Ali bey: “Borcu ödemeyip inkâr etmek, geri kalanlarına nasıl sorumluluk yükler? Alınan borçtan aile fertlerinin boğazından geçen haram lokmaların hesabı nasıl verilir?”
Karz-ı Hasen
Karz-ı hasen Kur’ân’a ait bir tabirdir. Kelime anlamı güzel borç demek olup, ıstılahî manada malı Allah için harcamak demektir. Çünkü malı Allah için harcayan kimse, bunun karşılığını Allah’tan umduğundan, esasen Allah’a borç vermiş olmaktadır. Nitekim Allah’ın da, malı Allah için harcayan kimseye kat kat karşılık vereceği ile ilgili vaatleri bulunmaktadır.
Karşılığında başa kakma ve minnet olmayan; menfaat, mevkî, şan, şeref ve fâiz gibi herhangi bir çıkar gözetilmeksizin, helâl maldan, sırf Allah rızası için verilen borç veya sırf Allah rızâsı gözetilerek verilen yardım, bağış ve sadaka “karz-ı hasen” tabiri içine girer.
Muhatabın ihtiyacına göre elinden tutmamız, ödeme imkânı varsa borç vermemiz, ödeme imkânı yoksa karşılıksız yardım etmemiz, her ikisi de karz-ı hasendir. Böyle borç verenler Kur’ân nazarında Allah’a borç vermişlerdir. Bu iyiliğin karşılığını bizzat Allah verecektir.
Ayetler
Ayetlere Göz Atalım:
“Malını Allah rızâsı için harcayıp da Allah’a güzel bir borç verecek kim vardır? İşte onun karşılığını Allah kat kat verecektir. Rızkı kısan da, bollaştıran da Allah’tır. Hepinizin dönüşü O’nadır.”1
“Allah onlara buyurdu ki: ‘Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime iman edip onlara yardım eder ve mükâfatını Allah’tan almak üzere O’nun yolunda bağışta bulunarak Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin günahlarınızı örterim ve sizi, altından ırmaklar akan Cennetlere sokarım. Bu ahidden sonra, sizden kim inkâra giderse, dümdüz yolun ortasında sapmış olur.”2
“Malını Allah rızası için harcamak suretiyle Allah’a güzel bir borç verecek kim var ki, Allah da onun karşılığını kat kat artırsın ve ona pek değerli bir mükâfat versin?”3
“Sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah rızası için bağışta bulunmak suretiyle Allah’a güzel bir borç verenlere bunların karşılığını Allah kat kat verecektir. Onlar için pek değerli bir mükâfat da vardır.”4
“Eğer siz, Allah rızası için bağışta bulunmak suretiyle Allah’a güzel bir ödünç verirseniz, bunun karşılığını O size kat kat verir ve günahlarınızı bağışlar. Allah iyilik ve şükrün karşılığını bol bol verir ve günahlarınızı hemen cezalandırmayıp size yumuşaklıkla muamele eder.”5
“Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun; namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah yolunda bağışta bulunmak suretiyle Allah’a güzel bir ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne gönderirseniz, onu Allah katında daha hayırlı ve daha sevaplı bulursunuz. Allah’ın mağfiretini dileyin. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”6
Borç İnkâr Edilirse
Borcu inkâr etmek elbette doğru değildir. Bu en nihayet mahşer gününde kişiyi sıkıntıya sokar. Orada borcu olduğu anlaşıldığında ödemek elbette kolay olmayacaktır.
Bu yüzden dünyadan ahirete borçlu gitmemek için Kur’ân da tedbir almıştır. Emretmiştir ki: “Ey iman edenler! Belirlenmiş bir zamana kadar bir borç ilişkisi kurduğunuzda bunu yazın.”7
Borcu yazmak, şahitlendirmek hem alan için, hem de veren için sağlam bir güvence sağlayacaktır. Bunu yapmak gerekir.
Aile fertleri bu borcu biliyorlarsa, yazılmamış bile olsa, ödemelidirler. İnkâr etmemelidirler. Yoksa iş ahirete kalır.
Dipnotlar:
1- Bakara Suresi: 244, 245.
2- Mâide Suresi: 12.
3- Hadîd Suresi: 11.
4- Hadîd Suresi: 18.
5- Tegâbün Suresi: 17.
6- Müzzemmil Suresi: 20.
7- Bakara Suresi: 282.