Ülkede eğitimden sağlığa, ekonomiden hürriyetlere kadar onca mesele varken gündemi adalet sisteminde yaşanan gelişmeler dolduruyor.
Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’in göreve gelmesinden bu yana neredeyse her sabah bir operasyonla uyanıyoruz.
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan, “Türkiye genelinde geçmiş yıllarda aydınlatılamamış cinayet ve kayıp dosyalarını yeniden inceleyecek” Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, Uğur Mumcu’dan Muhsin Yazıcıoğlu ve MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’na kadar bir çok dosyayı incelemeye aldı. Bu dairenin şu ana kadar 52 dosya aydınlattığı açıklandı.
Ancak adalet sistemi sadece bunların aydınlatılmasından ibaret değil. Türkiye hukukun üstünlüğü endeksine göre 143 ülke arasında 118. sırada olması, adalet sisteminin tartışılırlığını gösteriyor.
Hükûmet bugüne kadar 12 yargı paketi açıkladı Ancak paketler geldi, yasalar değişti, düzenlemeler yapıldı; buna rağmen adalet ve hukuk sistemindeki temel sorunlar çözülemedi.
Meclis açılırken gündeme 13. Paket getiriliyor.
Anlaşılıyor ki paket üstüne paket, yama üstüne yama milletin derdine derman olmuyor.
YOKSULLUK
“Yoksulluk yolsuzluk, yasaklarla (3Y) mücadele edeceğiz” diye iktidara gelen AKP’nin bu alanlarda başarı sağlayamadığı görülüyor.
2026 yılı için açıklanan Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre Türkiye’de 18 milyon 298 bin 736 kişi yardıma muhtaç hâle geldi. En düşük emekli aylığı ve asgarî ücret açlık sınırının çok altında. Nüfusun yüzde 54’ü asgarî ücretin altında maaş alırken, 33 bin liranın altında geliri oranların oranı yüzde 21 oldu.
2026 bütçesinde faiz giderleri yüzde 47 artarken, faize 2.742 milyar kaynak ayrılıyor. AKP iktidara geldiğinde enflasyon yüzde 31.4 iken geldiğimiz noktada, 24 yılda enflasyonda “az gittik uz gittik dere tepe düz gittik” misali düşen bir şey yok.
Vatandaş hâlâ yüksek enflasyonla, hayat pahalılığıyla ve geçim sıkıntısıyla boğuşuyor.
Yoksulluk sınırı 124 bin, açlık sınırının 38 bin liraya yaklaştığı bir ortamda asgarî ücretin 28 bin, en düşük emekli aylığının 23 bin lira olduğu durumda iktidar, yoksullukta başarılı olduğunu dahi söyleyemiyor.
Türkiye yoksullukta, işsizlikte ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birinciliğini kimseye kaptırmıyor!
YOLSUZLUK
Yolsuzluk ise ülkenin hep gündeminde oldu ve olmaya devam ediyor.
En son olarak da ana muhalefet partisi tarafından ortaya çıkarılan fon krizinin, yolsuzlukta tavan yapılığını gösterdiği söylenebilir. Bu konuda söylenmesi gereken pek çok şey söylendi.
Fon krizinde, eski bir bakanı ve partide genel başkan yardımcılığı yapan kişinin haksız kazanç sağladığı iddiasıyla çıkan büyük paralar dudak uçuklattı. İki tır para üzerinden hesaplayanlar, 200’lik banknotlar uç uca eklenirse uzaya gidip gelineceğine kadar, vatandaşa izah edilmeye çalışılıyor.
Burada asıl sorulması gereken soru şu:
Bu skandal ortaya çıkmasaydı ne olacaktı?
Anlaşılıyor ki bu skandal ortaya çıkarılmasa haksız kazançlar devam edecekti. Birileri milyarlar kazanırken, milletin açlıkla, yoksullukla mücadele ediyor.
Şimdi şu sorular akıllara geliyor:
Denetleyenle denetlenecek kurumun üyesinin aynı olduğu bir durumda gerçekler ortaya çıkar mı?
Pandoranın kutusu açılırken, bundan sonra yolsuzlukla ilgili yeni gelişmeler olur mu?
Bekleyip görelim…
YASAKLAR
Gelelim üçüncü “Y”ye…
Yasaklar meselesine.
Ülkede bir korku iklimi olduğu kesin. Düşünme ve düşündüğünü açıklama gibi hürriyetlerde geri gidiş oldu. Korku ortamı oluşturulurken konuşanın ve yazanın soruşturma geçirdiği bir dönem yaşıyoruz.
Şimdi çıkıp 3Y’de başarılı olduk diyebilen çıkar mı?