"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evde eğitim ve evde üretim zamanı

Mehtap Yıldırım Yükselten
07 Mayıs 2020, Perşembe
Kısa zamanda hayatımız ne çok değişti değil mi?

Her sabah hayata evden bağlanmaya çalışıyoruz. Çocuklar evde ders başı yapıyor. Anneler her yeni güne; hem anne, hem öğretmen, hem idareci, hem temizlik görevlisi hem yemek şefliği gibi vazifeleri en iyi şekilde yerine getirme gayretiyle başlıyor. Birçok işi dışarıya bağımlı olmadan kendimiz de yapabileceğimizi öğreniyoruz. Meselâ ekmek yapmak, yufka açmak gibi. Daha önce “yapamam” zannedip dışarıdan aldıklarımızı aslında evde de yapabileceğimizi fark ediyoruz. Denemediğimiz işleri denedikçe yeteneklerimizi keşfediyoruz.

Biz evde böyle ufak tefek keşifler yaparken, bilim insanları ve tıp uzmanları salgına çare olacak daha büyük keşifler için çaba sarf ediyor. Bu olağanüstü halde olmamız, insanlığın da olağanüstü gelişmelere imza atacak olmasının sinyallerini veriyor. Herkes kendi alanında en iyisini yapabilmek için mücadele ediyor. Artık insanlık daha varlıklı olmak için değil de daha sağlıklı ve hayatta kalmak için yaşıyor.

Bediüzzaman Said Nursî’nin “Ekmek yemek, yaşamak gibi zarurî ihtiyaçlar haricinde başka hangi zarûret var? sorusunu belki de en iyi şimdi anlıyoruz. Zaruret zannedip aldığımız birçok şeye aslında ihtiyaç yokmuş. Şimdi uzun zamandır hepimiz evdeyiz. Hiç yeni bir ayakkabı ya da elbise alan var mı? Yoktur her halde. Sinema, tiyatro, konser de zarurî değilmiş. Giyim kuşamın çeşitliliği de. Zaten evdeyiz, evde olanları giyiyoruz. Dışarı çıkmadığımız için artık ayakkabı da ihtiyaç değil. Çıksak da bir çift ayakkabı yeterli. Üzerimize bir dış kıyafet geçirip maske ve eldivenleri de taktık mı tamamdır. Kimse kimseyi kıyafetinden dolayı yadırgamıyor şimdilerde. Çünkü artık herkes, herkes gibi. Yüz ve eller dahil örtülü.

Nasreddin Hoca’nın damdan düşünce “Yanıma damdan düşen gelsin” dediği gibi şimdi bütün insanlık aynı derde düştü. Birbirinin hâlini anlar oldu. Bakalım hayatî tehlike sona erdiğinde, maskeler düştüğünde ne olacak? İşte o zaman gerçek yüzler ortaya çıkacak. İnsanoğlu salgın bittikten sonra da kendisi ve çevresi için temizlik kurallarına dikkat edecek mi? İsrafa kaçan alışkanlıklarına son verecek mi? Tok açın hâlinden anlayacak mı? Daha âdil, daha vicdanlı, insaflı olacak mı? Başkalarını bilemeyiz, ama kendimizi en iyi biz biliriz ve hatalarımızı telâfi edebiliriz. Yanlışlarımızı düzeltebiliriz. Evlerimize dönmek aslında bizi kendimize getirdi.

Caddeler sokaklar ıssızlaşırken, bir zamanlar ıssız bıraktığımız kendimize ve evlerimize de şenlik geldi. Aile birlik ve beraberliğinin lezzetini çoğumuz yeni keşfediyoruz. Hem evler artık dört duvar arası değil. Teknoloji sayesinde dünya evde. Tamamen evden yapılamayan işler de var, ama şimdi birçok işi evden yapmanın yollarını arıyoruz. Derslerimizi evlerimizde yapıyoruz. Evlerimizden ders videoları izliyoruz. Uzaktan eğitimlere katılıyoruz. Zaruret zannettiklerinin peşinde koşarken tüketen ve tükenen insanlığa ev şimdi şefkatli bir ana kucağı oldu. Hem de bir sığınak. Güven ve huzur veriyor, teselli ediyor. “Sakin ol, otur, dinlen, düşün, geriye kalan ömrünü de ziyan etme. Oku, öğren, öğret, üret” diyor. 

Zaman evde eğitim ve evde üretim zamanı.

Okunma Sayısı: 1170
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı