Fon soygunu, milletin yaşandığı birçok problemin gündeme gel(e)memesine yol açıyor.
Öyle büyük bir vurgundan söz ediliyor ki, hadise tarihin en büyük soygunlarından biri olarak nitelendiriliyor. Hatta 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yol açtığı maddî zarardan daha büyük bir kayıptan bahsediliyor. Vurgunun boyutunu anlatmak için tırlarla para taşındığına ilişkin örnekler veriliyor.
Bu iddialar sorumlular ve vurguna karışanlar açığa çıkarılana kadar da konuşulmaya devam edecek. Olayın siyasî bağlantıları olduğu yönündeki iddialara ilişkin sorular henüz cevap bulmuş değil.
Öte yandan, milletin sorunları ise bir değil, binleri aştı.
Emeklisinden işsizine, asgarî ücretlisinden memuruna, dar gelirlisinden çiftçisine kadar toplumun büyük bir kesiminin yaşadığı geçim sıkıntısı kış gelirken kendisini daha da çok hissettiriyor. Özellikle doğalgazda kademeli sisteme geçilmesinden sonra gelecek faturalar vatandaşların canını hayli yakacak, belini bükecek.
Günlerdir Ankara’da eylem yapan değişik kesimlerden mağdurlar haklarını ararken fon soygunu sebebiyle seslerini duyuramıyorlar.
ARAŞTIRMA KOMİSYONU
NEDEN KURULMUYOR?
Milletin problemlerinin konuşulacağı ve çözüm üretileceği yer Meclis...
Ancak Meclis’te de vatandaşın meseleleri çoğu zaman birkaç dakikalık konuşmalarla gündeme getiriliyor. Sonra tutanaklara geçiyor ve günün yoğun siyasî tartışmaları arasında kaybolup gidiyor.
Milletin vekilleri de milletin dertlerini anlamak için Meclis’e araştırma önergeleri veriyorlar. Ancak vatandaşların problemlerinin çözümü açısından ne kadar önemli olursa olsun, önergeler iktidar milletvekillerinin oylarıyla reddediliyor.
Oysa araştırma komisyonları kurulsa, her partiden temsilciler, sivil toplum örgütlerinin yetkilileri ve o mesele ile ilgili taraflar dinlense, meselelerin sebepleri araştırılsa çözüm yolları ortaya çıkabilir. Belki de yıllardır biriken pek çok mesele için somut adımlar atılabilecek.
Ancak iktidarın tavrı hiç değişmiyor. Sanki ortada bir mesele yokmuş ya da mesele varsa da iktidar tarafından zaten çözülecekmiş gibi davranılıyor.
Meclis’in çalıştığı üç günde verilen önergeler üzerine gruplar beşer dakikalık konuşmalar yapılıyor. İktidar milletvekilleri ya farklı bir konuyu konuşuyor ya da ne kadar büyük işler yaptığını anlatıyor.
***
ÖNERGE KARIŞINCA…
Geçtiğimiz hafta yaşanan bir olay, bu tablonun ne kadar düşündürücü olduğunu bir kez daha gösterdi.
İYİ Parti’nin “Son yirmi yılda kamu kurum ve kuruluşlarında özel kalem müdürlüğü ve diğer istisnaî memuriyet kadrolarına yapılan atamaların, bu kadrolardan olağan memuriyetlere gerçekleştirilen nakillerin ve bunların dayanağı olan personel işlemlerinin incelenmesi” konulu bir önergesi görüşülüyordu. AKP adına söz alan Erzurum Milletvekili Fatma Öncü, sözlerine “DEM Parti’nin vermiş olduğu öneri üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum” diye başlayınca, Öncü’ye “yanlış önerge” üzerine konuştuğu hatırlattı.
Öncü’nün “Bana bir bilgi gelmedi” sözlerine Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı, “Genel Kurulu izlemiyor musun?” diye sordu. Öncü ise hatasını kabul ederek, “Ben çok çok özür diliyorum. Hakikaten tamamen bilgi eksikliğimden kaynaklı” sözleriyle karşılık verdi.
***
ÜZÜLMEYİN SAKIN
Önerge her zamanki gibi reddedildi.
Ancak oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl’ün sözleri, yaşanan olayın önüne geçti.
“Sayın Öncü, üzülmeyin yani bu çok doğal bir şey, olabilir bu tür hatalar; teknik hata bunlar, üzülmeyin sakın.”
Muhalefetin verdiği önemli bir önergeyle ilgili olarak hafızalarda kalan, bu cümle ve AKP’li vekilin yanlış önerge üzerine yaptığı konuşma oldu.
Bir de iktidar vekillerinin Meclis’in gündemini ne kadar ve nasıl takip ettikleri de ortaya çıkmış oldu.