"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstidatlar hürriyet yağmuru ile neşv ü nemâ bulsa...

Risale-i Nur'dan
04 Ağustos 2026, Salı
(Dünden devam)

Ve Üçüncü Hakikate dikkat et. Şöyle ki: Bu zaman-ı mazide insan istidad-ı gayr-i mütenâhîye mâlik iken, o kadar dar ve mahdut daire içinde hareket ediyordu ki, güya insan iken hayvan gibi yaşadığından, efkâr ve ahlâkı o daire nisbetinde tedennî etmiş ve mahsur kalmıştı. Şimdi bu şer’î hürriyet-i âdilâne eğer yaşasa ve bozulmazsa, fikr-i beşerin ağır zincirlerini paralamakla ve istidad-ı terakkîye karşı setleri herc ü merc ederek o küçük daireyi dünya kadar tevsî edebilir.

Hatta benim gibi bir köylü adam, Süreyya kadar ulvî olan idare-i umûmîyi nazara alacak, âmâl ve müyulâtın filizlerini orada bağlayacak. Ve herbir fiil ve tavrının orada bir ihtizaz ile zîmedhal bulunacağından, himmeti Süreyya kadar teâlî ve ahlâkı o derece tekemmül ve efkârı memâlik-i Osmaniye kadar tevessü edeceğinden, Eflâtun’ları ve İbni Sina’ları ve Bismarck’ları ve Dekart’ları ve Taftazanî’leri, inşaallah, geri bırakacak. Bu kuvvetli Asya ve Rumeli tarlası çok şübban-ı vatan mahsulü vereceğinden kaviyyen ümitvarız.

Lâsiyyema şu memâlik-i Osmaniye umum enbiyanın mahall-i zuhuru ve düvel-i mütemeddine-i salifenin mehd-i teşekkülü ve şems-i İslâmiyetin maşrık-ı tulûu olduğundan, insanların fıtratlarında ektikleri bu üç istidâdât-ı kemâl bu hürriyetin yağmuru ile neşv ü nemâ bulsa, herkesin istidadı ve fikr-i münevverinin dal ve budakları, Şecere-i Tûbâ gibi her tarafa açacaktır. Ve Şarkın Garba nisbetini, seherin guruba nisbeti gibi edecektir–eğer sûs-u ataletle ve semûm-u ağraz ile kurutulmazsa.

Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 94

LUGATÇE:

âmâl: emeller, istekler.

düvel-i mütemeddine-i salife: geçmişteki medenî devletler.

efkâr: fikirler.

herc ü merc: karmakarışık, altüst etmek.

istidad-ı gayr-i mütenâhî: sınırsız yetenek, nihayetsiz kabiliyet.

fikr-i münevver: aydınlanmış düşünce, nurlu fikir.

ihtizaz: titreme, harekete geçme.

istidâdât-ı kemâl: olgunlaşma yetenekleri, mükemmellik kabiliyetleri.

istidad-ı terakkî: ilerleme, gelişme, yükselme yeteneği.

lâsiyyema: özellikle.

maşrık-ı tulû: doğuş yeri.

mehd-i teşekkül: meydana gelme beşiği.

memâlik-i Osmaniye: Osmanlı memleketleri.

müyulât: meyiller.

neşv ü nemâ: büyüme ve yetişme, gelişme.

semûm-u ağraz: zehirli garaz ve düşmanlık rüzgârları.

sûs-u atalet: tembellik güvesi, kurdu; tembellik tabiatı, huyu.

Süreyya: Ülker yıldızı; (mecazen) çok yüksek makam.

Şecere-i Tûbâ: Cennetteki Tûbâ ağacı.

şübban-ı vatan: vatanın gençleri, vatanın yiğitleri.

tedennî: gerileme, alçalma.

tevessü: genişleme, yayılma.

tevsî etmek: genişletmek.

zîmedhal: pay sahibi, dâhil olan.

Okunma Sayısı: 245
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı