Çağımızın manevî hastalıklarına reçeteler sunan İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’ye bir gün, “Bize her şeyden evvel ne lâzım?” diye sormuşlar. O da hiç düşünmeden tek kelimeyle cevap vermiş: “Doğruluk!”
Peki, “Neden doğruluk?” Çünkü doğru sözlü ve güvenilir insanlar hem Allah’ın sevgisini kazanır hem de çevrelerindeki insanlara örnek olurlar. Bizim dinimiz İslâm’ın temeli doğruluktur. Bir Müslüman yalan söylemez, söylememelidir. Peygamber Efendimiz (asm), yalan söylemenin iman etmeyenlerin bir özelliği olduğunu belirtip bizleri yalan söylemekten sakındırmıştır. 1
Doğruluk sadece yalan söylememek midir?
Doğruluk sadece yalan söylememek değildir. Verdiğimiz sözü tutmak, emaneti korumak, hile yapmamak ve her zaman güvenilir olmak da doğruluğun bir parçasıdır. Bir mü’minin kalbi ile dili, sözü ile davranışı birbirine uygun olmalıdır.
Doğruluğa davet ne kazandırır?
Bir arkadaşımıza doğruluğun ne kadar mühim bir mesele olduğunu anlatmak ve “Doğruyu söylemek en güzeli.” demek doğruluk ve iyiliğe davettir. Peygamber Efendimiz (asm), insanları iyiliğe yönlendiren kimsenin, o iyiliği yapanların sevabı kadar sevap kazanacağını müjdelemiştir. Ne güzel bir haber değil mi? Bir arkadaşının güzel bir davranış yapmasına vesile olursan, sen de onunla beraber sevaplar alırsın.
Şakalarımızda bile doğru söyleyelim
Doğruluk sadece ciddî zamanlarda değil, şakalarımızda da önemlidir. Bazen arkadaşlarını güldürmek için gerçek olmayan şeyler söyleyen arkadaşlarımız oluyor. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (asm), şaka yaparken bile doğru konuşurdu. Biz de şakalarımızda kimseyi üzmemeli, korkutmamalı ve yalan söylememeliyiz. Unutmayın, en güzel şaka, hem güldüren hem de doğru olandır.
Dipnot:
1- Kenzu’l-Ummal, No: 8994