Allah Kur’ân-ı Kerîm’de, “Bana dua edin, size cevap vereyim” buyuruyor. (Mü’min Suresi, 60) Bu ayeti okuyunca aklımıza şöyle bir soru gelebilir. Madem Allah dualarımıza cevap vereceğini söylüyor, o halde neden bazen istediğimiz şeyler olmuyor?
Meselâ hasta bir çocuk, doktora “Doktor amca bana, hani şu tadı gazoz gibi olan şuruptan ver” dese, doktor ona cevap verir ama, eğer o ilâç çocuğun sağlığı için gerekliyse istediğini verir. Ama çocuğun sağlığı için zararlıysa vermez. Doktor, belki de çocuğun iyileşmesi için çok daha etkili bir ilâç verir ve çocuk iyileşir, çok mutlu olur. Allah da bizim her dualarımıza muhakkak cevap verir. Bazen istediğimizi verir, bazen vermez, bazen de bizim için çok daha iyilerini verir.
Dua bir ibadettir
Dua etmek, Yaratıcımızın karşısında acizliğimizi ve fakirliğimizi anlamak ve her şey O’nun elinde olan, her şeye sözü geçen Rabbimize yönelmektir. Kul olduğumuzu bilmektir. Yani dua da bir ibadettir. Her dua ettiğimizde ibadet sevabı kazanırız ve bu dualarımızın asıl karşılığı ahirette olacaktır. Ahiretteki sonsuz nimetlerin yanında, burada kabul olan o duamız hiç hükmündedir.
İnsanların çoğu bir sonucu elde etmek için dua edildiğini düşünür ama duanın asıl amacı o an istediğimizin olması değildir. Meselâ yağmur yağsın diye dua ederiz. Yağmur duası, yağmuru meydana getiren bir sebep değildir. Yağmursuzluk, o dua ibadetinin vaktidir. Yani biz yağmur yağsın diye değil, o kuraklık ve sıkıntı anında Allah’a yönelmek için dua ederiz. Hastalık, deprem, savaş gibi büyük sıkıntılarla karşılaştığımızda ne kadar zayıf ve güçsüz olduğumuzu anlıyoruz değil mi? Öyleyse sonsuz güç sahibi Allah’a sürekli dua etmeye ihtiyacımız var.