"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân okuma sevdası

Durmuş Ali İnci
26 Ekim 2026, Pazartesi
Bir sevda idi öğretmen olmak -26

Karcık’ta günler hızla geçerken, lojmandaki evimde okuma yazma bilmeyenlere ders veriyordum. Hatta birkaç gencin Kütahya 30 Ağustos İlkokulu’nda dışarıdan imtihanlara girerek diploma almalarına vesile olmuştuk. İçlerinden Devlet Demiryolları’nda işe girenler bile oldu.

Her akşam köy odasında orta yaş ve üzerindeki insanlarla toplanıyor; Kara Davut, Ahmediye, Kesikbaş gibi eserlerden hikâyeler okuyorduk. Bu sohbetlere köy imamı Ahmet Hoca da katılıyordu.

İmroz İlköğretmen Okulu’nda bir “Din Dersi” hocamız vardı. Latin alfabesinden Arap alfabesine uyarlanmış, öğrenilmesi hayli zor bir alfabe ile namaz sûrelerini yazdırıp ezberletiyordu. En fazla dinî eğitim alan, hatta hafızlığa çalışmış Mehmet Emin’in bile karnesinde din dersi zayıftı.

Herkesin “Hayrettin Tınmaz Hocamız” diye tanıdığı öğretmenim, özel hayatında Arap alfabesini kullanırdı. “Mezunlarla Haberleşme Kolu” aracılığıyla Kurban Bayramı’nda adresime Osmanlıca yazılmış bir tebrik kartı göndermişti.

Bir akşam köy odasında Ahmet Hoca ile yan yana oturuyorduk. Çaylarımızı içerken kartı ona uzattım: Hocam, şunu bir okuyuverir misiniz?

Kartı eline aldı, çevirdi. Sonra alaylı bir tavırla yüksek sesle bağırmaya başladı: Hey komşular! Bizim muallim meğer zır cahilmiş! Hocasından gelen bayram tebriğini bile okuyamamış!

Çok utanmıştım. Bir hışımla yerimden kalkıp kartımı elinden aldım ve odadan ayrıldım. Eve geldiğimde uyuyamadım. Sobayı yaktım. Sıcacık odada Kur’ân Elifbasını önüme koyarak çalışmaya başladım.

Bir hafta içinde Arap harflerini okumaya başladım. Tebrik kartını elime aldığım bir akşam, koşarak köy odasına gittim. Kartı havaya kaldırarak Ahmet Hoca’ya seslendim: Cehaletten kurtuldum! Şimdi hocamın gönderdiği tebrik kartını hepiniz duyun diye okuyorum!

Kartı baştan sona okudum. Herkesin gözleri yaşarmıştı. Beni tebrik ettiler. O günden sonra köylüler bana daha candan bakmaya başladılar.

Artık her gün yatsı namazından sonra köy odasında dinî sohbetler yapıyordum. O gün Ahmet Hoca’nın sözleri canımı yakmıştı. Fakat bazen insanın kalbine dokunan bir söz, hayatında yeni bir kapının açılmasına vesile olabiliyor. Benim için o kapı, Kur’ân’ın harfleriyle açıldı. Öğretmenlik bana okumayı ve okutmayı öğretmişti; fakat o bayram tebriği, bana Kur’ân’ı kendi harfleriyle okuyabilmenin sevincini tattırdı. Bir haftalık gayret, yıllarca sürecek bir sevdanın başlangıcı oldu. Benim Kur’ân okuma sevdam da işte böyle bir mahcubiyetin içinden doğdu.

Okunma Sayısı: 155
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı