden ve makam ve menfaat beklentisi içerisinde olanlar çevresinden dağıldı. Savaş ile değil tebliğ için oluşturduğu heyetler vasıtası ile İslâmiyetin yayılmasını sağladı. Herkesin hukuk önünde aynı hakka sahip olmasını sağladı. Böylece ayrımcılık ortadan kalkıyor ve başta Berberî’ler olmak üzere bir çok kavmin İslâmiyet’e girmesine vesile oldu. Türklerden de önemli ölçüde İslâmiyet’i kabul edenler oldu. Halk ile münasebetler kurarak haklarını aramalarını tenbih ederek sosyal hukukun tesisine çalıştı. Haksız kazanç elde edenlere, ellerinde bulundurdukları halkın ve devletin malını iade etmelerini emretti ve buna uymayanı hapsettirdi. Atamalarda taraf tutarak, yakın ve tanıdıkların değil, işe ehil olanların göreve getirilmesini sağladı. Sürekli denetimi canlı tuttu.
Hadislerin derlenip toplanması ve tanzim edilmesi uygulamasını ilk başlatandır. Emeviler arasında mevcut olan Ehl-i Beyt’e karşı menfî tutumlara son vererek, bu mübarek silsileye hak ettikleri hürmetin gösterilmesini sağladı.
Nihayet, çok genç yaşta yakalandığı yirmi günlük bir hastalıktan sonra 9 Şubat 720’de Hakk’ın rahmetine kavuştu. Naaşı Halep yakınlarına defnedildi.3
(Bu yazının hazırlanılmasında büyük ölçüde “www.risaleinurenstitusu.org” sitesinden yararlanılmıştır.)

Dipnotlar:
1- Mektubat, 19. Mektub, (yeni tanzim) s. 172.
2- İçtimâî Reçeteler, II, s. 273-274.
3- http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp? Section=Enstitu&SubSection=EnstituSayfasi&
Date=7/5/2002&TextID=473; http://tr.wikipe
dia.org/wiki/%C3%96mer_bin_Abd%C3%BClaziz

Okunma Sayısı: 1466
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Çetin

    18.02.2014 20:23:00

    Kadim dostum Osman Kömürcü’nün hatırlatma ve katkısı ile yazımızda kısa ve özetle geçtiğimiz bir konuyu tavzih etmek gerekecek.
    Ömer bin Abdülaziz, öncesi ve dönemi içerisinde Ehl-i Beyt ve özellikle Hz. Ali (ra) hakkındaki düşmanlığın kaldırılmasını sağladı. Hutbelerde okunan adalet ve yakınlara bakma ile ayetin okunması O’nun zamanında ikame edildi.Pek az halifeye nasip olan hizmetleri hayatta iken olduğu gibi vefatının ardından da hâlâ devam etmektedir.
    Rabbim şefaatlerine nail eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı