"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir kâse sütte yelken açmak

İrfan Çakmak
04 Ağustos 2026, Salı
Kâsedeki sütün üzerine bir yaprak salınarak kondu. Üzerinde süzülmeye başladı.

Zihninde süt deniz, yaprak da hayalinin esintisine açılmış bir yelkenli şeklinde canlandı. Yaprağı alacaktı, fakat almadı. Seyretmeye koyuldu. Sanki ruhu yelkenli, aklı kalbinin direğine bağlanmış yelkendi.

Cennet’te sütten ırmaklar vaadediliyordu.1 Süt mübarek bir Cennet nimetiydi. Saflık, temizlik, bereket, iman, şefkat, günahsızlık gibi anlamlarlı da temsil ediyordu. Validelerin sundukları sütler toplanıp bir mecrada akıtılsa süt ırmağı olmaz mıydı? Aylar ve yıllar üzerinden değerlendirildiğinde derya haline gelirdi. Cennette akıtılan süt ırmağı, dünyada milyonlarca insanî, hayvanî hatta nebatî annelerin vasıtasıyla sunulmaktaydı. Günahsızlık platformu olan yavrularda, validelerin memeler gözesinden rızık şeklinde kevser kevser tecelli ediyordu. Hazine-i rahmetin en latîf bir hediyesi, umulmadık bir tarzda umulmadık yerlerden onlara zaaf ve aczlerine şefkaten ihsan edilmekteydi.2 Yapraktan yelkenli şu mübarek deryada, Cennet nesimiyle hareketlenmişti.

En’am olarak belirtilen3 Koyun, keçi, inek, deve gibi hayvanlar bismillah diyerek insanlara rahmet feyzinden leziz, mübarek bir süt çeşmesi oluyordu. Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlardı.4 Yelken rüzgârını almıştı. Şu yelkenle yol alan ruhu, başında süt konserveleri taşıyan Hindistan cevizi ve incir gibi ağaçların, rahmet hazinesinden hal diliyle süt gibi en güzel bir gıdayı istediklerini, kendilerinin çamur yiyerek o mugaddi sütü meyvelerine yedirdiklerini müşahede etti.5 

Rahmetin sâfî deryasından tecelliler Peygamberimizle (asm) mu’cize şeklinde sunulmuştu. Rızkı, çocukluğunda süt annesinin keçileri ile bereket şeklinde gönderilmişti. Bir zaman su dolu bir kaba üfleyip, dua ettiğinde; üstü kaymak bağlamış halis bir süt olmuştu.7 Başka bir zaman mu’cize olarak kırk adam, üç dört adama ancak kafi gelebilecek sütü içerek doymuşlar ve süt olduğu gibi kalmıştı.8 Yine bir zaman yüzden fazla kişi bir kadeh sütle doymuştu.9  Kısır ve cılız keçilerin belini ve memelerini eliyle mesh edip dua ettiğinde, sağılan sütten içildikten sonra hane halkı da doyuncaya kadar içmişlerdi.10 Sütte simgeleşen imanî esintiye kapılan akıl yelkeninin süruru ile teberrüken bir salavat getirdi.

Demek ki Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin bir reşhası olan süt kandan da, çamurdan da, sudan da gönderilebiliyordu. Buna insan, hayvan, ağaç, hatta taş bile vesile kılınırdı. Allah’ın dilemesi yeterdi. Dilerse sütten nehir de akıtırdı, okyanus da yaratırdı. Dünyada şu müşahede edilenler, Cennet’teki ırmakların, sızıntıları ve gözeleri olmalıydı. 

Bir kâselik deryada yaprakla salınan ruhu dakikalar süren sörfünde ulaştığı şu mana sahilinden çıkarken yaprağı aldı ve kâsenin yanına bıraktı.

Dipnotlar:

1- Muhammed Suresi: 15.

2- Mektubat, Yeni Asya Neşriyat 2000, s. 406.

3- Yâsîn Suresi: 71-73.

4- Sözler, Yeni Asya Neşriyat 2001, s. 12.

5- Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat 2000, s.176.

6- Mektubat, Yeni Asya Neşriyat 2000, s. 149.

7- Age., s. 116.

8- Age., s. 119.

9- Age., s. 116.

Okunma Sayısı: 196
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı