Türkiye’nin dünyadaki durumunu ortaya koyan, demokrasi, adalet, hukuk ve hürriyetler endekslerine bakıldığında içler acınası halimiz ortaya çıkıyor.
Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 117. sırada yer aldı. Bu alanda bölgesindeki 15 ülke arasında 14. sırada bulunuyor.
Temel haklar alanında 143 ülke arasında 135. sıradayız. Bölgesindeki 15 ülke arasında son sırada yer alıyoruz.
Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 180 ülke arasında 163. sırada bulunuyor. Dünya Gazeteciler Günü’nü kutladığımız şu günlerde gazetecilere baskılar artarak sürüyor.
Demokrasi Endeksi’nde 173 ülke arasında 149. sıradayız. Yolsuzluk sıralamasında 182 ülke arasında 124. sıradayız.
Bunlar, kötü karnemizin yalnızca bir bölümü...
Enflasyonda dünyada ilk 10’dayız. Gıda enflasyonunda ilk 5’in içindeyiz. Gelir adaletsizliğinde üst sıralardayız. Adalet olmazsa ne ekonomi düzelir, ne yatırım gelir, ne de toplumsal huzur sağlanır.
***
19 ÜLKE ARASINDA SONUNCUYUZ!
Şimdi bir de buna Türkiye’nin Avrupa’daki emeklilik sistemleri arasında son sırada yer almasını eklemek gerekiyor.
Dünya nüfusunun yüzde 66’sını kapsayan 55 emeklilik sistemini inceleyen 2026 Küresel Emeklilik Endeksi yayımlandı. Araştırmada emeklilik sistemleri; gelir yeterliliği, sürdürülebilirlik ve güvenilirlik kriterleri üzerinden değerlendirildi. Raporda incelenen 19 Avrupa ülkesi arasında Türkiye, genel sıralamada son sırada yer aldı.
Nasıl olmasın ki...
Türkiye’de milyonlarca emekli yalnızca ekonomik sıkıntılarla mücadele etmiyor; aynı zamanda ciddî bir adaletsizliğin mağduru durumunda.
Yıllarca çalışan insanlar bugün geçim hesabı yapmak zorunda kalıyor. Yıllar öncesine kadar asgarî ücretin üzerinde gelir elde eden emekliler, bugün açlık sınırının çok altında kalan maaşlarla hayat mücadelesi veriyor.
Çalışan emekli sayısının son altı yılda yüzde 185 artması da uygulanan yanlış ekonomi politikalarının sonuçlarından biri...
“Kök maaş” uygulaması başlı başına bir adaletsizlik kaynağı... Getirilen bu sistemde, kök maaşlara yapılan zamlar bazı emeklilerin aylıklarına yansırken bazı emekliler bu artışlardan yararlanamıyor. Kök maaşı, belirlenen taban aylığın yalnızca birkaç lira üzerinde olanlar da sonuçta taban aylık düzeyinde kalıyor. Böylece farklı tutarlarda maaş alan emekliler, en düşük aylık uygulaması nedeniyle aynı seviyede buluşuyor.
En düşük emekli aylığının, bayram ikramiyesinin asgari ücret seviyesine çıkarılmasını öngören teklifler reddediliyor. Bu durum, iktidarın emeklilerin sorularına yaklaşımını gösteriyor.
Emekliler ise açlık sınırının çok altında kalan maaşlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Hazırlanan kanun teklifleri de aylardır komisyonda bekliyor. 2008 yılında aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, emekli maaşının yıllar içinde erimesinin temel sebeplerinden birisi.
2023 yılında memurlara verilen seyyanen zam, memur emeklilerine yansıtılmadığı için çalışan memur ile emekliler arasında maaş uçurumu oluştu.
***
SOKAĞA ÇIK! MARKETE, PAZARA GİT!
Geçtiğimiz yıllarda bir iktidar milletvekilinin, “kuru ekmek buluyorlarsa aç değillerdir” ifadesi; bir bakanın bir simidi üçe bölüp emeklilere dağıtması; emekliler ve asgarî ücretliler için “gariban” ifadesini kullanılması iktidarın emekliye bakışının birkaç örneği.
Geçtiğimiz hafta da emeklilerin durumunun görüşüldüğü bir oturumda bir iktidar milletvekili, emekli aylıklarına artış sağladıklarını bayram ikramiyesi verdiklerini anlattı. Muhalefetten, “Sokağa çık! Markete, pazara git! 23 bin lirayla yaşayın bir ay!” tepkileri yükseldi.
Milletvekilinin, “Sizlerin hayal bile edemeyeceğiniz hizmetler konusunda biz emeklilerimizin hayatlarını iyileştirmeye çalışıyoruz” sözlerine karşılık verilirken “Doğru, bu kadarını hayal bile edemiyorduk, çok doğru!” cevabı meselenin de özeti oldu.
İktidar artık emeklilikte adalet bekleyenlerin sesine kulak vermeli...