ABD’nin Irak’taki son birlikleri 30 Eylül 2026 itibariyle ayrıldı. ABD birliklerinin en son Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ndeki Erbil Hava Üssü’nden ayrılarak, Washington’un Irak’taki 12 yıllık konuşlanması sona erdi.
Irak’tan ayrılma süreci, yani ABD öncülüğündeki “İçsel Kararlılık Operasyonu” kapsamında Koalisyon misyonunun sonlandırılması eski ABD Başkanı Joe Biden ve eski Irak Başbakanı Muhammed Şia el-Sudani tarafından Eylül 2024’teki görüşmelerde belirlenmişti.
Washington’un ayrılması, İran ve Irak makamlarınca olumlu karşılandı. ABD’nin Irak’tan tamamen ayrılışı, “Suriye’de Nisan 2026’da tüm önemli üslerin geçiş hükümetine devredilmesiyle başlayan savunma mimarisinin yeniden düzenlenmesiyle tutarlılığı da” öne çıkıyor. İran açısından, ABD çekilmesi “sürgün, tarihî zafer ve Batı Asya’nın Büyük Şeytan boyunduruğundan kurtuluşunun şafağı” şeklinde değerlendiriliyor.
Irak’ta ise Başbakan Ali ez-Zeydi, ABD güçlerinin ayrılışını “ülkesinin tam egemenliğinin kazanılması” olarak nitelendiriyor. Ancak Bağdat yönetiminin, bölgenin iki rakibi ABD ve İran baskısı arasında sıkışmış durumda. Irak’ın bu çıkmazı, Körfez ülkelerinin iki güç arasında kalmışlığıyla benzerlik gösteriyor.
Bununla birlikte “ABD’nin son dönemde Suudi Arabistan’a 48 adet F-35 savaş uçağı satışını onaylarken, Husiler’e saldırmayı reddettiği ve sadece istihbarat-hedef belirleme desteği sunduğu” kaydediliyor. ABD’nin bu tutumunun “İran harekatı ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiğinin korunmasının ötesinde, bölgesel ortaklarını savunmak için daha fazla kaynak ayırma niyetinde olmadığına” işarettir.
Elbette ABD’nin belirtilen davranışı, Körfez ülkelerinin savunma ortaklıklarını çeşitlendirme çabalarını da güçlendiriyor. Bu anlamda Irak 14 Eylül 2026’da Fransa’yla Askerî İşbirliğini Geliştirme Protokolü’nü imzalamıştı. Yani Irak ordusu, “kara birliklerinden stratejik fiziksel özelliklerde donatılmış bir ordu yapısına dönüşme çabasında”. Bir de Türkiye Millî Savunma Bakanlığı’ndan 01 Ekim 2026’da yapılan açıklamada “terör Örgütü DAEŞ ile mücadelede Iraklı askerî personelin eğitimi için kurulan Başika Üssü’nün Iraklı makamlara devredileceğini” bildirdi. Böylece Türkiye’nin Irak’ı PKK’ya karşı hareket ettiği güvenlik bölgesi görmekten uzaklaşarak, Bağdat’la daha kurumsallaşmış ilişkilere girecektir. Bağdat’ın Sincar’da devlet otoritesini genişletme/sağlamlaştırma taahhüdü de Ankara’yı PKK ve güvenlik konusunda rahatlatacaktır.
Diğer taraftan ABD’nin çekilmesiyle, Erbil’in Bağdat’la ilişkilerine daha fazla yoğunlaşacağı muhtemeldir. Çünkü “Patriot hava savunma sistemlerinin kaldırılması sonrasında, bölgenin balistik füzelere karşı savunmaz kaldığı” ileri sürülüyor. İran’ın bölgeye yönelik 2018’den beri İHA ve füze saldırıları mevcut. Bölgeye 01 Mart 2026’dan bu yana 1000’den fazla İHA ve füzeyle saldırıldığı bildiriliyor. İran’ın zikredilen saldırıları Kürt muhalif gruplarına karşı gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Bundan sonra ABD-Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi arasındaki ilişkilerin askerî olmaktan daha çok diplomasi temelli olacağı düşünülüyor. Erbil de petrol sahalarını korumak için Bağdat’la daha fazla işbirliğine yönelecektir.
Ayrıca ABD’nin çekilmesi, Irak’ın güvenlik güçlerinin IŞİD/DAEŞ kalıntılarıyla sınanmasına yol açabilir. Yine Irak’taki İran’la bağlantılı grupların silah bırakma(ma)sı da Bağdat yönetiminin oldukça zor süreçlerinden olacaktır. İran’la bağlantılı grupların silahlarını bırakmaması, Irak’ta ABD baskısını arttıracaktır. Hâl-i hazırda Bağdat, İran yanlısı grupların dağıtılmasına sağlayacak bir yıllık süreci başlattıklarını bildirse de, Washington’un bu kadar sabırlı olmayacağı ihtimallerdendir. Aslında Irak’taki İran yanlısı grupların silah bırakması veya devlete entegre olmaları, ABD-İran savaşının gidişatıyla da ilgili olsa gerek. Ayrıca bu grupların varlıklarının gerekçesi, ABD ve işgaline karşı olmalarıdır. Yani ABD’ye karşı direnişti. ABD’nin son askerî varlığının çekilmesi sonrasındaki süreçte, İran yanlısı silahlı grupların dağılıp dağılmayacağı göreceğiz.