"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB siyasetlerindeki fıtrî boşluklar -1

Nurullah UDUN
26 Ekim 2026, Pazartesi
Avrupa Birliği kavramını telaffuz ettiğimizde, çoğu zaman Brüksel’in karmaşık bürokrasileri akla gelir.

Oysa birliğin hakikî ağırlık merkezi ve meşruiyet kaynağı; onu kuran, can veren millî hükümetler, meclisler ve bu meclisleri ayakta tutan köklü siyasî geleneklerdir. Bilhassa kıtanın tarihî lokomotifi sayılan Fransa ve Almanya hattı… Ne var ki son yıllarda, Ukrayna Savaşı’nın akabinde ayyuka çıkan tablo düşündürücüdür: Avrupa halklarının iradeleri, refah talepleri, barış arzuları ve içtimai güvenlik beklentileri bilinçli bir biçimde bir kenara itilmiş; karar mekanizmaları küresel neoliberal finans sermayesinin jeopolitik ve iktisadî ihtiraslarına rehin verilmiştir.

Avrupa siyasetinde millet iradesinin bu denli zaafa uğramasını ve parlamentoların içi boş birer onay noterine dönüştürülmesini yalnızca İngiltere’nin birlikten kopuşuyla (Brexit) izah etmeye çalışan yaklaşımlar, buzdağının yalnızca görünen yüzüyle oyalanmaktadır. Meseleyi sebep-sonuç ilişkileri içinde ve tarihî seyriyle soruşturan dikkatli araştırmacılar; asıl köklü kırılmanın 1980’lerin başında, sinsi bir plan dahilinde tezgâhlandığını bilirler.

1980’ler, tüm dünyada sosyal devletin tasfiyesini hedefleyen neoliberal taarruzun kurumsallaştığı karanlık bir dönemeçtir. İngiltere’de Margaret Thatcher, kamu iktisadî teşekküllerini elden çıkarıp sosyal devlet dokusunu tahrip ederken, Avrupa kıtasında yanı başında dönemin Almanya Şansölyesi Helmut Kohl’ü en büyük suç ortağı olarak bulacaktı. Atlantik’in öte yakasında ise Hollywood aktörlüğünden küresel siyasetin vitrinine taşınan, meselelerin derinliğinden tamamen bihaber olan Ronald Reagan sahneye sürülmüştü.

Türkiye’de ise aynı yıkım tezgâhı, 12 Eylül 1980 askerî darbesinin oluşturduğu dikensiz gül bahçesinde işletilmeye başlandı. Neoliberal finans merkezlerinin ve küresel tefecilerin laboratuvarlarında yetiştirilen Turgut Özal ve onun teknokrat “prensleri“, sendikaları etkisizleştirip kamusal üretimi tasfiye etti. Milleti borçlanma, tüketim ve faiz sarmalına sokarak siyaseti fıtratından, yani toplumun adalet, hakça paylaşım ve hürriyet taleplerinden kopardı. İnsan emeği, spekülatif sermayenin insafına terk edildi.

Oysa Avrupa Birliği’ni tarihçesi, felsefi kökleri ve Schuman Bildirgesi’nden Roma Antlaşması’na uzanan temel ilkeleriyle bihakkın bilenler, şu hakikati unutmazlar: İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımı, kanı ve gözyaşı üzerine bina edilen bu ittifakın yegâne varlık gayesi; kıtada kalıcı barışı tesis etmek, üye devletlerin adil refahını sağlamak, hürriyetçi demokrasiyi muhafaza etmek ve meşhur “sosyal piyasa ekonomisi“ modeli marifetiyle insanı sermayenin vahşî dişlileri arasında ezdirmemektir. Yani birliğin ruhu ve fıtratı; vahşî kapitalizm değil, sosyal adaleti önceleyen adil bir devlettir.

12 Eylül sonrasındaki Avrupa politikalarını bu zaviyeden tahlil edenler; birliğin iki amiral gemisi olan Fransa ve Almanya’daki derin sapmaları görmezden gelemezler. François Mitterrand ve Helmut Kohl dönemi, siyasetin kimyasının bozulduğu bir dönüm noktasıdır. Mitterrand, Fransa içinde ve dış politikasında ayrılıkçı, Marksist hareketlere (ve nihayetinde Türkiye’yi kana bulayan bölücü PKK yapılanmasına) diplomatik ve lojistik alan açarken; Helmut Kohl de Almanya iç siyasetinde köklü dengeyi dinamitlemek adına hareket ediyordu. Kohl, merkez solu bölüp parçalamak gayesiyle, daha sonra militarist müdahalelerin aparatı haline gelecek Yeşiller hareketinin önünü el altından açtı. Böylece millî iradenin iki büyük sütunu olan Hristiyan Demokratlar (CDU) ile Sosyal Demokratlar (SPD) aşındırıldı; toplumun fıtrî dengesini temsil eden merkez siyaset omurgasızlaştırıldı.

— DEVAM EDECEK—

Okunma Sayısı: 169
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı