"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dertlerin ahirete bakan yüzü

Mehtap Yıldırım Yükselten
20 Haziran 2026, Cumartesi
İnsan, yaratılışı gereği elemden kaçar, rahat ve sıhhati arzu eder.

Bu sebeple ölüm, hastalık, musibet ve sıkıntılar ilk bakışta istenmeyen hâller olarak görünür. Ancak iman nazarıyla bakıldığında, onların da ahirete bakan hikmetli cihetleri vardır. Mü’min için çekilen hiçbir acı, dökülen hiçbir gözyaşı ve katlanılan hiçbir meşakkat zayi olmaz.

Peygamber Efendimiz (asm), mü’minin başına gelen sıkıntıların onun günahlarının affına vesile olduğunu haber vermiştir. Çekilen her ağrı, her yorgunluk ve her meşakkat, sabırla karşılandığında manevî kazanca dönüşmektedir. Böylece insan, farkına varmadan ebedî hayatına yatırım yapmış olur. "Bir Müslümana herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar." 1 

Bu hadis-i şerifin müjdelediği hakikati Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de Hastalar Risalesi'nde geniş bir şekilde izah eder. Dünya bir ücret ve mükâfat yeri değil, hizmet ve imtihan yurdudur. Asıl ücretin verileceği yer ise ahirettir. Bu sebeple mü'min, hastalık sebebiyle çektiği sıkıntıları sabır ve tevekkülle karşıladığında, her bir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Kısa ömrü uzun olur. Hatta bazen, hastalığın şiddetine ve kişinin imanına göre bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçer.

Allah, mutlak âdil olduğundan, kulunu bir derde mübtelâ edip de ona bunun karşılığını vermemesi mümkün değildir. Neden kimisi sağlık, sıhhat afiyet içinde yaşasın da, kimisi de belki bir ömür süren bir hastalıkla sıkıntılı bir hayat sürsün? İkisi de bu dünyadan göçtüğünde, ücret alırken mutlaka aralarında bir fark olmalıdır. 

Bir gün gözleri kapanan yaşlı, saliha bir kadın gözlerinin açılması için Bediüzzaman Hazretlerinden dua istemiş. Bediüzzaman Hazretleri de kadının salâhatini duasına şefaatçi yaparak dua etmiş. Kadının gözleri de Allah'ın verdiği şifa ve bir hekimin vesilesi ile açılmış. Ama kırk gün sonra o saliha hanımın gözleri tekrar kapanmış. Allah onun o takvasına ve salâhatına binaen ömrünün son demlerinde gözlerini tekrar kapatıyor ki, ahiretteki mükâfatı daha ziyade olsun. Zira bu dünyada bir engeli olanlar öbür dünyada ziyadesiyle mükâfatlandırılacaklar. Kadın kırk gün sonra vefat etmiş. Bedüzzaman Hazretleri aynı zamanda “keşfe’l-kubur” olduğundan, o saliha hanımın kabrinde Cennet bağ ve bahçelerini kırk bin günlerde seyretmeyi kazandığını müjde vermiştir. “Bir mü’min gözüne perde çekilse ve kabre girse, ehli kuburdan çok ziyade o âlem-i nuru temaşa edebilir” 2 Bu misale binaen diğer aza, organ, duyu eksiklikleri ya da çekilen hastalıkların, dertlerin, musibetlerin kişinin iman derecesine göre kabirde ve Cennette çok büyük bir mükafat suretinde verileceğini düşünerek, bunları ahirete uzanan bir rahmet vesilesi olarak okumak gerekir. Dünyanın kısa ve geçici sıkıntıları, sabır ve imanla karşılandığında kabirde Nur, berzahta tesellî ve Cennet'te saadet meyveleri verecektir.

Dipnotlar:

1- Buharî, Müslim

2- Buharî, Fethu’l Kebir

Okunma Sayısı: 157
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı