"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasal İslâmcılık nereye?

Muhammet ÖRTLEK
23 Kasım 2021, Salı
Arap Baharı ile birlikte siyasal İslâmcılığın Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yükselişe geçtiği biliniyor.

Siyasal İslâmcı anlayışıyla öne çıkan Müslüman Kardeşler’in kurumsal nitelikteki yapısı ile bölgenin diğer 16 ülkesinde siyasî parti, cemaat, grup veya parlamentosunda bağımsız seçilen milletvekili vb. şekillerde temsil edildikleri bildiriliyor.

Ancak Mısır’da 3 Temmuz 2013’te Müslüman Kardeşler’e ve onun siyasî kanadı Hürriyet ve Adalet Partisi iktidarına, Abdul Fettah El-Sisi liderliğinde yapılan darbe yükselişin yönünü aşağıya çekmeye başlamıştır. Aynı zamanda Mısır’da, Müslüman Kardeşler yasaklanarak, terör örgütü ilân edildiler.

Arap Baharı sonrasında muhtelif ülkelerde iktidara gelen Müslüman Kardeşler bağlantılı siyasî partiler de yönetimden uzaklaştırıldılar. Mısır’daki gelişmelerin ardından, Tunus’ta 26 Ekim 2014 seçimlerinde En-Nahda Partisi, Parlamento’da çoğunluğu kaybetti. Yine Tunus’ta 26 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Kays Saed’in darbesiyle, El-Gannuşi’nin Başkanı olduğu Parlamento kapatıldı. En-Nahda’ya karşı sert söylemler siyasette ve protestolarda yerini aldı. Birde istifaların yaşandığı Parti, kan kaybetmeye başladı. 

Daha sonra Fas’ta geçmiş iki seçimde birinci gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, 8 Eylül 2021’de gerçekleştirilen seçimlerin sonucunda 125 sandalyeden 13’e düşerek büyük bir kayıp yaşadı. (Yeni Asya, 21.09.2021, Fas Seçimleri: Neo-Siyasal İslâmcılığın Sonu mu?).

Diğer taraftan bölge ülkelerinin, İsrail’le “normalleşme” adına yapılan “İbrahim Anlaşmaları” hatırlardadır. İsrail’le ilk normalleşen ülke 1978’de Enver Sedat liderliğindeki Mısır olmuştu. Hatta İsrail’le yapılan barış, Sedat’a Nobel Barış Ödülü’nün verilmesini sağlamıştır. İsrail’le normalleşen sonraki ülke 1994’te Ürdün oldu. Daha sonra 13 Ağustos 2020’de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve 16 Eylül 2020’de de Bahreyn şeklinde sıralanıyor. Birde Fas Dışişleri Bakanı Nasser Bourita’nın 12 Aralık 2020’de, İsrail Kamu Yayın Kurumu’na bağlı TV Kanalı KAN’a verdiği demeçte “Fas ve İsrail ilişkilerinde iyileşmeye” atıfta bulunularak normalleşme sinyali verilmişti. Sudan’ın da benzer bir anlaşma imzalayacağı ihtimaller arasında.

İsrail ve Suudi Arabistan arasında güvenlik ve istihbarat hususunda işbirliğini geliştirmek için görüşmelere devam ettiği de belirtiliyor. 

Eski İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun 3 Mart 2020 Çarşamba günü, internet üzerinden Likud Partisi’nin düzenlediği konferansta “geçen yıl 4 Arap devletinin, İsrail’le normalleşmesinin en önemli sebepleri arasında ekonomik avantajlar ve ortak güvenlik hedefleri” olduğunu vurguladı. Netanyahu birde “normalleşme ile Arap devletlerinin, İsrail’i düşman olarak görmeyi bırakıp, bizi ekonomik ve güvenlik açısından müttefik olarak görmeye başlamalarıdır” ifadesini sarf etmiştir (Yeni Asya, 03.03.2021, “Normalleşme”lerden “Ortadoğu NATO’su”na).

Başta Müslüman Kardeşler olmak üzere ve diğer benzer grupların, Arap Baharı’ndaki yükselişlerinin yerini gerilemeye, küçülmeye, bölünmeye vb. durumlara bıraktığı görülmektedir. Bununla birlikte bölgedeki siyasal İslâmcı unsurların en önemli argümanlarından birisi de İsrail karşıtlığıdır. 

Yukarıda adı zikredilen devletlerin, İsrail’le “normalleşmeleri” de siyasal İslâmcı unsurlar açısından beklenmeyen bir gelişmeye yol açtığı veya öfkelendirdiği düşünülmektedir.

Hem Arap Baharı sonrası gerileme hem de İsrail ile muhtelif ülkelerin “normalleşme”lerinin, bölgedeki siyasal İslâmcı yapıların zayıflamasına neden olduğu iddialar arasındadır.

Afganistan’da ise, Taliban’ın 15 Ağustos 2021’de Kabil’i ele geçirip kontrolü sağlaması, diğer coğrafyalardaki benzer siyasal İslâmcı unsurları, örgütleri, cihatçı ve silâhlı grupları cesaretlendirdiği, hatta zafer kutlamaları yapıldığı uluslararası basında yer almıştı. 

Aynı zamanda İdlib’de “Heyet Tahrir El-Şam’ın (HTŞ)” zafer kutlaması; HAMAS lideri İsmail Haniye’nin de, “Taliban’ı tebriği ve İsrail’e karşı Taliban’ın kararlılığını uygulayacakları”; Taliban’ı tebrik edenler arasında Somali’deki Eş-Şebab ve Filistin İslâmî Cihad’ın yer aldığı uluslararası haberlerde kaydedilmişti.

Yine El-Kaide de, Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesini “zafer” diye niteliyor. “El-Kaide’nin yayınlarında Pakistan, Keşmir, Yemen, Suriye, Gazze, Somali ve Mali’deki Müslümanlara Afganistan’ın özgürleşmesi ve Şeriat’ın uygulanmaya başlanmasını kutladıklarını” neşretmişti. (Yeni Asya, 21.08.2021, Taliban, Diğerleri ve İslâm).

Bugün gelinen noktada bazıları tarafından Taliban’ın iktidara dönüşü kutlansa da, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde İslâm’ın siyasetteki rolünün azaldığı ve siyasal İslâmcı unsurların giderek zayıfladığı vurgulanıyor. Ancak kimilerine göre, etkisi azalanın seçimle iktidara gelen, şiddet yanlısı olmayan vb. özellikteki akımlar olduğu ileri sürülüyor. Buna karşılık bazı çevrelere göre ise, Taliban gibi şiddete başvurabilen, silâhlı, radikal nitelikte bir yapının yükselişi söz konusu. 

Şimdi kimi kesimlerce Taliban hakkında belirtilen “zafer, başarı” vb. söylemlerin, siyasal İslâmcılığın gerilemesini tersine çevirip çevirmeyeceği gözlemleniyor.

Okunma Sayısı: 993
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı